Dilek Ekmekçi: ‘Fuhuş otelleri’ iddiaları etkin biçimde araştırılmalı 2026-02-16 09:08:57   Melike Aydın   İSTANBUL - Akademisyen Av. Dr. Dilek Ekmekçi, Epstein dosyasını hatırlatarak Türkiye’de de insan ticareti ve fuhuş ağlarının varlığına işaret etti; “fuhuş otelleri” iddialarının etkin biçimde araştırılması gerektiğini vurguladı.   Devlet içinde örgütlenen suç ağları, insan ticareti ve cinsel sömürüye dayalı yapılarla ilişkili iddialar, son yıllarda kamuoyunda yeniden ve farklı başlıklar altında tartışılmaya devam ediyor. Özellikle koruma mekanizmalarının işlememesi, dezavantajlı grupların hedef hâline gelmesi ve iddiaların kamu görevlileriyle bağlantılı olduğuna ilişkin tartışmalar, suçun “organize” niteliğine ve olası örtbas süreçlerine dair soru işaretlerini büyütüyor.   Akademisyen Av. Dr. Dilek Ekmekçi, bu çerçevede Türkiye’deki iddialara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Ataerkil düzen suç ağlarını besliyor’   Dilek Ekmekçi, genellikle dezavantajlı çocukların bu tür ağlarda kullanıldığını belirterek, “Epstein dosyasında da işin insan ticareti boyutuna vardığı görülüyor. İnsan ticareti suçu burada fuhuş ve cinsel istismar amaçlı işleniyor. Zaten insan ticaretinde mesela mülteciler gibi hep dezavantajlı kesimler kullanılır. Sosyoekonomik olarak kadınlar zaten dezavantajlı. Dünyada servetin yüzde 99’u erkeklerin elinde. Ataerkil düzen bu suç ağlarını besliyor. Kimsesiz ya da ailesi yeterli bakım veremeyen, devlet korumasına alınmış fakat fiilen korumasız kalan çocuklar bu yapıların kurbanı olabiliyor” dedi.   Kadınları sömüren karanlık ağlar ve ‘bal tuzağı’ ile kuşatılan yargı   Dilek Ekmekçi, fuhuş çeteleri ve organize suç yapılarının kamu görevlilerinin koruması olmadan varlık gösteremeyeceğini belirterek, emniyetten yargıya uzanan bürokratik bir ağın varlığına dikkat çekti. Dilek Ekmekçi, “Meral Akşener’in bahsettiği gibi emniyet müdürleri bu yapıların içinde yer alabiliyor. Yargı içerisinde hâkim ve savcılar doğrudan çarkın içinde olmasa bile ‘bal tuzağı’ yöntemiyle kontrol altına alınmış olabilir. Politikacılar ve sermaye sahipleri bu yöntemlerle yönlendiriliyor. Bu korkunç bir toplum mühendisliği yaratıyor. Meral Akşener ‘Fuhuş oteli işleten emniyet müdürleri var, orada kimsesiz kızlar çalıştırılıyor’ demişti. Dilek Ekmekçi olarak beni aradı, tekrar arayacağını söyledi; ancak konunun arkasını getirmedi. Bu otelleri araştırdım. Daha önce suç duyurusunda bulunduğum dosyalar örtbas edildiği, dahası bana karşı kumpaslara çevrildiği için kamuoyunun yıllardır vicdanına seslendim” ifadelerini kullandı.   ‘Suç ortaklığı üzerinden inşa edilen ‘derin’ organizasyonlar’   Dilek Ekmekçi, söz konusu yapıların yalnızca fuhuşla sınırlı kalmadığını, uluslararası kaçakçılık faaliyetleriyle iç içe geçtiğini söyledi. Dilek Ekmekçi, “Uluslararası kokain ticareti, insan ticareti, göçmen kaçakçılığı, silah kaçakçılığı gibi suçlar, ayrıca ‘FETÖ Borsası’ olarak anılmaya başlanan, halk arasında da ‘çökme’ dediğimiz servet transferi aslında zimmet, irtikap ve rüşvet gibi kamu idaresinin güvenirliğine karşı suçlar; hepsi aynı derin yapılara uzanıyor. Bu yapıların birbirine bağlı olduğunu ve yıllar içinde genelde hemşerilik temelli örgütlenen sığ yapılar oldukları halde kendilerini ‘derin devlet’ olarak kabul ettirdiklerini görüyorsunuz” sözlerini kullandı.   