‘Geçici düzenleme değil demokratik toplumun kök yasası olmalı’ 2026-07-03 09:02:06   İSTANBUL – Kök Yasa kapsamında tartışılan yasal düzenlemenin "geçici bir paket" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Avukat Arzu Eylem Kayaoğlu" Bu düzenleme, Türkiye'nin yüzlerce yıllık demokratik geleceğini belirleyecek bir kök yasa olmalıdır" dedi.   Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin geldiği aşama itibariyle Abdullah Öcalan’ın ifadelendirdiğ, ‘Kök yasa’ tartışması gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Yasanın hangi aşamada olduğu ve Meclis tatile girmeden yasalaşması gerektiğine ilişkin tartışmalar sürerken, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Eylem Arzu Kayaoğlu konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   Kök yasasının önemi   Kamuoyunda tartışılan kök yasa ve geçiş yasasına dikkat çeken Eylem Arzu Kayaoğlu, yasanın sadece geçici bir düzenleme olarak görülmemesi gerektiğini, çatışmalı dönemden demokratik siyaset ve hukuk zeminine geçişi kapsayan kalıcı bir çerçeve olması gerektiği ifade etti. Eylem Arzu Kayaoğlu, “Biz hukukçuların öngördüğü ve talep ettiği şey, geçici bir yasa değildir. Geçiş yasası sürecin negatif aşamasından, demokratik siyaset zemininin ve hukuk ilkelerinin oluşturulacağı pozitif aşamaya geçişi ifade eder. Çerçeve yasa da kök yasa da aslında aynı anlama gelmektedir. Bu yasa, barış sürecinin kalıcılaştırılması ve demokratik bir toplumun inşası için bundan sonraki tüm yasal düzenlemelere yön verecek temel dayanak kök olmak zorundadır. Bundan sonraki bütün yasal düzenlemeler ve demokratik siyaset alanı bu kök yasa üzerinden oluşturulacak. Bu nedenle geçiş değil, geniş kapsamlı bir çerçeve yasa olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu düzenleme sadece belirli bir süreyi kapsayan bir yasa değil, Türkiye’nin demokratik geleceğini şekillendirecek bir kök yasa niteliği taşıyor. Çatışma çözümünden demokratik siyasete, demokratik topluma ve demokratik hukuk devleti ilkelerine geçişi sağlayacak bir çerçeveden söz ediyoruz" şeklinde konuştu.   ‘Tasarım süreçleri şeffaf bir şekilde kamuoyuyla birlikte hazırlanmalı’   Eylem Arzu Kayaoğlu, demokratik bir yasanın kapalı kapılar ardında yapılamayacağına ve İktidarın ‘ben yaptım oldu’ yaklaşımından uzak durması gerektiğini ifade ederek, yasa tasarım sürecinin şeffaf yürütülmediğinin altını çizdi. Eylem Arzu Kayaoğlu,"Bir yasa taslağının sadece karma komisyona geldikten sonra görünür olması yeterli değildir. Önemli olan, iktidar üzerinde çalışırken bu taslağın kamuoyuyla paylaşılmasıdır. Türkiye halklarının, farklı inanç gruplarının, hukukçuların, basının ve aydınların bu sürece katılımı hayati önem taşıyor. Eğer Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bir kök yasa yapılacaksa, bu o kesimlerin görüşü ve rızası alınarak ortak bir çabayla hazırlanmalıdır” sözlerini kullandı.   Negatif süreçten pozitif sürece geçiş   11 Temmuz’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Toplum Çağrısı'nın ilan edilmesinin ardından 30 PKK gerillasının silah yakmasının üzerinden geçen süreye de değinen  Eylem Arzu Kayaoğlu, yaklaşık iki yıldır devam eden çatışmasızlık ortamına rağmen devletin baskıcı politikalarını sürdürdüğü söyledi. Eylem Arzu Kayaoğlu, sürecin yalnızca “silahların susması” olarak görülemeyeceğini ifade etti.    