Rojava için yürüdüler: Özgür ve eşit yaşamak tek seçenek 2026-02-01 15:03:31   İSTANBUL - İstanbul’da düzenlenen yürüyüşte, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı dayanışma mesajı verilirken, sınır kapılarının açılması mesajı verildi.    İstanbul’da Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokrasi Kongresi (HDK) öncülüğünde, 1 Şubat Dünya Rojava ile Dayanışma Günü kapsamında yürüyüş düzenlendi. DEM Parti milletvekilleri ile çeşitli siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı yürüyüş, Halitağa Caddesi’nden başlayarak Kadıköy’de sona erdi. Yürüyüş boyunca sık sık “Jin jiyan azadî”, “Biji berxwedana Rojava”, “Biji Serok Apo”, “Yek e yek e Kurdistan yeke” ve “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganları atıldı.   Yürüyüşün sona erdiği Kadıköy’de basın açıklaması yapıldı. Açıklamanın Kürtçesini DEM Parti İl Örgütü’nden Çetin Yıldız, Türkçesini ise TUHAYDER Eşbaşkanı Nurten Karagöz okudu.   ‘Direndik direneceğiz’   İlk sözü DEM Parti İl Eşbaşkanı Arife Çınar aldı. 2013-14’ten bu yana Kobanê’de demokratik ulus sisteminin inşa edildiğini belirten Arife Çınar, bunun Kürt halkının kendi kimliğiyle özgür yaşaması anlamına geldiğini ifade etti. Arife Çınar, “Oysa bu sisteme karşı HTŞ, IŞİD, egemen güçler ve Türkiye tarafından saldırılar gerçekleştiriliyor. Bu halkları yok saymak, inançları yok saymak demektir. Bu saldırılara karşı 6 Şubat’tan bu yana Kürt halkının topraklarını işgal eden saldırılara karşı tüm dünya ülkelerinde demokratik güçlerle nöbet tutuldu. Yapılan bir anlaşma var, bu anlaşma önemli; kadınların özgür yaşaması için önemli. Ama bu anlaşma, bu sokakta sesimizi haykırdığımız için, Kürt halkı direndiği için gerçekleşti. Bizler her yerde mücadele edeceğiz ve orada yeşeren sistemimizi her yerde savunacağız” şeklinde konuştu.   ‘Koridor açılmalı’   Rojava’da devam eden insani krize dikkat çeken HDK İstanbul Eşsözcüsü Didem Yılmaz ise “Büyük bir kinle yapılan saldırılar sivil halkları hâlâ tehdit ediyor. Uluslararası çevrelere, insan hakları savunucularına sesleniyoruz: İnsani yardım koridoru açılmalıdır. Rojava sadece bir coğrafya değil; kadın özgürlükçü, ekolojik, demokratik bir yaşamın filizlendiği yerdir. Tüm Ortadoğu halklarının umududur. Dün nasıl Gazze’yi savunduysak, Rojava’yı da savunacağız” diye belirtti.   ‘Bütün halklar gibi Kürtler de özgür olmak istiyor’   Ardından DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan söz aldı. Kürt halkının 30 yıldır onurlu bir yaşam için mücadele ettiğini belirten Ayşegül Doğan, “Kürt halkını parçaladılar ancak biz diyoruz ki; Kürtleri parçalasalar da Kürtler Rojava’da, Rojhilat’ta, Amed’de, Qamişlo’da, birbirinden uzaklarda da olsalar birleşir, bir olur. Biz tüm halklar için sınırsızlık istiyoruz. Sınırlar bizim yüreğimizde yoktur, mücadelemiz sınırlar için değildir. Rojava bizim yüreğimizdir. Rojava, onurlu bir yaşamın, özgür yaşamın, hakların özgürlüğü için bir tarihtir. Bütün halklar gibi Kürtler de özgür olmak, hukuken tanınmak ve kendini savunmak istiyor. Biz savaş değil, yıkım değil, haklarımızı istiyoruz. Sadece Kürt halkı için değil, tüm halklar için istiyoruz. Direnen kadınların saç örgülerine kimsenin dokunmasına izin vermeyeceğiz. Bizim saçlarımız onların korkusudur” dedi.   ‘Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın’   Ayşegül Doğan, Rojava’nın düşmemesinin halkların kazanması anlamına geldiğini ifade ederek, “Rojava'nın bir ortak vicdana, insanlık ve ahlaki değerler için bir sembole dönüştüğü bu günlerde, bunları tehdit olarak görmek yerine bu birlikten nasıl bir güç doğabileceğini öngörmek gerekir. Buna uygun rasyonel bir siyaset geliştirmek gerekir. Bugün yüzü Ankara’ya dönük olan Kürtler, Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın diye bekleyen Kürtler, Kobanê’ye ilk yardım elinin Türk kardeşlerinden uzanmasını bekleyen Kürtler şu mesajı veriyor: Madem bin yıllık kardeşliği yeniden test edeceğimiz bir zamandayız, o halde gelin, işte fırsat; acıda buluşalım, gelin birlikte kazanalım diyorlar. Açın bütün sınır kapılarını. Yalnızca coğrafya olarak algılamayın bu mesajı. Kürtler, yüreklere örülmüş duvarları, barikatları yıkıp geçelim diyor artık. Yüzyıldır halklara ezberletilen düşmanlığa karşı kalıcı, gerçek bir yüz yıllık dostluk ve kardeşlik teklifi yapıyorlar. Parti olarak diyoruz ki artık savaş değil barış zamanı. Artık söylenen sözleri somut adımlarla gösterme zamanı. Artık Qamişlo, Diyarbakır, Ankara, Erbil hep birlikte kazanma zamanı” diye konuştu.   ‘Tek seçenek var: birlikte özgür ve eşit yaşamak’   Kürtlerin haklarını korumaya ve kazanımların anayasal güvenceyle kalıcı hâle getirilmesine vurgu yapan Ayşegül Doğan, “Artık bu kararı geciktirmeyin. Artık desteklenmesi gerekenler, zorda olduklarında, saldırı ve kuşatma altında olduklarında Kürtlere saldıranlar değildir. Onurlu bir yaşamın simgesi olan Rojava’yı ve onun için direnenleri buradan selamlıyoruz. Yeni ve özgür bir yaşam için bu direnişi halkların birlikteliği ve kardeşliğiyle büyütmeliyiz. Çatışmayı körüklemek isteyenlere, savaşı halklara tek seçenek olarak sunanlara karşı şunu göstereceğiz: Tek seçenek var, o da birlikte, özgür, eşit ve herkesin birbirini tanıdığı bir yaşam. İşte biz bunun için direniyoruz ve bunun için dünyanın her yerinde direnenleri ortak mücadelemizin bir parçası olarak görerek selamlıyoruz” sözlerini kullandı.    Ardından basın açıklaması okundu.    ‘Kadın özgürlükçü paradigmanın toplumsallaştığı aydınlanma süreci’   Kapitalist modernitenin ulus-devlet kıskacına karşı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Modernite kuramının somutlaştığı Rojava’nın, sömürgeci zihniyete karşı en güçlü alternatiflerden biri hâline geldiği belirtilen açıklamada, Rojava’da ortaya çıkan iradenin özgür ve eş yaşamı esas alan yeni bir toplumsal sözleşmeyi temsil ettiği ifade edildi. Abdullah Öcalan’ın “Rojava yalnızca bir halkın değil; halkların, inançların ve özellikle kadınların özgürlük manifestosudur” sözlerine yer verilen açıklamada, “Kadın öncülüğünde gelişen bu devrim, statüsüzlüğe mahkûm edilmek istenen bir halkın kendi öz gücüyle var oluşunun ifadesi olduğu kadar, kadın özgürlükçü paradigmanın toplumsallaştığı bir aydınlanma sürecidir. Rojava’da somutlaşan bu deneyim, parçalanmışlığa karşı demokratik ulusal birliğin önemini ve gerekliliğini de en açık biçimde göstermektedir” denildi.   ‘Üçüncü Yol Stratejisi vurgusu’   Ulus-devletlerin Rojava kazanımlarına yönelik yeni bir komplo sürecini hayata geçirdiği belirtilen açıklamada, DAİŞ ve HTŞ çeteleri eliyle yürütülen bu sürecin hedefinde halkların demokrasi ve özgürlük talebi ile özellikle Kürt halkının statü arayışının yer aldığı ifade edildi. Rojava’da açığa çıkan irade ve kazanımları savunmanın Ortadoğu ve dünya halkları açısından tarihsel ve toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulanan açıklamada, “Bizler demokratik ulusal birlik ruhuyla, sömürgeci siyasetin dayattığı yapay sınırları aşarak halkların bir arada, özgür ve eşit yaşama iradesini savunan bu onurlu direnişi selamlıyor; tüm demokrasi güçlerini bu evrensel mirası korumaya ve büyütmeye çağırıyoruz. Rojava’da parlayan özgürlük meşalesi, Önder Abdullah Öcalan’ın ‘Üçüncü Yol’ stratejisiyle bütünleşerek bölge halklarına demokratik ve özgür bir yaşamın yolunu göstermeye devam edecektir” ifadelerine yer verildi.   Açıklama, sloganlarla sona erdi.