Basın örgütleri: Gazetecilik faaliyetleri kriminalize ediliyor 2026-05-03 12:29:53     ANKARA- Dünya Basın Özürlüğü Günü kapsamında basın toplantısı düzenleyen Gazeteci Örgütleri Türkiye’de gazeteciliğin her geçen gün daha fazla kriminalize edildiğine dikkat çekerek, tutsak bulunan gazetecilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.   Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Gazeteciler Derneği (MGK), Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası  (DİSK Basın-İş), Haber-Sen, Avrupalı Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği ve Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Kızılay'da bulunan Mülkiyeliler Birliğinde basın toplantısı gerçekleştirdi. “Tutuklu gazetecilere özgürlük” pankartının asıldığı toplantıda basın metnini gazeteci Diren Yurtsever okudu.   ‘Gazetecilik giderek daha fazla kriminalize edilmekte’   Türkiye’nin basın özgürlüğü endeksinde dört basamak daha gerileyerek 180 ülke arasından 163’üncü sıraya indiğini belirten Diren Yurtsever,  “Gazetecilik faaliyetleri giderek daha fazla kriminalize edilmekte; haber yapmak, gerçekleri açığa çıkarmak ve kamuoyunu bilgilendirmek suç unsuru gibi gösterilmektedir. Bu baskı ortamının en somut göstergelerinden biri ise cezaevlerinde tutulan gazetecilerdir” dedi.   ‘Halkın haber alma hakkına müdahale’   Türkiye'de çok sayıda gazetecinin kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getirdiği için tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerinde bulunduğunu söyleyen Diren Yurtsever, mesleki faaliyetlerin "suç" kapsamında alınmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını dile getirdi. Cezaevindeki gazetecilerin yalnızca özgürlüklerinden değil, mesleklerini icra etme haklarından da mahrum bırakıldığına dikkat çeken Diren Yurtsever,  bununla birlikte doğrudan halkın haber alma hakkına müdahale edildiğini kaydetti.    ‘Cezaevinde gazeteci olmaz’   Gazetecilerin cezaevine konulmasıyla toplumun gerçeklerden koparıldığını ifade eden Diren Yurtsever şöyle devam etti: “Gazeteciler susturulduğunda; işçinin direnişi görünmez olur, emekçinin hakkı duyulmaz, kadınların, gençlerin ve tüm ezilenlerin sesinin bastırılması sonucunu doğurur. Basın özgürlüğüne yönelik her saldırı, aynı zamanda toplumun demokrasi hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Türkiye'de fikir işçileri aynı zamanda ağır bir ekonomik ve siyasal kuşatma altındadır. Medya sahipliğinin tekelleşmesi, kamu kaynaklarının iktidara yakın medya organlarına aktarılması ve bağımsız gazeteciliğin sistematik biçimde zayıflatılması; oto-sansürü yaygınlaştırmakta ve eleştirel haberciliği daraltmaktadır. Güvencesiz çalışan meslektaşlarımızın ne yazık ki bu düzen içerisinde açlık şartlarında yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün bu tehdit iktidara yakın muhalefete yakın ayrımı yapılmaksızın tüm gazeteciler için geçerlidir. Genç meslektaşlarımızın mesleğimizi yapmaktan kaçınmaya başlamasının temel sebebi de bu saydığımız anti-demokratik adımlar ve güvencesizliktir. Gazeteciler işsizlik, güvencesizlik ve baskı üçgeninde mesleklerini sürdürmeye zorlanmaktadır. Gazetecilik suç değildir. Cezaevinde gazeteci olmaz. Gerçeğin peşinde koşmak, halkın haber alma hakkını savunmak suç değil, kamusal bir sorumluluktur.”   Talepler şöyle sıralandı;   “*Cezaevlerinde tutulan tüm gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır.   *Gazetecilik faaliyetlerini suç sayan tüm uygulamalara son verilmelidir.   *Basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.   *Gazeteciler için güvenceli çalışma koşulları sağlanmalı, sendikal hakların önündeki engeller kaldırılmalıdır.”   Basın açıklamasının ardından tutsak bulunan gazetecilerin gönderdiği mektuplar okunurken cezaevlerinde bulunan gazetecilerin isimleri tek tek okunarak, gazetecilere özgürlük talebinde bulunuldu.