‘Barbarlığa karşı kadın direniş örgütlendi’ 2026-02-01 09:03:22   Melek Avcı   ANKARA - Bu süreçte barbarlığa karşı kadınların direnişinin örgütlendiğini gördüklerini söyleyen Güney Kürdistanlı aktivist Beyan Ali, birlik için de “Bu, halkımızın hayatta kalması için bir mücadele. Hepimiz bir araya gelmeliyiz. Gerçekten de, ‘yek welatî’ diyoruz, bu yapay sınırlar ve yapay devletler tarafından bölünmüş durumdayız. Bu ülkelerin Kürt halkına demokratik bir katkısı yok” dedi.    HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’da halklara yönelik katliamları  Kobanê kuşatmasına karşı halkların dünyanın dört bir yanında eylemselliği devam ediyor. Bu eylemselliğin dikkat çeken noktası ise dört parça Kürdistan’da Kürt halkının ve dostlarının günlerdir sokakta olması ve Rojava kazanımlarını korumak için büyük eylem ve yürüyüşler gerçekleştirmesi oldu.    Güney Kürdistanlı kadın hakları aktivisti Beyan Ali, Rojava'ya yönelik saldırılara karşı Kürtlerin ulusal birlik temelinde bir araya gelişine ilişkin konuştu.   ‘Kadınların sosyal ve siyasi kazanımlarına karşı çok hedefli bir saldırıdır’   Rojava'ya yönelik saldırıların insanlığa, demokrasiye, Kadın Özgürlük Hareketi'ne, Jinolojî’ye Kürt halkına yönelik bir saldırı olduğunu söyleyen Beyan Ali, HTŞ’nin lideri Colani’nin, HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği çetelerin meşrulaştırılmasının tehlikeli olduğunu belirtti. Beyan Ali, “Bunların ABD, Avrupa ve dünya tarafından meşrulaştırılması çok tehlikeli. Bu milisler IŞİD tutuklularını da serbest bırakıyorlar ve biz bu milisleri tanıyoruz. Kürt halkına, kadınlara, azınlıklara, Hıristiyan Dürzilere karşı düşmanlıklarını ve Suriye'de ilerlediklerini biliyoruz. Sivillere acımasızca saldırıyorlar. Etnik temizlik yapıyorlar, barbarca davranarak bölgede barbarlıklarını yayıyorlar. Bu, Kürtlerin sosyal kazanımlarını hedef alan daha geniş bir politikanın parçasıdır. Rojava'nın sosyal etkisini, örneğin Rojhilat'taki jinoloji ve Jin Jiyan Azadî Hareketi'nde görebiliriz. Jîna Mahsa Emînî’nin İran İslam Devleti rejimi tarafından katledilmesinden sonra bunu görebiliyoruz. Dünya çapında kadınların bu rejime karşı dayanışmasını ve şu anda kuşatma altında olan ve su ve elektrikten mahrum kalan Kobanê'ye karşı dayanışmasını görebiliyoruz. Kobane'nin 2014 yılında IŞİD'in ahlaksızlığını yendiğini ve IŞİD İslam Devleti, sözde halifeliğe karşı savaşta bir dönüm noktası olduğunu biliyoruz. Bu saldırı gerçekten de sadece Rojava'da değil, tüm bölgede kadınların sosyal ve siyasi kazanımlarına karşı çok hedefli bir saldırıdır” diye konuştu.    ‘Kürt ulusunun direnişinin hayatta kalması içindir’   Saldırılara karşı yayılan direnişin Kürt halkının hayatta kalması için verildiğini söyleyen Beyan Ali, “Aslında, Kürdistan'ın dört parçasını da düşündüğümüzde, Kobanê'de kuşatma altında insani bir krizin baş gösterdiğini görebiliriz. Bu sadece insanlığa değil, şu anda Türkiye, İran, Irak, Suriye, Bakur, Başûr, Rojava, Rojhilat’ta, yaşayan Kürt milletine de yönelik bir saldırıdır. Bunun siyasi yankıları, IŞİD'in ortaya çıkışı ve bu cihatçı milislerin bölgede güç kazanması çok geniş kapsamlıdır ve Ortadoğu'nun ötesine geçecek. Bu sadece bu bölgeyi değil, tüm dünyayı etkiliyor. 'Serkeftin yan serkeftin' denildiğini duyabiliyoruz ve bu şu demek sadece Rojava'nın hayatta kalması için bir mücadele değil, Kürt ulusunun direnişinin hayatta kalması içindir. Bu, bir ulusun direnişi ve aynı zamanda bir ulusun ezilmesine karşı bir direniş” dedi.    ‘Türkiye destekli milisleri meşrulaştırmak için başkan yapıldı’   “Uluslararası toplumun bu konuda sessiz kalması potansiyel olarak felaketle sonuçlanabilir” diyen Beyan Ali, kuşatma devam ederken yaşanan sessizliği eleştirdi. Beyan Ali, şöyle devam etti:  “DAİŞ mahkumlarının serbest bırakıldığını gördük. Bu teröristleri, cihatçıları, bölgedeki İslamcı köktencileri, ne yaptıklarını, iktidara gelirlerse ne yapacaklarını ve Colani'nin başkan olarak meşrulaştırılmasını gördük. Elbette, 19 Aralık 2024'te ABD tarafından başına 10 milyon dolarlık ödül konduğunu biliyoruz. Ertesi gün, iki aydan az bir süre içinde, sanırım 42 gün içinde, bu ödül kaldırıldı ve kendisi HTŞ altında bunu meşrulaştırmak, Suriye hükümetini ve onlarla bağlantılı cihatçı, Türkiye destekli milisleri meşrulaştırmak için başkan yapıldı. Bu, bölgedeki barbarlığı, terörizmi ve şiddeti meşrulaştırmaktır. Bu tutukluları IŞİD tutuklularını tanıyoruz. Bunlar arasında yabancı savaşçılar da var. Bunlar Avrupa vatandaşı insanlar, bazıları geri dönmek isteyecek ve bu da o ülkelerin ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturuyor. Örneğin, Birleşik Krallık'ta Samina Begum vatandaşlığı, Birleşik Krallık'a geri dönmemesi için iptal edildiğini biliyoruz ve o orada tutuklu bulunuyor. Dolayısıyla, Rojava'da IŞİD'e karşı mücadelede 11.000'den fazla Kürt'ün şehit olduğunu biliyoruz. 20.000'den fazla kişi yaralandı. Biliyorsunuz, bir nesil genç insan, bu canavarca ve insanlık dışı İslam Devleti, barbarlar ve bu hükümetin HTŞ'nin, Türkiye destekli milislerin meşrulaştırılmasıyla katledildi, çünkü tüm bunların mimarı Türkiye'dir. Sonuçta bu, dünya güvenliği için bir tehdittir. Bu hapishanelerde çok tehlikeli insanların bulunduğunu biliyoruz. Onlar iğrenç suçlar işlediler. Êzidî halkının soykırımını hatırlıyoruz. IŞİD'in 6 bin ila 7 bin Ezidi kadın ve çocuğu kaçırdıklarını ve onları cinsel köleliğe zorladıklarını biliyoruz. İşlenen korkunç zulmü biliyoruz ve şu anki de benzer bir saldırıdır. Bu, Rojava halkının ve Kürt halkının varlığına yönelik bir saldırıdır.”   ‘Tüm dünyaya Kadın Kurtuluş Hareketi'ni tanıtıyorlar’   Yanı sıra tüm bu barbarlığa karşı kadınların direnişinin örgütlendiğini gördüklerini söyleyen Beyan Ali, “Kadınlar sosyal medyada birleşerek harekete geçtiler. Saçlarını örmenin çok yaygın olduğunu gördük ve insanlar bunu sosyal medyada paylaşarak, sosyal medyada dolaşan görüntüye açıkça tepki gösterdi, videolarını yayınladılar. Birçok kişi bu konuda paylaşımlar yapıyor, videolar çekiyor, protesto gösterilerine katılıyor, Jin Jiyan Azadî eylemleri ve protestolar Kadın Kurtuluş Hareketi'ni tanıtıyor, bu konuya dikkat çekiyor ve bu eylemi kınıyor. Toplum olarak biliyoruz ki kadınlar özgür olana kadar, ataerkil bir sistem altında yaşayacağız. Kadınlar özgür olmalı ki toplum özgür olsun ve tüm insanlar özgür olsun” dedi.    ‘Kürt halkı, Kürt ulusu bir araya geliyor’   Güney Kürdistan’da kitlesel protestoların hala sürdüğünü ifade eden Beyan Ali, Kürtlerin saldırılara karşı farkındalıkla birleştiğini belirtti. Beyan Ali şöyle devam etti: “Süleymani'yede, Duhok'ta, Hewlêr'de protesto ediyorlar. Her gün binlerce insanın sokaklara döküldüğünü gördük. Hewlêr'deki ABD Konsolosluğu önünde protestolar vardı. Orada çok sayıda insan vardı. İnsanlar bir araya geldi. Bu tehdide, Kürt halkına yönelik saldırıya karşı birleştiler. Yani insanlar giderek daha fazla farkındalık kazanıyor. ‘Rojava ve Rojhilat'a Kurdistan yek welat e’ gibi sloganlar gördük. Kısaca insanlar duruma ve Kürt milletine yönelik saldırılar konusunda daha fazla farkındalık kazanıyor. Gerçekten, birçok insanı otobüslere binerken gördük, Rojava'ya gitmek için gönüllü oldular, hatta Rohilat'tan bile. Birçok insan oraya gitmek için Başûr'a geliyor. Para ve malzeme Rojava halkına göndermek için malzeme topluyorlar. Ama gerçekten herkesin birleşmesi çok önemli. Orada neler olduğunu görebiliyoruz. Sosyal medyada görüyoruz. Farkındayız. Şimdi herkes arasında bir birlik var; ideoloji, siyasi inanç, din gibi tüm meseleler bir kenara bırakılarak Kürt halkı, Kürt ulusu bir araya geliyor.    ‘Bu halkımızın hayatta kalması için bir mücadele’   Çok zor bir durum olmasına rağmen, insanlar gerçekten birleşiyorlar ve moral gerçekten yükseldi. Rojava'da görebilirsiniz, oradaki halkın görüntülerini görüyoruz. Kürt ezgileri çalıyorlar,  ateş yakıyorlar, halay çekiyorlar. Bu morali yükseltti. Dürüst olmak gerekirse, Kürt halkının bir araya gelmesini görmek gerçekten çok güzel. Çok zor bir dönemden geçiyoruz, biliyorsunuz. Bu, halkımızın hayatta kalması için bir mücadele. Hepimiz bir araya gelmeliyiz. Gerçekten de, "yek welati" diyoruz,  bu yapay sınırlar ve yapay devletler tarafından bölünmüş durumdayız. ABD, Batı medyası ve Avrupa medyası bize bu ülkelerin egemenliği hakkında bilgi veriyor. Bu ülkelerin Kürt halkına demokratik bir katkısı yok. Bizi bu şekilde ezmek için ne gibi bir yetkileri var? Bu bölgelerin bir parçası olmak için seçim yapmadık, oy kullanmadık. Kendi kaderini tayin etmek, dilini özgürce konuşmak temel bir insan hakkıdır ve bu ülkelerdeki hiçbir Kürt'ün bu temel insan hakkına sahip olduğunu söyleyemezsiniz, bu tüm dünya halkları için en temel, en basit insan hakkıdır.”