Güneşe, dağlara, rüzgâra karışan emek: Berivanlar 2026-07-25 09:02:30   Neslihan Kardaş   ŞIRNEX - Elkê’nin Warkê Gelejêrê ve Mêrga Pînîyan yaylarında rüzgârın sesine, güneşin ısısına, dağların serinliğine sesleri karışan berivanlar, “Eskiden hep beraberdi herkes. Şimdi gittikçe azalıyor bu kültür. Artık hem yeni nesiller berivanlık yapmıyor hem de ekonomi buna izin vermiyor” diyor.    Şirnex'in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinin yüksek yaylalarında gün, güneş doğmadan kadınların emeğiyle başlıyor. Berivan kadınlar, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiyi sırtlarında taşıyarak, koyun sürülerinin ardından serin ve yüksek yaylalara çıkıyor. Kadınlar, sağdıkları sütlerle yoğurt, peynir, yağ üretmekle kalmıyor, her üretimde yaşamı da yeniden üretiyor. Koyunların, kuzuların ve kadınların sesinin rüzgâra karıştığı yaylalarda kadınların emeği, her zamankinden daha da belirgin gün yüzüne çıkıyor.   Kadınların dağlarda verdiği emek, doğayla kurdukları kadim ilişkinin ve tüm zorluklara rağmen sürdürülen bir yaşam direncinin hikâyesini anlatıyor. Elkê’nin Warkê Gelejêrê ve Mêrga Pînîyan yaylalarına sabahın erken saatlerinde çıkan kadınların yaptığı iş, geçim kaynağı olmanın dışında kadınların hafızasını, dayanışmasını ve özgürlük arayışını yaşatan bir yaşam biçimi olarak varlığını koruyor.     Warkê Gelejêrê ve Mêrga Pînîyan yaylalarında berivanlık yapan kadınlar, yaşamları ve yaptıkları işin zorluklarını anlattı.   Yaklaşık 10-12 yıldır berivanlık yaptığını anlatan Rahime Ataman, havaların ısınmasıyla yaylalara çıktıklarını söylüyor. Bir yandan ise Rahime Ataman'ın elinde topladığı dağ kekiği duruyor. Topladığı dağ kekiğini koyunların ikinci sağım vakti gelmeden ayıklamaya çalışan Rahime Ataman, bir yandan da yaşamlarını anlatıyor bizlere. Koyun sağım mevsiminin başlarında her gün yaylalara çıkıp, koyunlarını sağıp sonrasında ise evlerine geri döndüklerini fakat birkaç ay sonrasında havaların tamamen ısınması ile yaylalara yerleşip sonbahara kadar orada kaldıklarını belirtiyor.   Yaşamlarını şu sözlerle ifade ediyor Rahime Ataman: “Havalar tam ısınınca yaylalara çadırlarımızı kuruyoruz ve orada kalıyoruz. Havalar serinlemeye başlayıncaya kadar yaylalarda kalıyoruz. Sonrasında köyümüze geri dönüyoruz. Yaşamımız yıllardır böyle geçiyor. Kış aylarında ise içeride koyunlarımızı besliyoruz.”     Berivanların bir günü nasıl geçiyor?     Berivanların mesaisi günün erken saatlerinde başlıyor. Bu sebepten sabahın erken saatlerinde kalktıklarını dile getiren Rahime Ataman, “Sabah 08.30’da ise yaylalara doğru yol alıyoruz. Yaylaya varana kadar saat 09.00 oluyor. Sonrasında hazırlığımızı yapıp, koyunlarımızı sağmaya başlıyoruz. Saat 12.30 gibi ilk koyun sağımımız bitiyor. Öğlen yemeğini yedikten sonra sütlerimizi kaldırıyoruz. O esnada koyunlarımız otlanmaya gidiyor. Dörtten çobanlar koyunlarımızı geri getiriyor ve ikinci sağıma başlıyoruz. Peynirimizi burada yapıp evimize götürüyoruz” diye belirtiyor.    ‘Emeğimizin karşılığını alamıyoruz’   Yaşamlarının çok zor olduğunu vurgulayan Rahime Ataman, “Yazın yaşamımız yaylalarda geçerken, kışın ise evde oluyoruz. Bizler ürettiğimiz peynir, yoğurt gibi ürünleri önce kendimize yetecek kadarını alıyoruz. Eğer ki ihtiyacımızdan fazlası varsa bunu satıyoruz. Bunca çektiğimiz zahmete rağmen peyniri sattığımızda emeğimizin karşılığını pek alamıyoruz. Ucuz alıyorlar ürünlerimizi. Burada yaşam çok zor. Bu sene çok kar yağdığı için hâlâ yaylalara yerleşmedik. Normalde bu vakitte çoktan yerleşmemiz gerekiyordu” diyor.      20 yıl berivanlık yaptı   Warkê Gelejêrê yaylasına doğru çıkarken, uzaktan yerden bir şeyler toplayan bir kadın görüyoruz. Biz berivanların yaşamlarını başka kadınlara sorarken yanımıza varıyor o da. Heybesinde topladığı dağ kekikleri ile gelip oturuyor yanı başımıza. Hanım Ataman’ın topladığı kekiklerin kokusuna emeğinin kokusu karışıyor. Ardından kendisine de mikrofon uzatıyoruz. Yıllarca kendisinin de berivanlık yaptığını fakat sağlık sorunlarından dolayı iki yıldır artık yapmadığını belirtiyor. Bugün ise pancar toplamak için yaylaya geldiğini anlatan Hanım Ataman, “Yayla işi çok zor, yollarımız kötü. Koyunlarımız dışında bir gelir kaynağımız yok. Ben 20 yıl berivanlık yaptım. Yaylalarda her türlü işi yaptım. Eskiden tabii her şey daha zordu. Şimdi artık biraz daha kolay” ifadelerini kullanıyor.    Yaylalarda hane sayısı düşüyor   Yayla yaşamının çok zor olduğunu fakat tüm zorluklara rağmen yine de güzel olduğunu dile getiren Hanım Ataman, “Eskiden her yaylada en az 50 hane olurdu şimdi ise en fazla 4-5 hane var. Bazı yerlerde ise tek hane. Eskiden böyle değildi. Eskiden hep beraberdi herkes. Şimdi gittikçe azalıyor bu kültür. Artık hem yeni nesiller berivanlık yapmıyor hem de ekonomi buna izin vermiyor. Çobanların ödemesi çok fazla, yaylaya çıkarken kiraladığımız araçların fiyatları çok yüksek çünkü yakıt pahalı. Artık millet sütü, peyniri satın alıyor” diye ekliyor.