Eylem Arzu Kayaoğlu, “Sayın Öcalan başta olmak üzere Kürt siyasi hareketi, DEM Parti, siyasetçiler ya da siyasal kanat sürekli olarak negatif süreçten pozitif sürece geçildiğinden bahsediyor. Negatif süreç neydi? Çatışma halinin sona erdirilmesi. Pozitif süreç ne olacak? Bunun demokratik ve hukuk çerçevesinde, demokratik alanın genişletildiği bir aşamaya taşınabilmesi. Devlet ve iktidar kanadı direnç gösteriyor. Yasal düzenleme yapılmıyor. Cezaevlerinde tutsakların durumunda bir değişiklik yok. Siyaset alanı, özellikle demokratik siyaset alanı giderek boğulmaya çalışılıyor. Demokratik siyaset alanının kanadını açabilecek kadın siyasi hareketi üzerinde de baskılar sürüyor. Birkaç gün önce TJA aktivisti Ayşe Gökhan’a 19 yıl bir ceza verildi. Bütün bunlarla birlikte düşündüğümüzde, evet bir süreç var ama beklenti içinde olmak bu sürecin ilerlemesine katkı sağlayan bir şey değil” dedi.   ‘Demokratikleşmede kadın kazanımları da güvence altında olmalı’   Kadın haklarının da sürecin temel başlıklarından biri olması gerektiğini belirten Eylem Arzu Kayaoğlu, "Demokratikleşme mücadelesinin en önemli bileşenlerinden biri kadınların kazanımlarıdır. Bu nedenle oluşturulacak yasal çerçevede kadınların mücadeleyle elde ettiği hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi gerekiyor" ifade ederek çerçeve yasanın, temel hakları güvenceye almak için gerekli olduğunu vurguladı.   ‘Geçmiş süreçlerin en büyük eksikliği yasal güvenceydi’   Önceki yıllardaki müzakere süreçlerinin en büyük eksikliğinin yasal teminat olduğunu ve sürecin tamamen kişilerin bireysel inisiyatiflerine bırakıldığını söyleyen Eylem Arzu Kayaoğlu, “Bugüne kadar yaşanan süreçlerin hiçbirinde, yürütenlerin iradesini aşan yasal bir güvence yoktu. Süreçler tamamen iktidar temsilcilerinin bireysel inisiyatifine bağlı kaldı ve bu da toplumsal kırılganlığı artırdı. Devlet kanadı, üç beş maddelik de olsa sürecin resmileşmesini sağlayacak bir yasal düzenlemeye oturmaktan her zaman kaçındı. Statü tespiti ve yasal çerçeve olmayınca, Dolmabahçe Mutabakatı döneminde olduğu gibi 'Söz uçtu, gitti' ve süreçler heba edildi. Devlet bir şeyi yapmamakta ne kadar direniyorsa, o şey aslında o kadar önemlidir” şeklinde belirtti.   ‘Toplum bekleyen konumda olmamalı’   Toplumda sürekli bir ‘devlet adım atsın, görelim’ beklentisinin ve sosyal medyadaki süreç karşıtı propagandaların ve umutsuzluğun sürece zarar verdiğini söyleyen Eylem Arzu Kayaoğlu, halkın sadece bekleyen pozisyonda değil aktif öncü rol oynaması gerektiğini vurguladı. Kürt siyasi hareketinin silahsızlanma iradesine karşılık devletin halen baskıcı politikalarda direndiğine işaret eden Eylem Arzu Kayaoğlu, iktidarın da bu devam eden çelişkili durumuna ilişkin şunları söyledi: “Negatif süreç yani çatışmasızlık ortamı tek başına yeterli değildir. Pozitif aşamaya geçilmesi gerekirken; cezaevlerindeki hasta mahpusların durumu sürüyor, koşullu salıverilmeler engelleniyor, siyasi operasyonlar ve belediyelere yönelik baskılar devam ediyor. Sadece Kürt meselesinde değil; Ankara’da atanmayan öğretmenlerin barışçıl eylemlerine ya da maden işçilerinin hak arayışlarına kolluk kuvvetlerince yapılan sert müdahaleler de bu antidemokratik atmosferin parçasıdır. İşte bizim 'çerçeve yasa' dediğimiz düzenleme, tam olarak bu en temel demokratik hakların yasal güvence altına alınması ve demokratik siyaset alanının genişletilmesidir."   Konferansa çağrı   Eylem Arzu Kayaoğlu son olarak 4-5 Temmuz’da Amed’de yapılacak Kürt Hukukçular Konferansı’na çağrıda bulunarak, "4-5 Temmuz’da Diyarbakır’da Kürt Hukukçular Konferansı olacak. Geçiş yasası, kalıcı barış yasaları ve genel çerçeve ile ilgili çok önemli bir konferansımız olacak. Bütün demokratik kamuoyunu, süreci takip etmek isteyen ya da ÖHD ile beraber hareket etmek isteyen herkesin Diyarbakır’a gelmesi bizler için hem mutlu edici olacak hem de yürüttüğümüz çalışmaları görme imkanı sağlayacaktır” dedi.