Enkazdan geriye kalan: Emek var, karşılığı yok! 2026-07-25 09:05:03   Evin Çiftçi   HATAY - 6 Şubat depreminin bıraktığı büyük yıkımın ardından geçimlerini el emekleriyle sağlamaya çalışan Hataylı kadınlar, derinleşen ekonomik krizin üretimlerini çok etkilediğini belirterek, "Emek veriyoruz ancak karşılığını alamıyoruz" dedi.   Mereş merkezli 6 Şubat depreminin üzerinden üç yılı aşkın süre geçmesine rağmen Hatay'da yaşam hâlâ tam anlamıyla normale dönmedi. Barınmadan istihdama kadar birçok alanda yaşanan sorunlar sürerken, derinleşen ekonomik kriz de depremden etkilenen yurttaşların yaşamını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Artan hayat pahalılığı ve yükselen üretim maliyetleri karşısında geçim mücadelesi veren kadınlar ise el emeği ürünleriyle yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor.   Hatay’da örgü üreterek gelir elde eden kadınlar, hem depremin yarattığı enkazın ardından yeni bir hayat kurmaya hem de ekonomik zorluklar içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.     Enkaz ve derinleşen ekonomi   1997'den beri Halk Eğitim Merkezi’nde çalıştığını ve sonra emekli olduğunu söyleyen Semira Marangozoğlu, depremin yarattığı tahribata ve derinleşen ekonomik krizin etkilerine dikkat çekti. Semira Marangozoğlu, “Ekonominin yansımadığı bir yer yok zaten. Zor şartlarda çalışıyoruz. Mesela ben bazı bileklik boncuklarımı burada bulamıyorum, Mersin'den alıp getiriyorum. Ancak kazancım da maalesef emeğimin karşılığını bulmuyor. Depremden sonra alım gücü azaldı. İnsanlar ‘Ne yiyeceğim? Bugün evime ne götüreceğim?’ derdine düştü maalesef" dedi.     ‘Her şeye rağmen üretmek güzel’   Emeklerinin karşılık bulmadığını söyleyen Hadra Çivi de, “Ben ilkokuldan beri el sanatlarına yatkınım. El sanatlarının her türlüsünü yapıyoruz. Arkadaşlarla bir araya gelip kurslara katılıyoruz. Usta öğretici arkadaşlarımız kurs açıyor. Depremden sonra arkadaşlarla kurslara katılmaya başladık. Arkadaşlarla katılmak, sohbet etmek, çalışmak çok iyi bir şey. Bir dayanışma içerisindeyiz ve bu çok güzel. Bir araya gelip onlarla çalışmak, onlarla sohbet etmek çok iyi geliyor. Emeklerimiz çok az karşılık buluyor. Ekonomik kriz çok derinleşmiş. Ekonomik kriz bize çok yansıyor çünkü aldığımız malzemeler çok pahalı. Bir müşteri gelip fiyat sorduğunda çok yüksek buluyor. Yine de çalışmak güzel. Bence bütün kadınlar çalışsın. Genç kızlarımız öğrensinler, çalışsınlar. Çalışmak, öğretmek, öğrenmek çok iyi ve güzel. Yani kadın ürettikçe mutlu oluyor. Biz de bir şey ürettiğimizde çok mutlu oluyoruz” diye belirtti.   Kötü koşullarda yaşadıklarını söyleyen Zeynep Temizkan, “4 kişilik bir aileyiz. Üniversitede ve lisede okuyan iki çocuğum var. Her ikisine bakmak zorundayım. Zorlanıyoruz ama çalışmak zorundayız. Çok az kâr ediyoruz. Böyle sosyal bir hayatımız yok" ifadelerini kullandı.     'Birkaç iş yaparak geçimimi sağlayabiliyorum'   Geçinemedikleri için birkaç işi birlikte yaptıklarını söyleyen Didem Beyaz, “Ben evde yaptığım takıları satıyorum. Kayınvalidemin de el emeği ürünlerini getirdim. Onları da halka sunmak için getirdim. Belki bir farkındalık yaratır, bize destek olurlar diye geldim buraya. İnşallah emeğimizin karşılığını alırız. Mevcut durumdan dolayı üç dört işi birden yapmak zorunda kalıyoruz. Mesela bu takıları gidip bir dükkânda da sergileyebilirdik ama vergiler olsun, dükkân kiraları olsun o kadar yüksek ki yani bunlarla başa çıkamayacağımız için evden ufak ufak satış yapmaya çalışıyoruz. Bence tüm kadınların elinden ne geliyorsa yapmak için uğraşmaları lazım. Bir köşeye çekilip onları birilerinin bulmasını beklemesinler. Kendilerinin farkındalık yaratmaları lazım” ifadelerini kullandı.     ‘Emekli maaşım yetmediği için buradayım’   Emekli maaşı yetmediği için yaptığı örgüleri sattığını belirten Semire Mimbaroğulları, “15 yıldır bu işi yapıyorum. Daha önce Halk Eğitim'de usta öğretici olarak görev yapıyordum. Şu an emekli oldum. Ama yine de böyle festivallerde, özel günlerde stant açıyoruz. Gelir sağlayabilmek için boş zamanlarımızda örgü örüyoruz. Bir şeyler kazanmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiğince ev ekonomisine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu şekilde uğraşmaya çalışıyoruz. Tabii ki ilk başta her şey zor gelebilir ama öğrendikten sonra emin olun her şey çok basit. Çeşit çeşit örgülerimiz var. Tığ, şiş ve makine işimiz var. Ben emekli olduğum hâlde maalesef maaş yetmediği için bu şekilde elimizden geleni yapmaya, ayakta durmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.     'Geçinemiyoruz'   Depremden önce bu işe başladıklarını ancak depremden sonra daha çok ihtiyaç duyduklarını söyleyen Nuran Özdemir, şunları söyledi: “Emeğimiz el emeği, göz nuru. İşliyoruz, onları satmaya çalışıyoruz. Kendi geçimimizi bundan elde etmeye çalışıyoruz. Satabilirsek ne mutlu. Örgülerimiz modelden modele değişiyor ama en azından üç günümüzü alıyor. Öyle geçinmeye çalışıyoruz. Emeğimizin karşılığını almaya çalışıyoruz. Kıt kanaat geçiniyoruz. Ekonomik kriz tezgâhlarımıza çok yansıyor. Daha önce dört beş çanta satıyorduk. Şimdi bir iki çanta satıyoruz. Halkın en öncelikli ihtiyacı gıda olduğu için bu biraz lükse kaçıyor.”