'Uluslararası kurumlar ve BM neden Kürtleri hariç tutuyor?' 2026-01-26 01:58:42   HABER MERKEZİ - Yaklaşık 250 akademisyenin katıldığı Zoom toplantısında konuşan Rojavalılar, herkesi sorumluluk almaya çağırarak, “Bu sadece hayatta kalmakla ilgili değil, dilimizle kültürümüzle onurlu bir şekilde yaşamakla ilgili. Uluslararası kurumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) neden Kürtleri hariç tutuyor?” diye sordu.    Amerika merkezli Kürt Toplum Cinsiyet Çalışmaları Ağı ve Rojava Acil Komitesi, Zoom üzerinden “Rojava Bilgilendirme Toplantısı ve Acil Dayanışma Buluşması” başlıklı bir online toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya Rojava’dan isimler ile uluslararası üniversitelerden yaklaşık 250 akademisyen ve gazeteci katıldı.    Toplantı Moderatörü Kanada Carleton Üniversitesi’nden Gülay Kılıçaslan yaptığı açılış konuşmasında HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekliği çetelerin saldırılarına, enerji ve internet kesintilerine değindi. Sonrasında konuşan gazeteci Luqman Guldivê saldırıların yoğun olduğu bölgelere, halkın maruz bırakıldığı şiddet ve zorunlu göçe değindi.    Öğrencilerin durumu   Rojavalı Ebîr Reqa’daki 200’den fazla öğrencinin bulunduğu üniversitenin ve çalışan akademisyenlerin de saldırıların hedefi olduğunu ve diğer şehirlere göç etmek zorunda bırakıldıklarına değindi. Kadın akademisyenlerin durumunun da son derece kötü olduğunu vurgulayan Ebîr, öğrencilerin daha güvenli alanlara geçtiğini ancak eğitim haklarından yoksun bırakıldıklarını söyledi. Ebîr, “Çoğu öğrenci Kobanê ve çevre şehirlerden. Hesekê ve çevresinden gelenler var. Hesekê çevresinde de yaşanan çatışmalar sebebiyle halk göç etmek zorunda kaldı” diyerek öğrencilerin saldırılar nedeniyle psikolojik olarak da zor durumda olduklarını ifade etti.    Ebîr, “Kobanê’deki durum çok zor çünkü Kobanê kuşatma altında. Orada bulunan çok sayıda sivil de aynı şekilde. Başûr Kurdistan ile iletişim halinde olup yardım istiyorlar. Elektrik, mazot ve internet kesintileri yaşanıyor. İnsani yardım talep ediliyor. Çevre köylerden de çok sayıda insan göç etmek zorunda kaldı. Hava çok soğuk ve yiyecek yok. Kobanê’de 5 çocuk soğuktan hayatını kaybetti. Yine saldırılardan dolayı bir öğretmen hayatını kaybetti” dedi.   ‘Dilimizle kültürümüzle onurlu bir şekilde yaşam’   Rojava’dan Evîn ise, “Bu saldırılar varlığımıza, kültürümüze karşı yapılan saldırılardır. Bu, haklarımız için ve bir insan gibi yaşama hakkımız için verilen bir mücadeledir” diyerek Rojava Üniversitesindeki öğrencilerin eğitimleri ve gelecek konusunda endişeli olduklarını dile getirdi. Evîn, “Şêx Meqsûd’dan göçen halklara yardım ediyorlar, hastalara yardım ediyorlar. Öğrenciler öğrenciden çok aktivist gibiler şu an, halkla birlikteler, çatışmayı bitirmek için çalışıyorlar. Çağrıları ise herkes için barış” ifadelerini kullandı.     Öğrencilerin eğitimine de değinen Evîn, devletin dil haklarına yaklaşımının kendilerinden farklı olduğunu belirterek, “Bu öğrencilerin hepsi yıllarca Kürtçe eğitim görmüş ve ana dilleri de Kürtçedir. Devlet ise bu dili bir grubun dili olarak tanımaya çalışıyor, ancak bu mümkün değil. Bundan sonra Arapça eğitime devam etmeleri mümkün değil. Gelecekte dillerinin yasaklanmasından endişeliler. Lütfen bizi tam anlamıyla destekleyin. Bu sadece hayatta kalmakla ilgili değil, dilimizle kültürümüzle onurlu bir şekilde yaşamakla ilgili” diye belirtti.   ‘Birleşmiş Milletler neden Kürtleri hariç tutuyor?’   