Ayhan Bora Kaplan soruşturmasından Meral Akşener’in çıkışına   Dilek Ekmekçi, Ayhan Bora Kaplan soruşturmasının klikler arası güç mücadelesiyle bağlantılı olduğunu dile getirerek şunları paylaştı: “Ayhan Bora Kaplan’ın 2023 Eylül ayında Ankara’da gözaltına alınmasının ardından Kasım ayında Meral Akşener açıklama yaptı; ancak devamını getirmedi. Dilek Ekmekçi olarak Gülcan Dereli’ye verdiğim fuhuş otelleri röportajına 2025 yazında sahte erişim engeli kararı gönderildi. Benzer sahtecilik yöntemi Evrim Kepenek’in benimle röportajları için de denendi.”   ‘Dostlar alışverişte görsün’ operasyonları ve klik savaşları   Dilek Ekmekçi, sahte erişim engeli kararlarının suç ağlarının güç kaybettiğini gösterdiğine işaret ederek, “Bu kararları gönderen odak, Meral Akşener’in işaret ettiği otellerden birinin sahibi olduğu iddia edilen emniyet müdürü ve çevresidir. Söz konusu emniyet müdürü ve kendisine yakın bir başka emniyet müdürü ihraç edildi. Ankara’da yaşananlar bir klik savaşıdır. Ayhan Bora Kaplan her iki tarafla da ilişki kurmuş bir figür. Bir tarafa operasyon yapılırken diğer taraf güç kazanıyor. Benim kumpasla tutuklanmam da bu savaşın ortasında gerçekleşti. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı operasyonlar bu yapının güç kaybettiğini gösteriyor” diye belirtti.   ‘Ankara’da algı yönetimi, isimler saklanıyor’   Dilek Ekmekçi, Ankara’daki operasyonların sınırlı kaldığını söyleyerek şöyle devam etti: “Ankara Başsavcılığı ve emniyeti ile ilişkili bazı operasyon haberleri, eski bir belediye başkanına yönelik Danıştay’ın soruşturma izni milat gibi sunulsa da Ankara’dan pek ümidim yoktu. Ancak Akın Gürlek bakan olduğu için İstanbul pratiğini Ankara’ya teşmil ederse bir şeyler değişebilir. İstanbul’da ise benim işaret ettiğim yapıyla bağlantılı isimlerin dosyalarda geçmesi önemli. Ancak kamu görevlisi olan kilit isimler soruşturmalarda genelde kamuoyundan gizlenirken, bizler veya sanatçılar en küçük olayda manşet oluyoruz. Fuhuştan 2019 yılında şikâyet ettiğim emniyet müdürü Koray Öner’in avukatı İsmet Sayhan, Selahattin Yılmaz operasyonunun devamı olan Assan Operasyonu kapsamında askeri ve endüstriyel casusluktan tutuklandı. Söz konusu suç duyurum örtbas edildiği gibi bana karşı kumpas iftira davasına çevrilmişti. İşte İsmet Sayhan bu davada halen Koray Öner’in avukatı. Bu yüzden tutuklanması önemli. Bu operasyon süreçleri, Can Holding ve Ciner operasyonları; hepsi birbiriyle bağlantılı. Bu yapılara çomak sokmam nedeniyle aynı grubun yayın organı Show TV tarafından da hedef gösterilmiştim ve bu hafta manevi tazminat davamı kazandım.”   Kriminal yapının medya ve avukat ayağı   Dilek Ekmekçi, operasyonların medya ve avukat ayağına uzandığını söyleyerek, “Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından Tarık Teoman tutuklandı, firari Cengiz Haliç hakkında yakalama var. Ümitcan Uygun’un avukatı Cem Duman ve Koray Öner’in avukatı İsmet Sayhan tutuklandı. Futboldaki yasa dışı bahis ve kara para aklama faaliyetleri de aynı yapılarla bağlantılı. Flash TV’ye el konulmuştu. Ekol TV hakkında da devam eden bir soruşturma var, TV100’e operasyon ihtimali dillendiriliyor. Mesela TYT Türk isimli kanalın ortaklarından birinin oğlu sahte erişim engeli kararlarını gönderen kişi. Ekol TV yönetim kurulu üyeliğinden soruşturma açılması süreciyle birlikte ayrılan Eski Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin’in de Süleyman Soylu gibi geniş bir fotoğraf albümü bulunuyor” diye kaydetti.   ‘Kilit taşı’ emniyet müdürü ve Aleyna Çakır dosyası   Dilek Ekmekçi, Aleyna Çakır davasına da değinerek kamu kurumlarıyla bağlantılı şüpheli ilişkiler bulunduğunu ifade etti. Dilek Ekmekçi, “Ümitcan Uygun’un Aleyna Çakır’a eziyet ettiği görüntüler ortaya çıktı. Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun yurtta çalışan ve ‘yurt anne’ olarak hitap edilen biriydi. 2020’de önce Aleyna Çakır, ardından Gülay Uygun şüpheli şekilde öldü. Ümitcan Uygun’un annesinin cenazesinin bulunduğu olay yerinde sergilediği görüntüler, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ve soruşturma savcısına yönelik söz ve tavırları da büyük tepki çekti. Gülay Uygun’un sosyal medya profilinde işyeri bilgisi olarak Sosyal Hizmetler yanında Emniyet Genel Müdürlüğü yazdığını o dönem fark eden de benim. Daha önceden kilit taşı bir emniyet müdürünü fuhuştan şikayet etmiş olduğum, yapıyı bildiğim için bu EGM detayını fark edebildim” dedi.   Ankara merkezli suç ağları ve devlet bağlantıları   Dilek Ekmekçi, Ayhan Bora Kaplan Suç Örgütü’nün farklı bağlantılarına dikkat çekerek, “Meral Akşener’in bahsettiği fuhuş otelleri de, benim işaret ettiğim emniyet müdürü de Ankara merkezli Ayhan Bora Kaplan yapılanmasına bağlanıyor. Selahattin Yılmaz, Alaattin Çakıcı’nın Ankara ayağı olarak bilinir. Ayhan Bora Kaplan cezaevindeyken Ankara’daki bazı ilişkilerin Selahattin Yılmaz’a bırakıldığı söyleniyordu” diye konuştu.   Serdar Sertçelik’in Türkiye’ye getirilmesi kritik   Dilek Ekmekçi, Ayhan Bora Kaplan davasında firari tanık Serdar Sertçelik’in Macaristan’dan Türkiye’ye getirilmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirerek, şu ifadelere yer verdi: “Serdar Sertçelik’in Türkiye’ye getirilmesi soruşturmaların yönünü değiştirebilir. Devlet Bahçeli, Ayhan Bora Kaplan soruşturmalarının sulandırıldığını söylemişti. Ben de baştan beri bu görüşteyim. O dönemde Emniyet Müdürü Engin Dinç ve ekibi Cumhur İttifakı’na darbe yapmakla suçlandı. Engin Dinç’in yardımcısı görevden alındı ve bazı polislerle birlikte tutuklandı. Şimdi Serdar Sertçelik’in Türkiye’ye getirilmesinden hemen sonra Ali Yerlikaya’nın görevden alınması da; bu konuda yeni gelişmeler olabileceğini gösteriyor.”   Etkin soruşturma için kamu kadroları incelenmeli   Dilek Ekmekçi, suç örgütlerinin ortaya çıkarılması için kamu kadrolarının incelenmesi gerektiğini belirterek, “Ceza hukukunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması esastır. Kirli kamu görevlileri temizlenmeden bu örgütlenmelerin tamamen açığa çıkarılması zor. Klik savaşları sırasında menfaat çatışmaları yaşandığında bazı gerçekler daha kolay ortaya çıkabiliyor” dedi.   ‘Uluslararası uyuşturucu ticareti Türkiye’deki ağlarla bağlantılı’   Dilek Ekmekçi, uluslararası uyuşturucu ticaretine de değinerek, “Uluslararası kokain ticaretiyle anılan Nicolás Maduro’ya yönelik operasyonlar bu ağların küresel boyutunu gösteriyor. Narkotik Daire Başkanlığı’nın paylaşımlarına göre kokain Latin Amerika’dan Türkiye’ye güneyden giriyor, kuzeyden çıkıyor. Benim çözümleme göre Mersin üzerinden Samsun’a ulaşıyor ve buradan doğuya ve batıya dağılıyor. Bu ticaret kamu görevlileri olmadan yürütülemez. Nevşehir, Niğde, Aksaray, Kırşehir, Konya, Ankara, Çorum (özellikle Sungurlu), Samsun bu hatta önemli noktalar. Ankara ise hem bu hat üzerinde olduğu, hem de başkent olduğu için bu ağda önemli konumda” diye konuştu.   