'En temel arzumuz barış' 2026-08-27 09:25:49   WAN - Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin, Kürdistan’da yaşanan talanın son bulması için yönünü Kürdistan dağlarına verdiğini ve bu uğurda yaşamlarını yitirdiğini ifade eden Van Alimler Derneği (Komeleya Meleya) Eşbaşkanı Nazime Arvas, “Herkes şehitlerine ve topraklarına sahip çıkmalı” dedi.   Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, Wan’ın Artemêt (Edremit) ilçesinde bulunan Mardan Davet Salonu’nda özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için 3 günlük taziye kuruldu. Taziyenin ilk gününden itibaren binlerce kişi, taziyenin yapıldığı salonu ziyaret ederek ailelere başsağlığı dileklerinde bulundu.    Serhad kentlerinden ve ilçelerinden gelen yurttaşların da katıldığı taziyede bir araya gelen binler, dayanışmayı büyüttü. “Şehîd namirin” ve “Bijî Serok Apo” sloganlarının dinmediği taziyede, birlik ve beraberliğin, yaşamını yitirenlerin anısını sahiplenmenin önemi vurgulandı.   Van Alimler Derneği (Komeleya Meleya) Eşbaşkanı Nazime Arvas, yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıkmanın önemine değinerek, “Özgür bir toprak ve onurlu bir yaşam uğruna insanlar kendilerini feda etti. İşte bu yüzden barışa ulaşılması bizim en temel arzumuzdur” dedi.   ‘Kürdistan yasta’   Kürdistan için yas günü olduğunu ve Kürdistan’ın matem içinde olduğunu söyleyen Nazime Arvas, “Türkiye'nin metropolleri de dahil olmak üzere, Kürdistan'ın dört parçası da yasta. Ben de Kürdistanlı bir kadın olarak, bugün, bu iki gündür Wan'da, Serhad'ın kalbinde şehit düşen arkadaşlarımızı anıyorum. Gerçekten de çok çetin bir atmosfer. Yani ne desek yetersiz kalıyor; derin bir üzüntü hâkim, ancak şehit düşen arkadaşlarımızın sözlerini dile getirmeye çalışacağız, umarım onların şerefine yaraşır bir şekilde yaşayabiliriz. Wan halkı, bölge halkı, aileleri yalnız bırakmadı; herkes ‘Ben bu ülkenin çocuğuyum’ diyerek şehitlerine sahip çıktı. Gerçekten bu büyük bir onur kaynağı. Bizler de Kürt kadınları olarak bu savaşın birer parçasındayız. Biz yüz yıllık bir yara ile yaşıyoruz. Kürdistan ülkesinin yarası kapanmamıştır; her defasında yara yeniden kanamaktadır. 27 Şubat 2025'te Sayın Abdullah Öcalan barış sürecini başlattı. Esasında PKK tarihine baktığınızda, PKK'nin kuruluşundan beri savaş yanlısı olmadıkları görülür. İstekleri kalıcı bir barıştı; istekleri, dünyanın tüm halkları gibi Kürtlerin de kendi kültürüyle, kimliğiyle, diliyle topraklarında yaşayabilmesiydi. Ancak kötü niyetli kesimler ve devlet, Kürdistan üzerinde farklı savaş politikaları yürüttü. Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini ve Kürdistan ülkesini kendileri için birer ganimet olarak gördüler. Zaten sömürgecilik öyle bir şeydir ki Kürdistan işgal edildiğinde, bu işgalin içinde her şey talan edilir” dedi.   ‘Kürdistan dağları, onların anası, babası oldu’   Kürdistan toprakları üzerindeki talanın son bulması ve bir daha yaşanmaması için Kürdistanlı genç kadın ve erkeklerin yönlerini Kürdistan dağlarına döndüğünü dile getiren Nazime Arvas, “Kürdistan dağları, onların anası, babası oldu. Onlar da halklarının özgürlüğünün anası babası oldular. Sayın Abdullah Öcalan 1993 yılında da bunu dile getirmiş ve ‘Bir muhatap arıyorum, karşısına oturabileceğim bir muhatap arıyorum; yeter ki bu savaş yaşanmasın, savaş daha da derinleşmesin, insanlar yaşamını yitirmesin’ demişti. Gerçekten de o dönemde bu savaş durdurulmuş olsaydı, bu kadar insan yaşamını yitirmezdi. Ancak ne yazık ki bu elli yıllık savaş, çok uzun ve büyük bir savaştı. O kadar çok şehidimiz var ki bazı ailelerden üç-dört kişi şehit düşmüş. Biz artık kan dökülmesini istemiyoruz, bu yüzden Sayın Abdullah Öcalan'ın başlattığı süreci çok değerli görüyor ve artık barış sağlansın diyoruz. Esasında Kürt halkı, Kürt halkının önderi ‘Ben varım’ diyor. PKK'nin ateşkes çağrısı, silahları yakması, silah bırakması artık savaş istemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Umarım artık ailelere şehadet haberleri gelmez” şeklinde konuştu.   ‘Siyasi savaş devam ediyor’   Savaşın fiziksel olarak durduğunu ancak siyasi savaşın devam ettiğini vurgulayan Nazime Arvas, “Sayın Abdullah Öcalan'ın koşulları hâlâ daha iyileştirilmiş değil. Binlerce hasta arkadaşımız cezaevlerinde. Yine de serbest bırakılmıyorlar. ‘Önce PKK silah bıraksın, biz de yasa çıkaralım’ dediler. Acaba cezaevindekilerin ellerinde silah mı var? Hasta mahpusların serbest bırakılması için yasalara bile gerek yok. Şehadeti ailelere bildirdiğimizde çok yürek yakan şeyler söylediler; dediler ki: ‘Heyecanımız, umudumuz çok büyüktü. Bir süreç vardı, bir barış süreci vardı; dedik ki belki çocuklarımız kendi memleketlerinde özgürce yaşarlar. Onları kucaklar, öperiz; ne yazık ki bugün onların şehadet haberini aldık.’ Yani insanlığın onuru, adalet ve vicdanın onuru; bu kadar savaşın, kardeş kavgasının ve ülkeyi yıkıma götüren çatışmaların yaşanmasını asla kabul etmez. Ne yazık ki din de insanlık da kadın hakları da gençlerin hakları da suistimal ediliyor ve insanlar üzerinde her türlü zulüm ve haksızlık uygulanıyor” diye ifade etti.   ‘En temel arzumuz barış’   Orta Doğu'da hâlâ Kürt gençlerinin yaşamını yitirdiğini ve devletlerin Orta Doğu ve Rojava'daki uygulamalarının apaçık ortada olduğunu kaydeden Nazime Arvas, “Bu yüzden bu kirli savaş son bulmalıdır. Bugün barışı konuşuyoruz, bunun bedeli bu canların eliyle ödendi. Bugün Wan'da şehit düşen arkadaşlarımızı anıyor ve Kürdistan'ın tüm şehitlerini rahmetle yâd ediyoruz. Amed, Wan, Gever bugün yasta. Türkiye'nin metropolleri ve İstanbul yasta. Yani Kürt gençleri için özgürlüğün gerçekleşmesi ve onurlu bir ülkede yaşamak bu kadar zor mu? Mümkün değil mi? Bu ancak Kürtlerin birliğiyle mümkündür. Herkes şehitlerine ve topraklarına sahip çıkmalı. Bugün Wan'da binlerce insan kapılarını açtı ve ailelerimizi ziyaret etti; bu çok kıymetli bir şeydir. Birlik budur; toprağa sahip çıkmak ve onurlu duruş budur. Bu gençler ülkeleri için toprağa düştüler. Böyle bir taziye ve dayanışma gurur vericidir. Eğer şehit düşen evlatlarımız için sesimizi yükseltirsek, Kürdistan gerillalarının onurlu sesi oluruz. Hiç kimsenin ekmeksiz, evsiz ve yaşamdan yoksun kalmasını istemiyoruz; özgür bir toprak ve onurlu bir yaşam uğruna insanlar kendilerini feda etti. İşte bu yüzden, bu savaşın çözüme kavuşması ve barışa ulaşılması bizim en temel arzumuzdur” diye belirtti.