Qamişlo’dan Rojava Üniversitesi Jineoloji yüksek lisans öğrencisi C ise şöyle konuştu: “Sözlerime herkese acil yardım edilmesi gerektiğini söyleyerek başlamak istiyorum. Dünyadaki birçok devrim örneği Fransa gibi Amerika gibi Rusya gibi, diktatörlere karşı verilmiş savaşlardır. Suriye yönetimiyle iyi bir geçmiş deneyimimiz yok. Dilimizi yasakladılar, kültürümüzü yasakladılar, Newroz’umuzu yasakladılar. Eşit olmak, birlikte eşit yaşamak ve temel haklarımızı istiyoruz. Burada DAİŞ ile ilgili mücadelede açık bir yasa yok. Kuzey ve Doğu Suriye halklarını korumak için çalışmak ve yardım taleplerine cevap vermeliyiz. Esad rejiminin düşmesinden ve onun kaçmasından sonra Colani uluslararası kamuoyunda iyi bir imaj çizmeye çalıştı. Buradaki herkes eminim ki Suriye devleti ile imzalanan 8 maddelik anlaşmadan haberdardır. Ama hiçbir zaman uymadılar. Tekrar Dürzilere, Alevilere ve en sonunda da Kürtlere saldırdılar. Yaklaşık 1 saat önce Suriye devleti tarafından yapılan saldırıda 1 ailenin tüm üyeleri hayatını kaybetti. Yaşananlara dair korkunç ve aşağılayıcı görüntüleri herkes internette görmüştür. Uluslararası kurumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) neden Kürtleri hariç tutuyor? Herkesi sorumluluk almaya çağırıyorum.”   ‘‘Jin, jiyan azadî’ felsefesi hedef alınıyor’   Hesekê’den A ise Tebqa ve Reqa gibi yerlerden göç etmek zorunda kalan kişilerin Hesekê’de olduğunu, savaşçıların ise her gece yapılan saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Uyumuyorlar. Dondurucu soğuklarda kendilerini fiziksel olarak uyanık tutmaya çalışıyorlar. Evleri DAİŞ tarafından el konulmuş, yağmalanmış. Kadınlar da hedefteydi çünkü Rojava Devrimi'nden ‘Jin, jiyan azadî’ felsefesi hedef alınıyor. DAİŞ kadınları tekrardan sokaklarda ve pazarlarda satmak istiyor” diyerek bütün dillerde yaşananların duyurulması gerektiğini ifade etti.    ‘Colani yönetime geldiğinden beri bütün terörist gruplarda aktifti’   Rojava Üniversitesi Jineoloji bölümünden Dêrikli S, mülteci sorunu ile ilgilendiğini, hala pek çok engellemeyle karşılaştıklarını ve ihtiyaçların olduğunu belirterek şunları söyledi: “Yaşananlar bizim umduğumuz gibi değildi. Herkesin özgürce yaşayabileceği, kendi görüşlerini özgürce ifade edebileceği, birlikte barış içinde yaşayabileceği bir ülke olmasını umuyorduk. Kadınların güçlü ve özgür olduğu bir ülke umuyorduk. Helep’teydim ve Kürtlerin acısını gördüm, nasıl yalnız kaldığımızı gördüm. İnsanlar Efrîn’den Heleb’e oradan Tebqa ve Reqa’ya oradan da Hesekê’ye göç etmek zorunda kaldı. İnsanlar 3 kere göç etmek zorunda kaldı. Colani yönetime geldiğinden beri bütün terörist gruplarda aktifti. Son zamanlarda yaşadıklarımız çok hızlı ve acı verici. Dayanışmanızı bekliyoruz. Başarabileceğinize inanıyorum. Her biriniz güçlüsünüz. Tek istediğimiz demokratik bir sistemde yaşamak, kendi dilimizde eğitim görmek ve temel insan haklarına sahip olmaktır.”   Dayanışma mesajı   Kanada Ontario Eğitim Araştırmaları Enstitüsü Liderlik, Yüksek ve Yetişkin Eğitimi Bölümü’nden emekli profesör Shahrzad Mojab, İran ve Rojhilat’taki katliamlardan, Rojava’daki soykırıma kadar bütün şiddet seviyelerinin son derece şiddetli olduğunun açıkça ortaya konduğunu ifade ederek, “Rojava’daki meslektaşlarım bilmenizi isterim ki yalnız değilsiniz. Rojava ve Rojhilat için planlarımız var. Sınıflarımızda, kampüslerimizde ‘Jin, jiyan, azadî’yi söylemeye devam edeceğiz” dedi.    Staten Island Koleji Sosyoloji ve Antropoloji Bölümü'nde ve New York Şehir Üniversitesi Lisansüstü Merkezi Ortadoğu Çalışmaları Bölümü'nde Doçent olan Özlem Göner ise “Bu sadece Kürt halkının ayakta kalması değil, feminist, ekolojik, anti-kapitalist bir yaşamın ayakta kalmasıdır" diye konuştu.