Birçok kentte 1 Eylül açıklaması: Onurlu barışın yolu demokratik çözüm 2026-09-01 19:18:58   HABER MERKEZİ - Kürdistan ve Türkiye’de yapılan 1 Eylül açıklamalarında, "Kalıcı ve onurlu bir barışın yolu diyalogdan ve demokratik çözümden geçmektedir” denildi.   Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla açıklamalar gerçekleştirildi. Demokratik Kurumlar Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Îdir kent merkezinde, Zübeyde Hanım Bulvarı Eski Belediye Meydanı’nda açıklama yaptı. Basın metnini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez İlçe Eşbaşkanı Metin Çarklı okudu.   Eylem, “Bijî aşîtî” sloganıyla sona erdi.   Riha   Riha Emek ve Demokrasi Platformu, “Riha Aşiti Dixwaze” (Riha Barış İstiyor) şiarıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yürüyüş gerçekleştirdi. Alişelli Parkı’ndan başlayıp Topçu Meydanı’na kadar süren ve çok sayıda kurum, kuruluş ile yurttaşın katıldığı yürüyüş boyunca kitle sık sık “Jin, jiyan, azadî, azad bike rêberti”, “Bijî Serok Apo”, “Bijî aşîtî”, “Savaşta barışta seninleyiz Öcalan” sloganları attı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın dev posteri açılırken, “Şehitlerimizin yarattığı umutları barışın mimarı ile taçlandıracağız” yazılı pankart açıldı.   Topçu Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Bu esnada kitle sık sık “Şehîd namirin” sloganı attı.   ‘Barış ve özgürlük görmek istiyoruz’   Günün anlam ve önemine ilişkin ilk olarak konuşan Barış Annesi Meyaser Korkmaz, “Bugün önemli bir gün; biz de barışın gelmesini istiyoruz. Yaraları saran bir anne olmak istiyorum. Artık yeter; bu sürece dair güven tesis edilsin. Sayın Abdullah Öcalan ve tutuklular serbest bırakılırsa, güvenimiz daha da güçlenecektir. Barış ve özgürlük görmek istiyoruz” dedi.   ‘Demokratik yaşamın yanında durmaya çağırıyoruz’   Ardından Urfa Emek ve Demokrasi Platformu adına söz alan Ferhat Demir, “Bugün burada bir araya gelen emek ve demokrasi güçleri olarak, barış talebimizi büyütmeye ve demokratik çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kalıcı barış, yalnızca siyasal aktörlerin atacağı adımlarla değil, toplumun güçlü ve kararlı barış iradesiyle mümkündür. Bu nedenle bütün Urfa halkını bu iradeyi birlikte büyütmeye, barışın ve demokratik yaşamın yanında durmaya çağırıyoruz” sözleriyle çağrıda bulundu.   Son olarak konuşan DEM Parti Riha Milletvekili Ömer Öcalan da Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne yönelik güçlü bir sahiplenmenin gerektiğini belirtti. Barış sürecine yönelik kimi çevrelerin süreci sabote etme niyeti olduğuna karşı uyarılarda bulunan Öcalan, buna karşı barışın daha güçlü sahiplenilmesi gerektiğini vurguladı.   Meletî   Meletî’nin Battalgazi ilçesinde de Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Emeksiz Caddesi’nde gerçekleşen basın açıklamasına çok sayıda kişi katıldı. Platform adına Meletî İHD Şube Eşbaşkanı Berfin Polat basın metnini okudu. Açıklama, “Bijî aşîtî” sloganlarıyla son buldu.   Dîlok   Dîlok Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yürüyüş düzenledi. Kırkayak Parkı’nda bir araya gelen kitle, buradan Balıklı Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşte Dîlok Emek ve Demokrasi Platformu’nun üç dilde hazırladığı “1 Eylül Dünya Barış Günü Kutlu Olsun / Ê Îlonê Roja Aştiyê ya Cîhanê Pîroz Be” ile Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) “Şimdi Kadın Zamanı, Özgür Önderlikle Barışı Kurma Zamanı!” pankartları taşındı.   ‘Barışın yolu demokratik çözümden geçmektedir’   Kitle yürüyüş boyunca sık sık “Bijî aşîtî, bijî barış”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sloganları attı. Balıklı Meydanı’na ulaşan kitle adına ortak basın metnini İnsan Hakları Derneği (İHD) Dîlok Şube Eşbaşkanı Bahri Oğuz okudu. Barışın temel bir insan hakkı olduğuna vurgu yapan Bahri Oğuz, “Savaş ve çatışma politikalarına karşı yaşamı ve barışı savunmaya devam edeceğiz. Kalıcı ve onurlu bir barışın yolu diyalogdan ve demokratik çözümden geçmektedir” dedi.   Açıklama, alkış ve sloganlarla sona erdi.   Semsûr   Semsûr Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Semsûr Kent Meydanı’nda yapılan açıklamaya sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda yurttaş katıldı. Kitle, kent meydanına “Yaşasın barış” sloganlarıyla geldi. Açıklamada, “Demokratik bir gelecek için ses ver! Ji bo civaka demokratîk deng bide aşitiye” pankartı ve “Şimdi barış zamanı”, “Dem dema aştiye”, “Kadınların sözü olmadan gerçek bir barış olmaz” dövizleri taşındı.   Basın metnini kitle adına İnsan Hakları Derneği (İHD) Semsûr şube Eşbaşkanı Bülent Çınar okudu.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a özgürlük talebi   Sürecin önemli aktörü olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunulan açıklamada, "Toplumun bütün kesimlerinin sürece katılımını sağlayın. Geçmişin acılarıyla yüzleşmekten ve hakikatle buluşmaktan kaçınmayın. Türkiye'nin çatışma ve şiddet döngüsünden çıkarak demokratik ve barışçıl bir geleceğe yönelmesinin mümkün olduğuna inanıyoruz. Bunun için atılacak her demokratik adımı desteklemeye, sürecin eksiklerini ve insan hakları ihlallerini izlemeye, barış hakkını savunmaya devam edeceğiz" denildi.    Açıklama alkışlarla son buldu.   Ankara   Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin düzenlediği 1 Eylül Dünya Barış Günü Yürüyüşü’ne DEM Parti Milletvekili Adalet Kaya ile Serhat Eren de katıldı. “Barışa Açılan Yolda Mücadeleye Devam”, “Biz Kadınlar Barışın Tarafı, Mücadelenin Öznesiyiz” ana pankartlarının arkasında kitle Kolej Metrosu önünden Sakarya Caddesine yürüyüşe geçti. “Faşizme karşı omuz omuza”, “Halklara barış patronlara savaş” pankartları taşıyan kitle “Bijî Serok Apo” ,”Jin Jiyan Azadi” sloganları atıldı.    Sakarya Caddesi’ne ulaşan kitle burada basın açıklaması gerçekleştirdi. KESK Ankara Şubeler Platformu’ndan  Tülay Yıldırım metnin Türkçesini, DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Yılmaz Yıldırımcı isi metnin Kürtçesini okudu.   Dünyanın yeni savaş ve paylaşım politikalarıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tülay Yıldırım, Ukrayna-Rusya savaşından Ortadoğu’ya uzanan çatışmalara işaret etti. Tülay Yıldırım, “Kapitalizmin ve küresel sermayenin derinleşen krizine paralel olarak artan silahlanma çılgınlığı, işgaller ve savaşlar halklara yalnızca kan, gözyaşı, yoksulluk ve kitlesel göçler vaat etmektedir” dedi.   ‘Barış demokratik bir yaşamla gerçekleşir’   Ortadoğu’da yaşananlara da dikkat çeken Tülay Yıldırım, Gazze’de kadın ve çocukların hedef alındığını belirterek, bölgedeki kalıcı barışın ancak halkların ortak iradesiyle mümkün olacağını söyledi. Tülay Yıldırım, “Orta Doğu’da eşit, özgür ve kalıcı bir barışın inşası; emperyalist müdahalelerin, işgallerin, inkârın, ırkçılığın, şovenizmin ve halklar arası düşmanlığın egemen kılınmasıyla değil; bölge halklarının eşit, özgür ve demokratik bir yaşamı ortaklaşa kurma iradesiyle gerçekleşecektir” ifadelerini kullandı.   ‘Barış yalnızca silahların susması değildir’   Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin “kritik bir tarihsel eşik” olduğunu vurgulayan Tülay Yıldırım, çatışmalı süreç boyunca yaşanan can kayıpları, zorunlu göçler ve toplumsal tahribata dikkat çekti. Tülay Yıldırım, “Bugün çatışmaların durduğu, cenazelerin gelmediği, silahların sustuğu ve acıların dindiği bir süreci yakalayabilmek hayati önem taşımaktadır. Barış, yalnızca silahların susması demek değildir” diyerek, Kürt sorununun demokratik, eşitlikçi ve özgür birliktelik temelinde anayasal zemine kavuşması gerektiğini belirtti.   ‘Kadınlar kurucu özne olmalıdır’   Ardından Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi adına Rojda Öncel söz aldı. Savaş ve güvenlikçi politikaların en ağır sonuçlarını kadınların yaşadığına dikkat çeken Rojda Öncel, kadınların kayıplarının peşinden gittiğini, yerinden edildiğini, yoksullaştırıldığını ve şiddete maruz bırakıldığını kaydetti. Rojda Öncel, “Kadınların sözü, iradesi ve eşit katılımı olmadan gerçek bir barış kurulamaz. Bugün kadınlar sadece barışı talep eden değil; barışı konuşan, müzakere eden, karar alan, süreci izleyen, denetleyen ve barışı toplumsallaştıran kurucu özneler olmalıdır” ifadelerini kullandı.   ‘Barışın kurucu öznesi olacağız’   Kadınların barış sürecinin tüm aşamalarında yer alması gerektiğinin altını çizen Rojda Öncel, “Biz kadınlar barışın seyircisi değiliz. Müzakere masasında, Meclis’te, sokakta, mahallede ve yaşamın her alanında barışın kurucu öznesi olacağız” dedi.   Rojda Öncel, barış sürecinin kararlılıkla ilerletilmesi, Kürt halkının dil, kültür ve kimlik haklarının güvence altına alınması, kadınların müzakere ve karar mekanizmalarına eşit ve etkin katılımının sağlanması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşilmesi çağrısında bulundu.   Rojda Öncel açıklamayı, “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak dün olduğu gibi bugün de barışta ısrar ediyoruz. Barışın tarafıyız! Mücadelenin öznesiyiz. Barış için ısrar eden tüm kadınlara selam olsun. Yaşasın kadınların barış mücadelesi” sözleriyle sonlandırdı.   Êlih   Êlih Emek ve Demokrasi Platformu tarafından "Barışa Birlikte Yürüyoruz, Demokratik Geleceği Birlikte İnşa Ediyoruz" şiarıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yürüyüş gerçekleşti. Yürüyüş Basın Kavşağı'ndan başlayarak Yılmaz Güney Sergi Alanı'na kadar devam etti. Yürüyüşte boyunca, "Jin şer naxwazin", "Jin, jiyan, azadî", "Bijî aştî", "Bijî berxwedana zindanan", "Şavaşa hayır barış hemen şimdi" ve "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganları atıldı. Yürüyüşte, "Şimdi barış zaman, Kadınlar barışın, eşitliğin ve devrimin güvencesi, Barış ve komünal yaşamı kadınlar inşa ediyor ve Duvarları değil barışı büyüt" pankartları taşındı.   Basın açıklamasını İHD Eşbaşkanı Ahmet Şiray okudu.   İzmir   İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış günü dolayısıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Alsancak’ta bulunan ÖSYM binası önünde bir araya gelen kitle, Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüdü. Açıklamada “Savaşa ve sömürüye karşı demokrasi ve barış kazacak”, “Şimdi barış zamanı”, “Şimdi barış zamanı şimdi kadın zamanı” pankartları açılırken sık sık  “ Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Bijî serok Apo”, “Barışın mimarı İmralı’dadır”, “Selam selam İmralı’ya bin selam”   sloganları atıldı. Açıklamaya, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekilleri Burcugül Çubuk ve İbrahim Akın’ın yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü ile yüzlerce kişi katıldı. Basın metnini ise kitle adına İzmir Barosu Saymanı Gamze Şimşek okudu.   ‘Kalıcı barışın yolu sosyalist bir toplumdan geçer’   1 Eylül’ün yalnızca geçmişte yaşanmış bir savaşın yıl dönümü değil; savaşın, militarizmin, faşizmin ve emperyalist saldırganlığın karşısında barışı savunmanın tarihsel bir günü olduğunu dile getiren Gamze Şimşek, “Savaşların arkasında ekonomik ve siyasi çıkarlar, enerji kaynakları, pazarlar, silah ticareti, jeopolitik hesaplar, emperyalist güç mücadeleleri ve sermayenin sınırsız büyüme arayışı vardır. Bu nedenle gerçek bir barış, yalnızca silahların belli bir süre susması değildir. Gerçek barış; insanların açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, sömürüye ve güvencesizliğe mahkûm edilmediği; halkların birbirine düşmanlaştırılmadığı; bütün insanların eşit, özgür ve onurlu bir yaşam hakkına sahip olduğu bir toplumsal düzeni gerektirir. Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Rum, Laz, Çerkes, Abhaz ve bu coğrafyada yaşayan bütün halkların birbirine düşman edilmesine değil, eşit ve özgür yurttaşlar olarak yan yana yaşamasına ihtiyacımız vardır. Barış talebimizi, demokrasi ve sosyal adalet talebimizden ayrı görmüyoruz. Kalıcı barışın yolu; emekçilerin söz ve karar sahibi olduğu, üretimin ve toplumsal zenginliklerin bir avuç sermaye grubunun çıkarına değil toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlendiği, sömürünün ve sınıfsal eşitsizliklerin ortadan kaldırıldığı sosyalist bir toplumdan geçmektedir” dedi.   ‘Eşitlik için mücadele etmek, sömürüye karşı mücadele etmektir’   Türkiye açısından da bugün en temel ihtiyaçlardan birinin yıllardır çözülemeyen çatışma ve Kürt sorununun demokratik, siyasal ve barışçıl bir çözüm bulunması olduğunu kaydeden Gamze Şimşek, gündeme gelen "çerçeve yasa" tartışmalarını, Türkiye'nin demokratikleşmesi ve kalıcı bir barış ortamının kurulması açısından önemli gördüklerini söyledi. Yasanın varlığının tek başına barışı ve kardeşliği garanti etmeyeceğini vurgulayan Gamze Şimşek, “Bu nedenle ortaya konulacak çerçevenin gerçekten demokratik bir içeriğe sahip olup olmadığı, geçmişin acılarıyla yüzleşmeyi ve toplumsal barışı sağlayacak mekanizmaları içerip içermediği konusunda ciddi tereddütlerimiz bulunmaktadır.Biz bu ihtimali peşinen reddetmiyoruz. Tam tersine, Türkiye'nin gerçek bir barış sürecine ihtiyacı olduğunu savunuyoruz. Ancak barışın yalnızca devletler arasında yapılan düzenlemelerle değil, toplumun bütün kesimlerinin sürece katılımıyla, demokratik hakların güvence altına alınmasıyla, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasıyla ve eşit yurttaşlık temelinde mümkün olabileceğini vurguluyoruz.Barış için mücadele etmek, savaşı üreten düzene karşı mücadele etmektir. Eşitlik için mücadele etmek, sömürüye karşı mücadele etmektir. Özgürlük için mücadele etmek, baskıya ve otoriterliğe karşı mücadele etmektir” sözlerini kullandı.   Basın açıklamasının ardından kitle denize karanfil bırakmak üzere Gündoğdu Meydanı'na sloganlarla yürüdü.   Denize karanfil bırakılmasından sonra açıklama zılgıt ve sloganlarla sona erdi.   Manisa   1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla Manisa’da iki ayrı merkezde basın açıklaması yapıldı. Manisa Emek, Demokrasi ve Barış Platformu’nun çağrısıyla sendika, siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla Manolya Meydanı’nda bir araya gelen kitle, burada basın açıklaması yaptı. Açıklamada  sık sık “Yaşasın Barış” ve “Bijî Aşîtî” sloganları atılırken basın metnini  Eğitim Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Ramazan okudu.   ‘Sürdürülebilir barış ortamı emekçilerin mücadelesiyle sağlanacak’   Mehmet Ramazan, savaşın ülkenin demokrasi sorunlarının tek nedeni olmadığı gibi barışın da emekçilerin ve demokrasi alanındaki sorunların çözümü için tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Savaşa ayrılan bütçenin emekçilere ve kamusal hizmetlere ayrılması gerektiğini ifade eden Mehmet Ramazan, “Sürdürülebilir bir barış ortamı biz emekçilerin fiili, meşru ve birleşik mücadelesiyle sağlanacaktır” dedi.   Günün ikinci basın açıklaması DEM Parti Manisa İl Örgütü’nün çağrısıyla Yunusemre ilçesine bağlı Fevzi Çakmak Mahallesi’ndeki Ahmet Kaya Parkı’nda gerçekleştirildi.  Açıklamayı DEM Parti Manisa İl Eş Başkanı Kerem Taylan okudu.   Kerem Taylan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum çağrısının başta Ortadoğu olmak üzere dünya halklarının demokratik, eşit ve özgür bir arada yaşamı açısından çözüm anahtarı sunduğunu belirtti.  Barışın tüm halklar açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Kerem Taylan, 1 Eylül vesilesiyle Türkiye ve Kürdistan’da kalıcı barışın güçlü şekilde sahiplenilmesi çağrısı yaptı. Kerem Taylan, kadınları ve gençleri barışı inşa etmeye ve toplumsallaştırmaya çağırdı.   Açıklama sloganlarla sona erdi.   Wan   Wan Emek ve Demokrasi Platformu ile Demokratik Kurumlar Platformu 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Wan AVM’nin arkasında bir araya gelen kitle, Kent Meydanı’na doğru yürüşe geçti. Yürüyüşe kentte bulunan birçok siyasi parti temsilcisi ve sivil toplum örgütü üyesi katıldı.   Yürüyüşte “Dem dema aşitîyê ye” ve “Em xwedî li banga aştî û civata demokratîk derdikevin” yazılı pankartlar taşınırken sık sık “Bijî aşitî”, “Jin jîyan azadî”, “Barışın mimarı imtalıdadır” ve “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Yürüyüşün en ön safında ise Barış anneleri yer aldı.   Kent meydanına ulaşan kitle, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulundu. Saygı duruşunda “Çerxa şoreşê” marşı okunurken, “Şehîd Namirin” sloganları atıldı.   Emek ve Demokrasi Platformu adına basın metnini KESK Dönem Sözcüsü Şahin Karakoyun okudu.   Açıklama metninin ardından kısa bir konuşma yapan Barış Annesi Hanife Kaçak, sürece dikkat çekerek, “Barış günü hepimize kurlu olsun. Bizler barış için söz verdik. Buradan herkese sesleniyoruz; herkes barış için elini taşın altına koysun ve barış için mücadele etsin. Bu barışı da Sayın Abdullah Öcalan sağladı. O yıllardır barış için mücadele ediyor” dedi.   Talepler sıralandı   Son olarak Demokratik Kurumlar Platformu adına basın metnini ise Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) Eşbaşkanı Rengin Karabulut okudu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle Türkiye için barış yolunun kapısını araladığını vurgulayan Rengin Karabulut, “Bu yol; halkların, kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayacağı demokratik bir cumhuriyetin ve gerçek bir toplumsal barışın yoludur. Şimdi bu yolu büyütme zamanıdır! Öyle bir ülke istiyoruz ki; Kürt meselesinde hakikatler açığa çıksın, halkımızın dili, kimliği ve siyasal iradesi tanınsın. İşçiler ve emekçiler sömürülmesin; emek özgürleşsin. Kadınlar şiddet ve ayrımcılıkla değil, özgürlükleriyle konuşulsun. Engelliler için onurlu bir yaşamın imkanları oluşturulsun. Gençler geleceksizlik ve umutsuzlukla değil, kendi geleceğinin öznesi olarak yaşasın. Çocuklar kendi anadillerinde eğitim hakkına sahip olsun. Cezaevlerindeki yoldaşlarımız gecikmeksizin özgürlüklerine kavuşsun. Ülkemizin doğası talan edilmesin, yaşam alanlarımız gelecek kuşaklar için korunsun. Hiçbir halkın dili, kimliği ve inancı diğerinden üstün görülmesin” taleplerini sıraladı.   ‘Savaşa karşı barışı, İnkâra karşı eşitliği savunuyoruz’   Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin önünde tarihi bir tercih olduğunu ifade eden Rengin Karabulut, “Bizler geçmişin çatışma, inkâr ve güvenlikçi politikalarına karşı demokratik toplumun, eşit yurttaşlığın ve kalıcı barışın yolunu birlikte açacağız. Bizim tercihimiz nettir:   Savaşa karşı barışı, İnkâra karşı eşitliği, Baskıya karşı özgürlüğü, Sömürüye karşı emeğin hakkını, Tekçiliğe karşı çoğulculuğu ve ayrımcılığa karşı eşit yurttaşlık hukukunu savunuyoruz” dedi.   Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.    Colemêrg   Colemêrg Emek ve Demokrasi Platformu, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında yürüyüş gerçekleştirdi. Şemzinan’da bulunan Çınar iş merkezi önünde bir araya gelerek Şemzinan Seyir Tepesine kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Seyir Tepesine ulaşan kitle burada meşaleli yürüyüş düzenledi. Seyir Tepesine kadar süren ve çok sayıda kurum, kuruluş DEM Parti milletvekili Vezir Coşkun Parlak ile yurttaşın katıldığı yürüyüş boyunca kitle sık sık “Bijî aşîtî”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları attı. Platform adına basın metnini  Muharrem Tekin okudu.   ‘Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz’   Türkiye açısından tarihsel ve son derece önemli ve hassas bir süreçten geinildiğini ifade eden Muharrem Tekin, “On yıllardır süren çatışmaların ve güvenlikçi politikaların bu ülkeye ne kadar ağır bedeller ödettiğini hepimiz biliyoruz. Binlerce insan yaşamını yitirdi. Aileler acılar yaşadı. İnsanlar yerlerinden edildi. Köyler boşaltıldı. Ekonomik ve sosyal yaşam ağır yaralar aldı. En önemlisi de toplumun ortak geleceği uzun yıllar boyunca çatışmanın gölgesinde kaldı. Bugün artık geçmişten ders çıkarma ve yeni bir sayfa açma sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Kürt meselesinin şiddet ve güvenlik politikalarıyla değil; demokratik siyaset, hukuk, diyalog ve eşit yurttaşlık temelinde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Silahların susması elbette çok önemlidir. Ancak biliyoruz ki kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanamaz. Kalıcı barış için demokratik siyasetin önünün açılması, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve sorunların müzakere ile çözülmesi gerekir” ifadelerini kullandı.   ‘Süreç için büyük irade ortaya konulması gerekiyor’   Yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dikkat çeken Vezir Coşkun Parlak ise, “Barış mücadelesini sabote etmesinler bakın taziyeler üzerinden kıyametleri kopardılar. Kürt halkı ilk defa acısını ortak yaşadı. Mücadeleyi büyütmek lazım bakın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan süreci yürütmek için büyük bir emek ve sorumluluk da hareket ediyor. Büyütmek için büyük bir emek ve ortaya bizim mücadelemize düşüyor. Bu sürecin mücadelesini büyütmek için harekete geçeni olmak zorundayız. Barış mücadelesi için hepimizin bir araya gelmesi ve birlikte ortak çok daha büyük bir irade ortaya koyması gerekiyor” dedi.   Açıklama alkışlarla son buldu.