Ardıl Çeşme: Mücadele sözle değil pratikle büyür 2026-04-27 11:52:28   HABER MERKEZİ - 31 yıllık tutsaklığın ardından Erzincan Cezaevi’nden tahliye edilen Ardıl Çeşme, “Kimse halka akıl vermemeli” diyerek, mücadelenin sözle değil pratikle büyüyeceğini ifade etti.   1994 yılının Kasım ayında Amed’de gözaltına alınıp Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırılan ve Erzîngan’da bulunan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve tahliyesi daha önce 3 kez hukuksuz bir şekilde ertelenen Ardıl Çeşme, 31 yıllık tutsaklığının ardından geçtiğimiz gün tahliye oldu. Ardıl Çeşme, ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.    ‘Tutsaklara yönelik baskı politikaları devam ediyor’   31 yıl boyunca birçok cezaevine sürgün edildiğini söyleyen Ardıl Çeşme, devletin tutsaklara yönelik baskı politikalarının hala devam ettiğini belirtti. Devletin politikalarına karşı tutsakların da direnmeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Ardıl Çeşme, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne rağmen zindanlarda hala olumlu bir gelişmenin yaşanmadığına, tutsaklara yönelik baskı ve zulmün devam ettiğine dikkat çekti. Sürecin başlamasının ardından tutsaklar olarak Abdullah Öcalan’ın açıklamalarına odaklandıklarını söyleyen Ardıl Çeşme, bu dönemde Ortadoğu’da birçok gelişmenin yaşandığını, İran savaşının patlak verdiğini belirterek, “Ortadoğu’da yaşanan savaştan dolayı bu süreç çok önemli. Bundan dolayı önümüzü çok iyi görmemiz lazım. Zindanda bu gelişmeleri daha objektif bir şekilde ele alabilme fırsatımız oluyor” dedi.     ‘Zindanlarda herkes önderliğe çok güveniyor’   Bilgi alma konusunda sınırlı olduklarını ama bunun yanında süreci daha iyi anlayabildiklerine dikkat çeken Ardıl Çeşme, “Süreç henüz başlamadan Bahçeli’nin yaptığı açıklamalara herkes gibi biz de çok şaşırdık ama çok da inanmadık. Fakat Önderliğin mesajının yayınlanmasından sonra herhalde bir gelişmeler yaşanıyor dedik. Zindanlarda herkes Önderliğe çok güveniyor. Önderlik bir süreç başlatmışsa yanlış bir şey yapılmayacaktır inancı var bizde. Çünkü Önderliğin çok büyük bir etkisi var. Arkadaşların moral ve motivasyonları da bu anlamda çok iyiydi. Tabi ki zindanlarda iki yüzlü politikalar yürütülüyor. Hem herkes düşmanın tutsaklara yönelik politikalarını çok iyi biliyor, bunlar artık teşhir olmuştur” diye belirtti.     ‘Kimse halka akıl vermemeli’   Devletin son güne kadar bile tutsaklara, “Pişman mısın, değil misin” diye sorduğunun altını çizen Ardıl Çeşme konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Onca yıl zindanda kalıp sadece iki söz ile pişmanım desek inanacak mısınız diyoruz ‘hayır’ diyorlar. Onlar da bu saatten sonra kimsenin birkaç gün erken çıkayım diye böyle bir şeyi kabul etmeyeceklerini biliyorlar. Devletin işi teslim almak, tutsakların görevi ise direnmektir. Bizim geleneğimizde de zindan direnişleri Mazlumlardan günümüze kadar devam ediyor ve edecektir. Çünkü bizler direnişle var olduk, içeride de, dışarıda da bu böyledir. Bugün Kürt halkı bir