Adalet Bakanı'na Rojin Kabaiş için seslenildi: Verdiğin sözleri tut 2026-01-30 17:49:33   ANKARA - Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları delilleri karartan ve faileri koruyan iktidar kurumlarına Adalet Bakanlığı önünden seslendi, “İntihar algısı yaratan, delilleri gizleyen ve kamuoyunu yanıltan kurumlar hakkında soruşturma başlatacak mısınız” diye sordu.    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları ve Rojin Kabaiş’in ailesi, bugün Ankara’ya Adalet Bakanlığı’na seslenmek için geldi. Komisyon ilk olarak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Makine Mühendisleri Odası’nın (MMO) Eğitim ve Kültür Merkezi'nde buluşma gerçekleştirdi. Ardından buradan Adalet Bakanlığı önüne geçildi.    Bakanlık önüne, Rojin Kabaiş'in ailesi, kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda kadın ellerinde, “Rojin intihar etmedi”, “Dosyada kısıtlılık kaldırılsın”, “ATK DNA’lar kime ait açıkla”, “Rojin 1 yıldır adalet bekliyor”, “Rojin’in failleri 1 yıldır açıklanmıyor bakanlık hesap ver” dövizleri ile şüpheli şekilde yaşamını yitiren ve katledilen kadınların isimlerinin yer aldığı dövizler de taşındı. Kadınlar sık sık “Jin jiyan azadî”, “Koruma aklama failleri yargıla”, “Rojin Kabaiş’e ne oldu” sloganları attı.    ‘Katilin izi vardır ama tutuklu yok’   Burada Rojin Kabaiş için adalet mücadelesi veren babası Nizamettin Kabaiş söz aldı. Nizamettin Kabaiş, “Rojin sadece benim kızım değil, sizin kızınızdır. Niye katiller bulunmuyor? 15 aydır biz bu acıyı çekiyoruz. Adalet Bakanlığımıza sesleniyorum. Rojin senin kızındır. Niye katil bulmuyorsunuz? Bu bir cinayettir. İki erkeğe ait DNA ortada. Şu ana kadar sürekli televizyon kanallarına dediniz ki, ‘Rojin intihar etmiş.’ Herhangi bir görüntü yok. Herhangi bir delil, bir kanıt yoktur intiharla ilgili. Van Gölü'nün suyun içinde bulunmamış. Adli tıpta da sorulan soruların cevabı hala gelmemiş. Çünkü avukatlarla beraber sürekli Van'a gidiyoruz. Savcıyla görüşüyoruz. Diyor ki, 'Rojinin kulağının içindeki talaşlardan belli olur.' 18 gün boyunca bu genç kızımız ortada yoktu. Kaç gün suyun içinde kalmış, hangi gün rahmet etmiş? Bunu adli tıp tespit edebilir. Ama Maalesef cevap yokt. Cevap verilmiyor. Rojin’i katletmişler. Katiller bulunmuyor. Katilin izi vardır ama tutuklu yok.  O kadar kamera varken üniversitede, o kadar güvenlikçi varken 270 tane kamera var. 300 tane güvenlikçi vardır. Neden o genç kız sizin yanınızda kayboluyor? Neden 17 saat sonra geç haber verdiniz? Bir sene boyunca o erkek DNA’ları saklandı.  Nereye kadar bunu saklayacaksınız? Artık açıklayın, yeter. Bu iki kişi kimse o katiller onlar çok mu güçlü? Devletten daha mı güçlü? Bulunsunlar, en ağır ceza neyse versinler” dedi.   ‘Erkek egemen rejimin katilleri sokakta’   Ardından ise DEM Parti Milletvekili Çiçek Otlu söz aldı.     