Zîlan'dan 96 yıl sonra: Hafızada kalan acı 2026-07-13 09:06:15   Aycan Metin    WAN – Erdiş ilçesinde bulunan Zîlan Deresi’nde 13 Temmuz 1930'da yaşanan katliamın üzerinden 96 yıl geçti. Agirî İsyanı sürecinde gerçekleştirilen askeri operasyonlarda binlerce insanın yaşamını yitirdiği belirtilirken, Zîlan halkı hafızasında acıyı, yası ve yüzleşme talebini yaşamaya devam ediyor.   96 yıl önce bugün, Wan'ın Erdiş ilçesine bağlı Zîlan Deresi’nde (Geliyê Zîlan) yaşananlar, Kürt tarihinin en ağır kırılmalarından biri olarak hafızalara kazındı. Agirî İsyanı'nı bastırma sürecinde gerçekleştirilen askeri operasyonlarda kadın, çocuk ve yaşlıların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katledildi. Aradan geçen yıllara rağmen Zîlan, bölge halkının hafızasında yalnızca bir tarihsel olay değil; aynı zamanda adalet ve yüzleşme talebinin sembollerinden biri olmayı sürdürüyor.   Agirî İsyanı'ndan Zîlan'a uzanan süreç   1920'li yılların sonu, Cumhuriyet'in kuruluşunun ardından yeni devlet politikalarının şekillendiği, Kürt bölgelerinde ise siyasal ve toplumsal gerilimlerin arttığı bir dönem oldu. Bu süreçte Kürt kimliği, yerel yönetim talepleri ve bölgedeki aşiret yapıları etrafında gelişen sorunlar, farklı dönemlerde çatışmalara dönüştü.   1926 yılında başlayan Agirî hareketi, bölgedeki en önemli gelişmelerden biri olarak öne çıktı. Agirî Dağı çevresinde yoğunlaşan hareket, 1927 yılında Xoybun öncülüğünde yeniden örgütlenirken, devlet tarafından bir güvenlik sorunu olarak ele alındı. 1929 ve 1930 yıllarında bölgede askeri operasyonlar yoğunlaştırıldı.   1930 yılına gelindiğinde Agirî İsyanı'nı sona erdirmek amacıyla geniş kapsamlı askeri harekâtlar gerçekleştirildi. Bu operasyonların önemli duraklarından biri de Wan'ın Erdiş ilçesi sınırlarında bulunan Zîlan Deresi oldu. Bölgedeki köyler ve sivil nüfusun da operasyonlardan etkilendiği, Zîlan Katliamı'nda büyük yıkım yaşandığı tarih araştırmaları ve bölge hafızasında yer alıyor.   Zîlan'a uzanan süreç, yalnızca bir askeri operasyonun değil; aynı zamanda dönemin zorunlu iskân uygulamaları, güvenlik politikaları ve Kürt bölgelerine yönelik devlet yaklaşımının da bir parçası olarak değerlendirildi. Bu nedenle Zîlan, aradan geçen 96 yıla rağmen yalnızca bir tarihsel olay değil, aynı zamanda hafıza ve yüzleşme tartışmalarının önemli başlıklarından biri olarak varlığını sürdürüyor.   Zîlan Deresi’nde yaşananlar: Bir coğrafyanın hafızasına kazınan katliam   Agirî İsyanı'nı bastırmaya yönelik 1930 yılındaki askeri harekâtların en ağır sonuçlarından biri Zîlan Deresi’nde yaşandı. Wan'ın Erdiş ilçesi sınırlarında bulunan Zîlan Deresi’nde ve çevresindeki köyler, 13 Temmuz 1930'da geniş kapsamlı bir operasyonun merkezi haline geldi. Dönemin kaynakları ve bölge tanıkları, operasyon sırasında yaşamını yitiren sivil sayısını 15 bin olarak belirtse de farklı araştırmacılar, 40 bini aşkın sivilin yaşamını yitirdiğini, 44 köyün ateşe verilerek yıkıldığını ve bölge halkının zorunlu göçe maruz bırakıldığını aktarıyor.   