DEA, NATO ve uluslararası uyuşturucu ticareti tartışması   Dilek Ekmekçi, suç ağlarının uluslararası boyutuna işaret ederek, “DEA’nın (ABD’de Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi) öncülük ettiği operasyonlar bu ticaretin küresel boyutunu ortaya koyuyor. NATO müttefikliğine rağmen bu faaliyetleri yürütmek mümkün değil. Bu yapılara izin verilmeyeceği mesajı veriliyor. Ancak bu tür yapılar bazen kullanılır, sonra tasfiye edilir. Mehmet Ağar gibi isimler geçmişte NATO çizgisi içinde anılan figürlerdi” dedi.   Mehmet Ağar’a uzanan bağlantılar   İstanbul merkezli operasyonların Mehmet Ağar çevresine uzandığını savunan Dilek Ekmekçi, “Mehmet Ağar’ın bağlantılı olduğu çok sayıda isme yönelik operasyonlar yapıldı” diye paylaştı.   Bu ilişkiler tarihsel bir arka plana sahip   Dilek Ekmekçi, devlet ve suç örgütleri ilişkilerinin tarihsel boyutundan söz ederek, “Eren Keskin’in Mehmet Ağar’ın adının anıldığı çocuk istismarı dosyasına dair değerlendirmeleri bile başlı başına bu ilişkilerin yeni olmadığını gösteriyor” diye kaydetti.   Meral Akşener’in iddiası klikler arası mesaj olabilir   Dilek Ekmekçi, Meral Akşener’in açıklamalarının klikler arası mesaj niteliği taşıyabileceğini belirterek, “Uğur Poyraz, Akşener’in işaret ettiği emniyet müdürleriyle bağlantılı bir isimdir. 2024 Aralık ayında TBMM’de benim kumpasla 5 ay tutuklanmama yol açan ve fuhuştan şikâyet ettiğim eski emniyet müdürü Koray Öner’in ekürisi eski emniyet müdürü Kerim Altıay hakkında da soru önergesi verdi. Bu kişi hakkında Samsun’da yasa dışı bahisten soruşturma olup olmadığını ve tartışmalı Ayhan Bora Kaplan soruşturmasını yürüten Engin Dinç ile bağlantılarını sordu. Uğur Poyraz’ın, Meral Akşener’in bahsettiği fuhuş otellerinden birinin sahibi olduğu söylenen ihraç edilen emniyet müdürünün de avukatı olduğu belirtiliyor” ifadelerine yer verdi.   İstanbul’daki operasyonlar umut veriyor   Ankara ve İstanbul’daki operasyonların farklı sonuçlar doğurduğunu dile getiren Dilek Ekmekçi, “İstanbul’da kriminal yapının etrafını çevreleyen bir süreç var ve bu umut veriyor. Ancak Ankara daha kapalı ve homojen bir yapı. Eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, İstanbul’da altı, Ankara’da iki büyük suç yapılanması olduğunu söylemişti” diye paylaştı.   Serdar Sertçelik dosyasında jandarmanın devreye girmesi dikkat çekici   Dilek Ekmekçi, kırmızı bültenle aranan Serdar Sertçelik’in Macaristan’dan Türkiye’ye getirilme sürecine değinerek, Serdar Sertçelik dosyasında jandarmanın devreye girmesine dikkat çekti. Dilek Ekmekçi, “Serdar Sertçelik Ankara dosyası olmasına rağmen Ankara’ya getirilmedi, İstanbul’da tutuluyor. Bunun Ayhan Bora Kaplan’ın Ankara’daki cezaevleri üzerindeki etkisiyle bağlantılı olduğu iddia ediliyor” sözlerine yer verdi.   'Postmodern bir savaş yürütülüyor'   Dilek Ekmekçi, Epstein dosyasına da değinerek, “Epstein dosyasının ortaya çıkması küresel güç dengeleriyle bağlantılı olabilir. Bal tuzağı yöntemi istihbarat örgütlerinin bilinen yöntemidir. İran istihbaratı da bu yöntemi yoğun kullanan yapılardan biridir. Türkiye’de de benzer yöntemler kullanan yapıların olduğu biliniyor” şeklinde devam etti.   'Ataerkil alt kültür suç ağlarını besliyor'   Kadınlara yönelik şiddetin sosyolojik boyutuna dikkat çeken Dilek Ekmekçi, “Kadınlara yönelik istismarın doğrudan devlet politikası olduğunu söylemek istemem ancak güçlü bir erkek dayanışması ve ataerkil alt kültür bu suç ağlarını besliyor” dedi.   'Konjonktür değişimi suç ağlarını etkiliyor'   Dilek Ekmekçi, uluslararası dengelerdeki değişimlerin suç örgütlerini etkilediğini söyleyerek, “İnternet çağında suç örgütlerinin gücünü oluşturan gizem ortadan kalkıyor. Bu yapılar bence artık eskisi kadar gizli kalamayacak” diye vurguladı.