Çiçek Otlu, “Bu ülkede adalet arıyorsanız bu ülkede erkek yargının bu kadar cezasızlık politikası olduğunu biliyorsanız sokakta olmak gerektiğini, sokakta mücadele etmek gerektiğini bir kere daha görmüş oluyoruz. Bu Ankara'nın sokaklarında Şule Çet'i plazanın en üstünden atarak ‘o gece ne işi vardı’ diyenlere bir kere daha Rojin Kabaiş davasından sesleniyoruz. Öyle ‘intihar etti ‘diyerek Van valisinin dediği gibi, hiçbir genç kadın intihar etmez. Hiçbir genç kadın derslerim çok kötüydü diye intihar etmez. Bu ülkede bu kapitalist sistemin, erkek egemen rejimin katilleri sokakta. Hepsi bizi öldürmeye çalışıyorlar. Hepsi bize şiddet uygulamaya çalışıyorlar. ‘Neden bu saatte sokaktasınız’ diyerek kadınlara sokağa dar etmeye çalışıyorlar. AKP faşist rejiminin istediği gibi asla evlerimize olmayacağız. Asla kimseye anne olmayacağız. Asla sokakta olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu ülkede eşitlik arıyoruz. Bu ülkede adalet arıyoruz. Bu ülkede ‘Rojin Kabaşi intihar etti’ diyenlere bir kere daha sesleniyoruz. Öyle atletik kurumlarıyla, medyanızla, trollerinizle intihar etti deseniz de işte Rojin Kabaiş'in ailesi burada. İşte Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları burada” ifadelerini kullandı.   Konuşmaların ardından komisyonlar adına basın metnini Medine Açıkgöz ile Semanur Arslan okudu.   ‘297 şüpheli kadın ölümünü unutmayacağız’   Adalet Bakanlığına taleplerini duyurmak için birçok yerden geldiklerinin belirtildiği açıklamada, “Bizler; Antep’ten Sinop’a, İstanbul’dan Van’a, Bingöl’den İzmir’e onlarca şehirde katledilen kadınlar için adalet mücadelesi yürüten kadınlar olarak buradayız. Bir yıldır süren mücadelemize rağmen sessizliğini koruyan Adalet Bakanlığı’na, taleplerimize kayıtsız kalamayacağını ve Rojin Kabaiş için adalet sağlanmadan durmayacağımızı göstermek için geldik. Henüz otopsi dahi yapılmadan yetkililer Rojin’in ailesine ısrarla bunun bir “intihar” olduğunu söyledi. Bir kez daha bir kadın cinayetinin üzeri ‘intihar’ algısı yaratılarak örtülmek istendi. Oysa biz kadınlar, bu topraklarda 'intihar etti' denilen pek çok kadının aslında bir erkek tarafından katledildiğini çok iyi biliyoruz. Şule Çet’i, Duygu Delen’i, Nadira Kadirova’yı ve 2025 yılında 297 olarak açıklanan şüpheli kadın ölümlerini unutmadık, unutmayacağız” denildi.    ‘Deliller gizlendi gerçeklerin açığa çıkması önlendi’   ATK’nin ve iktidar yetkililerinin soruşturma boyunca delil karartmalarını ve usulsüzlüklerinin hatırlatıldığı açıklamada, “Rojin’in midesinde ne olduğu tespit edilemeyen bir sıvı, bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA, giysilerinde ise kendisine ait olmayan bir kadın kanı tespit edilmiştir. Buna rağmen Adli Tıp Kurumu bir yıl boyunca sustu, bu bulguları gizledi. Tüm bu delillere rağmen bizden Rojin’in intihar ettiğine inanmamız ve susmamız beklendi. Adalet Bakanlığı da bir yıl boyunca sessiz kaldı. Erkek egemen yargı, kadınların yaşam hakkını korumak ve failleri ortaya çıkarmak yerine; kamuoyunu susturmaya, delilleri gizlemeye ve gerçeklerin açığa çıkmasını engellemeye çalıştı. Birçok kritik bulgu titizlikle incelenmesi gerekirken bilinçli biçimde saklandı. Onlarca şehirde ve üniversitede düzenlediğimiz eylemler sonucunda Adli Tıp Kurumu raporu açıklamak zorunda kaldı. Raporda DNA’lardan birinin Rojin’in göğüs bölgesinde, diğerinin ise vajina iç bölgesinde tespit edildiği ortaya çıktı. Israrlı mücadelemizle Rojin’in intihar etmediğini kanıtladık” diye belirtildi.    ‘Yılmaz Tunç verdiğin sözleri tut’   Açıklamanın devamında ise şunlar belirtildi: “Bir yıl boyunca susan ve ancak mücadelemiz sonucu açıklama yapmak zorunda kalan Adalet Bakanlığı ise Rojin’in katledilmesini “elim bir hadise” olarak nitelendirdi; sürecin titizlikle yürütüldüğünü iddia etti. Oysa dosyada hâlâ hiçbir ilerleme yoktur. Etkin bir soruşturma yürütülmemekte, taleplerimiz karşılanmamakta, deliller araştırılmamaktadır. Aylarca Rojin’in ailesinin görüşme taleplerine yanıt vermeyen Adalet Bakanlığı, ancak kamuoyu baskısı sonucu aileyle görüşmeyi kabul etmiş ve sürecin takipçisi olacağına dair söz vermiştir. Buradan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a sesleniyoruz: Verdiğiniz sözleri tutun. Bu sözler tutulana kadar durmayacağız. Bugün Adalet Bakanlığı önünde, yarın Adli Tıp Kurumu önünde, ertesi gün sokaklarda Rojin’i sormaya devam edeceğiz. Gerçekler açığa çıkana, Rojin’in ölümü aydınlatılana ve adalet sağlanana kadar.   ‘Katilleri korumak için seferber olunmuştur’   Biz biliyoruz ki Rojin Kabaiş’in katledilmesi tesadüfi ya da kendiliğinden gerçekleşmiş bir olay değildir; erkek yargının ve cezasızlık politikalarının doğrudan sonucudur. ATK raporu dosyaya kadınların ısrarlı mücadelesiyle eklenmiştir. Süreç titizlikle değil; delil karartılarak, üzeri örtülerek ve failler korunarak yürütülmüştür. Meclise verilen soru önergelerinin AKP-MHP oylarıyla reddedilmesi, Rojin’e ne olduğunun araştırılmak dahi istenmediğini açıkça göstermektedir. Adalet arayan kadınların ve ailelerin tehdit edilmesi ise bu dosyada katillerin korunması için seferber olunduğunun kanıtıdır. Bugün Rojin’in davası, şüpheli kadın ölümlerinin nasıl görünmez kılındığını bir kez daha göstermektedir. Bu süreç; devletin ve devlet kurumlarının kadınların yaşam hakkını gasp eden sistematik bir suç pratiğidir.   Taleplerimiz:   *Van Başsavcılığı, soruşturmayı TCK 102 kapsamında genişletsin.   *Adalet Bakanlığı, ihmali bulunan tüm görevliler hakkında soruşturma başlatsın.   *İstanbul ATK İhtisas Kurulu yeni bir rapor hazırlasın.   *Rojin’in bedeninde bulunan iki farklı erkeğe ait DNA’nın kime ait olduğu açıklansın.   *Dosyadaki gizlilik kararı derhal kaldırılsın.   *Eksik bırakılan deliller toplansın ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılsın.   *Sorumlu tüm kişi ve kurumlar hesap versin.   *Devlet, kadınların yaşam hakkını koruma görevini yerine getirsin.   *Rojin’in ailesi yalnız bırakılmasın.   Adalet Bakanlığı’na bir kez daha soruyoruz: İntihar algısı yaratan, delilleri gizleyen ve kamuoyunu yanıltan kurumlar hakkında soruşturma başlatacak mısınız?”   Eylem sloganlarla sone erdi.