Kayıp yakınları: Kara lekeler ikinci yüzyıla taşınmasın 2026-10-31 13:48:24   HABER MERKEZİ - Amed, Êlîh ve Colemêrg’de yapılan kayıp yakınları eyleminde, “Bu ülkede sevdiklerimizi kaybedenler, cezasızlığın rahatlığıyla yaşamaya devam ediyor” denilerek Barış ve Demokratik Toplum süreci kapsamında devletin bir an önce adım atması gerektiğine işaret edildi.      İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınlarının “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" şiarıyla sürdürdükleri eylemleri, Amed, Êlih ve Colemêrg’te bu hafta da devam etti. Kayıp yakınları, Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başlamasından bu yana, devletin gözaltında kaybedilenlerin bulunmasına yönelik bir çalışmasının olmamasına da tepki gösterdi.    Amed   İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eylemlerinin 925’inci haftasında, Rezan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi.  Eyleme katılanlar, kayıpların fotoğraflarını taşıdı.    ‘Gözleri kapalı nezarete görüldü bir daha görmedik’   Bu haftaki eylemde 1996 yılının Kasım ayında gözaltında kaybedilen Mehmet Şirin Bayram’ın hikayesine dikkat çekildi. Eylemde söz alan Mehmet Şirin Bayram’ın annesi Remziye Bayram, “Devletin aldığı akşamın ertesinde gözleri kapalı nezarete görüldü. O günden bugüne onu görmedik. Şu anda devam eden bir süreç var. Bu sürecin başlaması ardından gözaltında kaybedilen bir kayıp bulundu mu? Hayır. Birinin akıbeti ortaya çıkarıldı mı? Hayır. Peki adalet nerede, Adalet Bakanı nerede?” sorusuyla devletin somut adım atmamasına tepki gösterdi.    ‘Kara lekelerin ikinci yüzyıla taşınmaması için kayıplar bulunsun’   Mehmet Şirin Bayram’ın kardeşi Halime Bayram ise 30 yıldır yaşadıkları acıyı tarif edemediklerini söyledi. Meydanlara inerek devletin sorumluluklarını hatırlattıklarını belirten Halime Bayram, “Faili meçhul cinayetlerin akıbetinin ortaya çıkarılması için devlet tarafından gerekli mekanizmaların devreye konulmasını istiyoruz. Görev ve sorumluluk onlarda ve yerine getirmeleri gerekiyor. Şu anda yürüyen bir süreç var. İkinci yüzyıla da kara lekeler ile geçmemek için bu kara lekelerin ikinci yüzyıla da taşınmaması için kayıpların akıbeti ortaya çıkarılmalı. Hakikatler ile yüzleşilmelidir. Bu coğrafyada binlerce kişi Kürt kimliğini taşıdığı için kutsal olan yaşam hakkı elinden alındı. Kayıpların bulunması devletin sorumluluğundadır. Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” diye konuştu.    Hikayesi paylaşıldı    Ardından İHD Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi, Mehmet Şirin Bayram’ın hikayesini paylaşarak, “Yıllardır bu meydanda ‘evladımın kemiklerini istiyorum, onun da bir mezarı olsun; gidip başında dua okumak istiyorum’ diyen Remziye ananın bu hasreti son bulsun istiyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Şirin Bayram için adalet istemekten, Remziye anne ve diğer tüm annelerimizin özlemini haykırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.    Açıklamanın ardından oturma eylemi yapıldı.   Êlih   İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 761'inci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylemde 15 Ekim 1994 tarihinde Dersîm'in Xozat (Hozat) ilçesine bağlı Torut köyünde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Nazım Gulmez'in akıbeti soruldu.   AİHM davayı reddetti    Nazım Gülmez'in kaybedilme hikayesini İHD üyesi Bilal Bilgin okuyarak, “İç hukuk yollarından herhangi bir sonuç alamayan Gülmez Ailesi, davayı avukatları aracılığı ile 26 Mart 2016 tarihinde AİHM’e taşıdı. AİHM başvurunun 6 aylık süre sınırına uyulmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddeder" şeklinde konuştu.    Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.   Colemêrg    Kayıp yakınları ve İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 251’inci  haftasında Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Eylemde, kaybettirilenlerin fotoğrafları taşınırken, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı açıldı. Bu haftaki eylemde 27 Ekim 1995 yılında Gever’in Alyawa köyüne yapılan baskında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın failleri soruldu.   ‘31 yıldır adalet mücadelesinden vazgeçmedik’   Basın metnini İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Sibel Çapraz okudu. Failler bulunana dek mücadele edeceklerini belirten Sibel Çapraz, "31 yıldır adalet mücadelesinden vazgeçmedik. Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken, Münür Sarıtaş ve tüm kayıplarımızı aramaktan, faillerinin yargılanarak cezalandırılmalarını talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.   Gözaltında kaybettirilen üç kişinin hikayesi okundu.    ‘Tek suçu Kürt olmaktı’   Ardından Abdülkerim Yurtseven’in torunu Zelal Yurtseven konuştu. Hala dedesini aradıklarını söyleyen Zelal Yurtseven, "Dedemiz 73 yaşındaydı; yürümekte güçlük çeken bir köylüydü. Tek suçu Kürt olmaktı. O gün evinden alındı ve bir daha geri dönmedi. 31 yıldır sesini duyamadık, kokusunu içimize çekip öpemedik; o yokluğun sessizliğiyle birlikte adalet de sessiz kaldı. Dedemiz devletin gözleri önünde kaybedildi. Dosyalar raflara kaldırıldı ve adalet dosyaların arasında kayboldu. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye’nin sorumlu olduğunu oy birliğiyle tescilledi. Yine de iç hukukta tek bir fail bile ceza almadı. Bu ülkede sevdiklerimizi kaybedenler, cezasızlığın rahatlığıyla yaşamaya devam ediyor” dedi.    Açıklama oturma eylemi ile son buldu.