Mültecilere ilişkin hak ihlali raporu açıklandı
- 14:23 28 Ocak 2026
- Güncel
İSTANBUL - Göçmen ve Mülteci Dayanışma Ağı, mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve hak ihlallerine dair raporu açıkladı.
Göçmen ve Mülteci Dayanışma Ağı, mültecilerin yaşadığı hak ihlallerine dair İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda, “Gölgede kalan yaşamlar; göçmen ve mültecilerin sağlık hakkına erişim engelleri ve yaşanan hak ihlalleri” pankartı asıldı.
Hak ihlalerini içeren raporu açıklayan İHD üyesi Gülseren Yoleri, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki göçmen ve mültecilerin sağlık haklarına erişimde karşılaştıkları yapısal, mali ve hukuki bariyerlerin sarsıcı olduğunu kaydetti.
Hazırlanan rapor; HEVİ LGBTİ+ Derneği, Sosyal Adalet Hareketi ve Tarlabaşı Dayanışması gibi kurumların saha gözlemlerine dayanıyor.
Raporda, göçmenlerin mahallelerindeki Aile Sağlığı Merkezlerinden (ASM) kayıtlarının silinmesiyle koruyucu sağlık hizmetlerinin "tasfiye edildiği" belirtildi. Yine raporda özellikle 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelikle, en temel sağlık hizmetlerinin bile kişi başı 3.000 TL’lik prim duvarına çarpması, yoksulluk kıskacındaki binlerce mülteciyi tedavi imkanından tamamen koparıldığı ifadeleri yer aldı.
Sağlık hakkı
Raporda, belgesiz göçmenlere uygulanan "turist tarifesi" oluşuyor. Kamu hastanelerinde normal ücretin 8 katına varan faturalandırma sistemi, sağlık hakkını bir "döviz kaynağı" olduğuna işaret edildi. Raporda ekonomik imkansızlıklar nedeniyle hastanelerin cenazeleri "rehin" tuttuğu, gözaltı ve sınır dışı edilme korkusu yaşayan mülteci ailelerin ise vefat eden yakınlarını bahçelere veya ıssız alanlara "kayıt dışı" defnetmek zorunda kaldığı ifade edildi. Raporda bu durum, "insanın haysiyetle gömülme hakkının elinden alındığı sistemik bir barbarlık" olarak nitelendirildi.
Sağlığın kriminalize edildiğine dikkat çekilen raporda, artık hastaneler şifa bulunan yerler değil, göçmenlerin kelepçelendiği ve Geri Gönderme Merkezleri’ne (GGM) sevk edildiği birer "operasyon alanı" haline gelmiş durumda olduğu belirtildi. Rapora göre, tüberküloz ve HIV gibi kronik hastalıkları olan kişiler tedavi edilmek yerine idari gözetim altına alınarak ölüme sürüklendiğine dikkat çekildi.
Verilere göre krizin boyutu şu rakamlarla ifade edildi:
"* Çocuk ve Genç Nüfus: Toplam sığınmacı nüfusun yüzde 47,5'ini çocuklar oluşturmaktadır.
* Bebek Ölümleri ve Aşılama: 317 bin 128 bebek Nisan 2025'te Aile Sağlığı Merkezlerinden (ASM) kayıtların silinmesi nedeniyle kesintisiz aşılama ve gelişim takibi hizmetinden mahrum kalmıştır.
* Anne Ölüm Oranları: Maternal sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşmasıyla göçmenlerde anne ölüm oranı, Türkiye ortalaması olan 11,5'ten 25,0-32,0 bandına yükselmiştir.
* Yaşlı Nüfus: 36 bin 702 yaşlı göçmen, bakım ve kronik hastalık takibi krizine girmiştir.
* GSS Prim Bariyeri: Nisan 2025 sonrası Suriyelilerin sağlık sistemine yeniden dahil olabilmesi için kişi başı 3 bin TL prim ödeme şartı getirilmiştir.
* Turist Tarifesi: Kayıtsız göçmenlere uygulanan faturalandırma, T.C. vatandaşlarına uygulanan maliyetin 3 ile 8 katı arasındadır.
* Katılım Payı: 1 Ocak 2026 itibarıyla daha önce ücretsiz olan temel hizmetlerden de 'katılım payı' alınmaya başlanmıştır.
* Kapasite Daralması: İstanbul’daki 409 bin 164 kayıtlı Suriyeli için sadece 33 Göçmen Sağlığı Merkezi (GSM) bulunmaktadır. Bu, merkez başına yaklaşık 12.400 kişi düştüğü anlamına gelmektedir.
* Dil Bariyeri: Sahada çalışan tercüman desteği neredeyse tamamen Arapça ile sınırlıdır; bu durum Arapça konuşmayan binlerce Afrikalı ve Orta Asyalı göçmeni sistemde 'görünmez' kılmaktadır.
* Yakalanan Göçmenler: 2019'da 454 bin 662 olan yakalanan düzensiz göçmen sayısı, 2025'te 160 bin 253 seviyesine inmiştir. Bu düşüş göçün bittiğini değil, göçmenlerin "yakalanma" korkusuyla tamamen yer altına çekildiğini ve sağlık sisteminden koptuğunu kanıtlamaktadır."







