Cumartesi Anneleri'nden adalet mücadelesine devam mesajı 2026-05-02 13:13:29   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, bu hafta Mehmet Şerif Avşar'ın akıbetinin araştırılmasını ve etkin bir soruşturma yürütülmesini isteyerek, adalet mücadelesini yürüttüklerini söyledi.   Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bin 101’incisini gerçekleştirdi.   Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde, kayıpların fotoğrafları ve kırmızı karanfiller taşındı. Bu haftaki eylemde, 22 Nisan 1994 tarihinde işyerine gelen sivil giyimli kişiler tarafından “ifadesi var” denilerek götürülen ve 2 hafta sonra cenazesi bulunan Mehmet Şerif Avşar'ın hikâyesine dikkat çekildi. Kayıp hikâyesini İHD yöneticisi Setenay Yarıcı okudu.   Kayıp hikâyesi   Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin cezasız bırakıldığına işaret eden Setenay Yarıcı, açılan sınırlı sayıdaki davalarda da adaletin sağlanmadığını ve bunlardan birinin de 32 yıl önce katledilen Mehmet Şerif Avşar olduğunu vurguladı. Setenay Yarıcı, “28 yaşındaki Mehmet Şerif Avşar Diyarbakır’da yaşıyor, Yenişehir semtindeki ailesine ait işyerinde kardeşleriyle birlikte çalışıyordu. 22 Nisan 1994 tarihinde işyerine gelen sivil giyimli kişiler ‘ifadesi var’ diyerek onu götürmek istedi. Kardeşleri, resmi kimlik göstermelerini istedi. Bunun üzerine birisi dışarı çıkıp ‘Müdürüm’ dediği bir kişiyle döndü. Gelen şahıs, JİTEM’de uzman çavuş olarak görev yapan Gültekin Sütçü’ydü. Askeri kimlik gösterdi. ‘Bir şey olmayacak, ifadesini alıp bırakacağız’ dedi. Aile ikna olmadı. Bunun üzerine silahlar kardeşlere çevrildi. Tehditler yükseldi. Mehmet Şerif, kardeşlerine zarar gelmemesi için ‘Tamam, kardeşlerime dokunmayın, ben geliyorum’ diyerek onlarla gitmek zorunda kaldı. Tanıkların gözleri önünde, 7 kişilik ekip tarafından sürüklenerek araca bindirildi. Kardeşleri peşlerinden gitti; onu Diyarbakır’da JİTEM merkezi olarak bilinen Saraykapı Jandarma Komutanlığı’na götürdüklerini gördü” dedi.   ‘Gerçek sorumlular yargılanmadı’   Ailenin alay komutanlığına hemen başvurup Mehmet Şerif Avşar'ın akıbetini sorduğunu aktaran Setenay Yarıcı, “Biz gözaltı yapmıyoruz, araştıracağız. Siz burada beklemeyin” denildiğini söyledi. Ancak ailenin beklemeye devam ettiğini belirten Yarıcı, “Beklerken, Şerif’i götüren kişileri askeriyenin bahçesinde kendi gözleriyle gördüler. Ailenin, İnsan Hakları Derneği’nin, Uluslararası Af Örgütü’nün tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. İki hafta sonra Mehmet Şerif Avşar’ın ağır işkence izleri taşıyan cansız bedeni Lice yolunda, metruk bir binada bulundu. Mahkeme kararlarına göre; Avşar, jandarma komutanlığına kayıtlı araçla gözaltına alındı, sorgulandı ve öldürüldü. Ancak yargılama süreci, bu suçu örgütlü bir yapı ve sistematik bir politika olarak ele almak yerine bireysel bir cinayet gibi değerlendirdi. Böylece gerçek sorumluların önemli bir kısmı yargı önüne çıkarılmadı” diye belirtti.   ‘Sorumlular açığa çıkarılmalı’   Yıllar süren yargılama sonucunda faillerin bir kısmının tespit edildiğini söyleyen Setenay Yarıcı, “Korucu Ömer Güngör 20 yıl, itirafçı Mesut Mehmetoğlu ile korucular Fevzi Gökçen, Yaşar Günbatı, Aziz Elbey ve Zeyat Akçin altışar yıl hapisle cezalandırıldı. Olaydan 14 yıl sonra da uzman çavuş Gültekin Sütçü 30 yıl hapis cezası aldı. Faillerden bir kısmının tespit edilmiş ve cezalandırılmış olması, yürütülen soruşturma ve yargılamanın tek başına yeterli ve etkin olduğu ve adaleti sağladığı anlamına gelmez. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 10 Temmuz 2001 tarihli kararında; her ne kadar itirafçı Mesut Mehmetoğlu ve 5 köy korucusunun mahkûm edilmesiyle sonuçlanan bir kovuşturma olsa da yürütülen adli sürecin, Mehmet Şerif Avşar’ın kaçırılması ve öldürülmesinde resmi makamların rolünün ve sorumluluğunun ortaya çıkarılmadığını açıkça tespit etti. Türkiye’yi, etkili soruşturma yürütmediği ve yaşam hakkını korumadığı için mahkûm etti” ifadelerini kullandı.   ‘Başvurular sonuçsuz kaldı’   Aradan geçen 32 yılda hâlâ Avşar için adalet istediklerini belirten Setenay Yarıcı, şunları söyledi: “Mehmet Şerif Avşar, tüm başvurulara rağmen neden korunmadı? Onu gözaltına alanlar kimlerden emir aldı? Bu suçun arkasındaki yapı neden açığa çıkarılmadı? Onun zorla kaybedilmesini engellemeyen, suçta sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlilerinin yargılanmasını istiyoruz. Devletin bu suçtaki sorumluluğunu kabul etmesini, hakikatin tüm açıklığıyla ortaya çıkarılmasını istiyoruz.”   ‘Adalet mücadelesini sürdürüyoruz’   Ardından 1980 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Cumartesi Anneleri’nden İkbal Eren, Hayrettin Eren’in bugün doğum günü olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Bugün 2 Mayıs, benim için çok önemli bir gün. Abim Hayrettin Eren, bundan 72 yıl önce dünyaya geldi. Bugün benim zihnimde hep bu fotoğraftaki gibi 26 yaşında. Ben onu ararken hep 26 yaşındaki Hayrettin Eren’i arıyorum. Ben 45 yıldır 26 yaşındaki Hayrettin Eren’i arıyorum. İyi ki bizim kardeşimiz oldu. Abim, insanlık mücadelesi verirken kaybedildi. Biz de onun bıraktığı yerden insanlık, hak ve adalet mücadelesini sürdürüyoruz.”   Eylem, kayıplar için Galatasaray Meydanı’na bırakılan karanfillerin ardından son buldu.