Zîlan Deresi’nde yaşananlara ilişkin yaşamını yitirenlerin sayısı konusunda farklı kaynaklarda farklı rakamlar yer alıyor. Dönemin bazı gazete haberlerinde binlerce kişinin yaşamını yitirdiği belirtilirken, sonraki araştırmalar ve sözlü tarih çalışmaları da bölgede büyük yıkım yaşandığını ortaya koyuyor. Bu nedenle Zîlan, tarihçiler ve araştırmacılar tarafından hem askeri operasyon süreci hem de sivillerin yaşadığı trajedi bağlamında ele alınıyor.   Meclis kayıtlarına yansıyan bazı araştırma taleplerinde, operasyon sırasında çok sayıda köyün yıkıldığı, sivil halkın katledildiği ve hayatta kalanların yerlerinden edildiği ifade edildi. Bu kayıtlar, Zîlan'da yaşananların yalnızca çatışma alanıyla sınırlı kalmadığını, bölgedeki sivil yaşamı doğrudan etkileyen geniş kapsamlı bir yıkıma dönüştüğünü gösteriyor.   Zîlan'da yaşananlar, resmi tarih anlatıları ile bölge halkının hafızasında aktarılan anlatılar arasındaki farklılıklarla günümüze kadar taşındı. Ailelerin anlattığı hikâyeler, ağıtlar ve sözlü tarih çalışmaları, 1930'da yaşananların toplumsal hafızadaki yerinin korunmasında önemli rol oynadı.   Kadınların ve çocukların hafızasında Zîlan: Ağıtlarla taşınan acı   Zîlan'da yaşanan yıkımın en ağır yükünü taşıyanlardan kadınlar ve çocuklar oldu. Çatışmaların ve askeri operasyonların ortasında kalan sivillerin yaşadığı kayıplar, yıllar boyunca aile anlatıları, ağıtlar ve sözlü tarih yoluyla kuşaktan kuşağa aktarıldı.   Zîlan'da yaşananlar, yalnızca bir dönemin askeri kayıtlarında değil; annelerin anlatılarında, dengbêjlerin stranlarında ve bölge halkının hafızasında yaşamaya devam ediyor. Yaşanan acılar, özellikle kadınların taşıdığı hafıza üzerinden bugüne ulaştı. Aile büyüklerinden dinlenen anlatılar, kaybedilen yakınların hikâyeleri ve terk edilmek zorunda kalınan köyler, Zîlan'ın toplumsal hafızasındaki yerini güçlendirdi.   96 yıl sonra Zîlan: Hafıza, inkâr ve yüzleşme tartışmaları   Aradan geçen 96 yıla rağmen Zîlan'da yaşananlar, Kürt halkının kolektif hafızasında canlılığını koruyor. Bölge halkı, insan hakları savunucuları ve tarih araştırmacıları, yaşananların tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve resmi düzeyde yüzleşilmesi gerektiğini vurguluyor. Buna karşın Zîlan Katliamı, uzun yıllar boyunca resmi tarih anlatılarında sınırlı biçimde yer aldı ya da görmezden gelindi.   Son yıllarda sözlü tarih çalışmaları, akademik araştırmalar ve insan hakları alanında yürütülen çalışmalar sayesinde Zîlan'a dair daha fazla bilgi gün yüzüne çıkarken, katliamın toplumsal hafızadaki yeri de daha görünür hale geldi. Bölge halkı açısından Zîlan, yalnızca geçmişte yaşanmış bir trajedi değil; aynı zamanda adalet, hakikat ve yüzleşme taleplerinin simgelerinden biri olarak değerlendiriliyor.   Her yıl 13 Temmuz'da gerçekleştirilen anmalarda yaşamını yitirenler anılırken, Zîlan'da hakikat, adalet ve yüzleşme talepleri yineleniyor. Yaklaşık bir asır önce yaşanan katliamın bıraktığı izler, bölge halkının hafızasında yaşamaya devam ederken, hakikat, adalet ve yüzleşme talepleri de varlığını sürdürüyor.