Doktor yok, ilaç yok, 'neden yaşıyorsun' diyen gardiyan var! 2026-05-17 09:01:16   Büşra Turan   IDÎR - Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Avukat Şaziye Cantepe, “Yürütülen bilinçli ihmal politikası, mahpusları doğrudan ölüme sürüklemektedir. Iğdır S Tipi Cezaevi’nde birçok intihar vakası gerçekleşti. Bizim bildiğimiz 6 kişi ama daha fazlası da var” dedi.   Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde 2025 yılı sonu itibarıyla tespit edilebilen en az bin 412 hasta tutsak bulunurken, bunların 335’i ağır hasta tutsak. İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre; cezaevlerinde sadece son bir yıl içinde 5 bin 283 hak ihlali raporlanırken, başvuruların yüzde 34’ünü işkence ve kötü muamele, yüzde 17’sini ise sağlık hakkı ihlalleri oluşturdu. Iğdır S Tipi ve Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli Cezaevlerinde tutsakların hastane sevklerinin yaklaşık dört ay geciktirildiği, kanser hastası tutsakların dahi tedaviye erişimde ciddi engellerle karşılaştığı belirtildi. Kapasitesinin yüzde 31 üzerinde olan cezaevlerinde, uzman doktor eksikliği ve tıbbi malzeme teminindeki kısıtlamalar ise yaşam hakkı ihlallerini derinleştirmeye devam ediyor.   Sağlık durumları her geçen gün ağırlaşan hasta tutsaklar ve cezaevlerinde yaşanan mevcut tabloya dair Iğdır İnsan Hakları Derneği (İHD) temsilcisi Avukat Şaziye Cantepe değerlendirmelerde bulundu.   ‘Hasta tutsaklara sağlık erişimi yok denilecek kadar az’   Cezaevlerinde sağlık hakkı ihlallerine ve hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Şaziye Cantepe, yaşanan ihmallerin ciddi boyutlara ulaştığını belirtti. Devletin bu konudaki sorumluluğunu hatırlatan Şaziye Cantepe, “Doktora erişim hakları, ilaca erişim hakları çok kısıtlı. Gözüyle ilgili sıkıntısı olanların gözlüğe ulaşma sıkıntıları çok fazla. Hastaneden randevu alma sorunu çok fazla. Cezaevi idaresi de bu konuda sorumsuz davranıyor, üzerinde durmuyor ya da çok fazla önemsemiyor. Tansiyon hapı gibi haplar veriliyor ama bu kişilerin sağlık durumlarının ne aşamada olduğuna dair tam teşekküllü hastanelerden hizmet alamıyorlar. Mesela en bariz örneği; yanı başımızdaki Iğdır S Tipi Cezaevinde tutsaklar aylarca doktora gidemediklerinden şikâyet ediyorlar. Gitmiş olsalar bile ilaçlarını alamadıklarından şikayet ediyorlar. Diş konusunda çok ciddi sorunlar yaşanıyor. Devlet bunu kendisi karşılamıyor. Aylarca diş tedavisine gidemeyen insanlar oluyor. Mesela Erzurum cezaevinde bir kişi başvuru yaptı, tam 3 ay sonrasına gün vermişlerdi. Bu kişi o ağrılarla nasıl idare edecek?” diye sordu.   ‘İnfazlar yakılıyor, tutsaklar sağlığa ve doktora ulaşamıyor’   Cezaevlerindeki hak ihlalleri ve hasta tutsakların yaşadığı sorunlara değinen Şaziye Cantepe, infazı tamamlanan tutsakların serbest bırakılmamasının hukuki bir haksızlık olduğunu belirtti. Şaziye Cantepe, “Biliyorsunuz ki 2025 yılından beri bir şeyler tartışılıyor, konuşuluyor. Bir barış süreci başlamış, 30 yılını dolduranların ve infazı bitenlerin bırakılması gerekiyor ama maalesef böyle bir şey yaşanmıyor. 30 yılını doldurmuş, hatta hasta olmasına rağmen infazı bitmiş ama halen içeride tutulan, 32’nci 33’üncü yıllarına gelmiş insanlar var. Bu hakkın bir an önce sağlanması gerekiyor. Iğdır S Tipi Cezaevinde olan tutsaklardan Cihan Keskin örneğini vereyim. Çocukluğundan beri rahatsızlığı olan ve her gittiğimizde sorunlarını dile getiren bir kişi ama hastaneye erişimi çok zor. Aylar süren süreçler başlıyor. Hatta cezaeviyle görüştüğümüzde randevu alamadıklarından şikâyetçiler. Kişi sağlığa ve doktora ulaşamıyor. Hâlbuki onların öncelikli olması, kontenjan ayrılması ya da doktorun en azından gelip onları orada görmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.   Gözünü kaybetmek üzere olan tutsağa gözlük verilmiyor!   Cezaevlerindeki sağlık sorunlarına ve tedavi süreçlerindeki aksaklıklara dair somut örnekler paylaşan Şaziye Cantepe, hasta tutsakların tedavi haklarının engellenmesinin hayati riskler doğurduğunu ifade etti. Şaziye Cantepe, “İranlı bir müvekkilimiz var, Adil Reşidi. Neredeyse iki yıldır gözlük alamadı. ‘Yazdık, ödenek gelmesi gerekiyor’ diyorlar ama beklenen bin TL gibi bir ödenek bir türlü gelmiyor ve bu kişi artık gözlerini kaybetmek üzere. Öte yandan başka bir tutsağın ise ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatması gerekiyor. İdarecilerin söyledikleri ‘Biz onu doktora götürmek istiyoruz ama kendisi çıkmak istemiyor ya da biz kapıya kadar getiriyoruz, asker almak istemiyor’ oluyor. Bu kişinin kontrol altına alınması gerekiyor çünkü rahatsızlığı, cezaevinde o bölümde kalan diğer kişileri de rahatsız edecek dereceye ulaştı ve cezaevinde kalma durumu yok. Rehabilitasyon merkezinde tutulması ya da serbest bırakılması gerekiyor. İnfazının farklı şekilde işlenmesi şart” diye konuştu.   ‘Ruken Yılmaz birçok hastalıkla mücadele ediyor’   Şaziye Cantepe, Iğdır Devlet Hastanesi'nin kapasitesinin tutsakların ihtiyaçlarını karşılamadığını söyleyerek, “Hasta tutsak Ruken Yılmaz var. Kan rahatsızlığı olan, kalbinde sıkıntı olan biri. Kışın özellikle çok sorun yaşıyor. Iğdır koşulları çok soğuk, üşümemesi gerekiyor ama kalorifer sorunu yaşıyor ya da doktora gitme sorunu yaşıyor. Genç yaşına rağmen bir sürü hastalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bunun örnekleri çok fazla, hasta ve yaşlı olan insanlar var. Koşulları biraz uygun olanların da tansiyon sıkıntısı, kolesterolü ve buna benzer bir sürü kalp sorunları var. İlaçlar bir şekilde veriliyor ama tam teşekküllü hastanelerden bir türlü tedavi alamıyorlar. Iğdır Devlet Hastanesi yeterli değil. Dışarıdaki insanlar bile günlerce gidip gelmelerine rağmen sağlık imkanı bulamazken, cezaevinden bir kişi getiriliyor, en fazla bir iki dakika orada muayene ediliyor ve geri götürülüyor. Bir daha gidebilmesi için idarenin tekrardan bir şekilde ulaşması, doktordan randevu alması gerekiyor. Bu da sağlık sorunlarını gittikçe arttırıyor ve birçok kişi yaşam mücadelesi veriyor” diye ifade etti.   ‘Iğdır S Tipi Cezaevi’nde bir sürü intihar vakası gerçekleşti’   Cezaevlerindeki yaşam koşulları ve devletin tutsaklara karşı sorumluluklarını hatırlatan Şaziye Cantepe, infaz süreçlerindeki adaletsizliklerin tutsaklar üzerinde ağır bir psikolojik baskı yarattığını belirtti. Şaziye Cantepe, “Devlet içeri aldığı, infaz başlattığı kişilerin yaşam hakkından ve sağlık hakkından sorumludur. Bunu yerine getirmediği zaman kendi yasalarını ihlal etmiş olur. Çünkü sen onları her şekilde korumak zorundasın. Yiyeceğini düzenli vermek zorundasın. Iğdır S Tipi Cezaevi’nde bir sürü intihar vakası gerçekleşti. Bizim bildiğimiz 6 kişi ama daha fazlası da var. Ölümle sonuçlanan belki bizim sadece duyduklarımızdır. Demek ki bu cezaevinde bir sıkıntı var ki insanlar yaşamak da istemiyor. Hem aldıkları cezalar zaten hayatlarını bir şekilde kısıtlamış, bir de cezaevinde ikinci bir cezaevi oluşturulmuş. Daha da ağırlaştırılan koşullar var. Özellikle siyasi mahpuslar açısından bunu dile getirmek istiyorum; ciddi sorunlar yaşıyorlar. Sağlık hakkı ciddi bir sorun artık ve bir an önce bu yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor” dedi.   Iğdır S Tipi Cezaevinde tutsaklara mobing!   Cezaevlerindeki infaz yakma uygulamalarına ve sürgün politikalarına değinen Şaziye Cantepe, yasal düzenlemelerin ötesinde keyfi muamelelerin uygulandığını belirtti. Tutsaklar üzerindeki psikolojik baskıya dikkat çeken Şaziye Cantepe son olarak şunları söyledi: “İnfazı bitmiş olanların artık cezaevindeki kurullara takılmadan, infazı bittiği anda hemen tahliye edilmeleri gerekiyor. Ama maalesef son dönemlerde özellikle infaz yakmalar çok fazla. Keyfi uygulamalarla, infaza yakın herhangi bir sorunu dile getirip bir şekilde bir hücre cezası verip 'infazı nasıl yakarız' peşine düşüyorlar. İnsanlar bununla tehdit ediliyor. Mesela Iğdır Cezaevi'nde bazı koğuşlar var; psikolojik sorunları olanların kaldığı koğuşlarla insanlar tehdit ediliyor, 'eğer susmazsan seni o koğuşa atarız' deniliyor. Mesela Cihan Keskin’e dair her görüşe çıktığında gardiyanlarca 'Sen niye yaşıyorsun ki zaten kimse de sana sahip çıkmıyor, sen gidip kendini öldürsene' şeklinde baskılar kuruluyor. Ailesi burada değil, yaşlı bir annesi var ve kimse ulaşamıyor. Herkesin ailesine yakın bir yerde tutulması gerekiyor. Bu aynı zamanda görüş hakkını da engelleyen bir durumdur. İnsan sosyal bir varlıktır, ailesinden beklentileri var. Arkadaşları ve ailesinin olduğu bir yerde kalması gerekirken, sürgün ediliyorlar. Şu anda burada birçok kişi sürgün, Iğdır Cezaevi özellikle sürgün yeri haline gelmiş durumda. Maalesef yasaların ötesinde keyfi muameleler uygulanıyor.”