araya geliyorsa, bir slogan bile atıyorsa herkes bilsin ki bu şehitlerimizin kanıyla elde edildi. Bunlar böyle basit şeyler değildir, büyük bedellerle elde edilmiş değerlerdir. Bunun bir ağırlığı var. Zindandaki tutsaklar zaten her zaman bunun ağırlığını yaşıyor. Çünkü o mekanlar 1980’li yıllarda arkadaşların büyük ve amansız bir direniş sergiledikleri mekanlardır. Şuan her ne kadar bir süreç yürütülüyorsa da mücadelemiz de devam ediyor. Mesele sadece silahlar değil. Mesela şuan bir demokrasi yok ki bu yüzden her şey normaldir, herkes çok rahattır diyemeyiz. Böyle bir durum yok. Mücadeleye katılan herkes şunu bilir ki bir tarafta ölüm, bir tarafta zindan, bir tarafta da yaşam var. şuan bu 3 nokta üzerinden yaşamımızı sürdürüyoruz. Bunun anlamını bilmek insanı daha da güçlü kılıyor, daha bilinçli yapıyor. Biz Önderliğe bakıyoruz, bize güç veren, moral veren budur. Biliyoruz ki Önderlik var olduğu sürece sıkıntıya girmeyeceğiz. Var olan sıkıntıları da aşabiliriz.   Bence kimse halka akıl vermemelidir, herkes biz halka şunu yapsınlar diyoruz gibi söylemler kullanıyor hayır bu doğru değil. Mesela Önderlik pratik politika yönünden eksik kalıyorsunuz diyor. İhtiyacımız olan şey şudur; örneğin bir çocuğa sürekli aynı şeyleri söylediğinde yapmıyor hareketlerine bakarak yapıyor. Bize düşen de halka şunu yapın, bunu yapın demek değildir. Önce bizim yapmamız lazım. Zaten biz yaptığımız da onlar da geleceklerdir. Bu yüzden mücadele sabır ve emek verilerek sürdürülmelidir. Süreç böyle bir süreçtir.”   ‘Halkımız her süreçte yanımızdaydı’   Rahatsızlığından dolayı son süreçte kendisini ziyaret edemeyen annesi Nafiye Çeşme’nin geçtiğimiz ay yaşamını yitirdiğini anımsatan Ardıl Çeşme, Kürdistan’da genel olarak çok büyük acıların çekildiğini kaydetti. Ardıl Çeşme, “Kürdistan’da birçok anne-baba evlatsız, birçok çocuk anne-babasız kaldı. Bu bizim gerçekliğimiz. Sadece benim annem, babam veya ben bunu yaşamadım. Böyle bir gerçekliğimiz var, kendimizi kandırmayalım. Kürdistan’da kim bu acıları yaşamıyor ki? Önemli olan bu yaşananları bir değere dönüştürmektir, anlamlandırmaktır. Çünkü bu kadar zorluk çektiler, bu kadar emek verdiler bizim de buna karşı bu mücadeleyi daha da yükseltmemiz ve haklarını teslim etmemiz lazım. Tabi ki her insan annesini, babasını, çocuklarını görmek ister ama maalesef böyle bir gerçeklik yok. Kürdistan’ın durumu bu. Bunu kişiselleştirmek doğru değil. Bu mücadeleye katıldığımızda böyle olduğunu biliyorduk. Keşke herkes güzel günler görebilseydi. Ama mücadele böyle bir şey. Bizler cennette değiliz, yollarımız güllerden oluşmadı. Birçok zorluğu var bu mücadelenin. Anneme ve babama da bu zorluklar düştü. Bu anlamda tüm anne-babalara, halkımıza teşekkür etmek istiyorum. Her zaman bizim yanımızda oldular. Bizler bu yüzden bu kadar güçlüyüz çünkü biliyorduk ki her durumda halkımız yanımızdadır. Bu çok büyük bir güçtür. Herkes bunu söyleyemez ama bizler yaşadık bunu. Halkımız her süreçte yanımızdaydı. Annem için de bunları söyleyebilirim” sözlerini kullandı.