Durdona Khokimova’nın katledilmesine tepki: Sesimizi yükselteceğiz!
- 09:33 26 Ocak 2026
- Güncel
Elfazi Toral-Devrim Fındık
İSTANBUL – İşkence ile katledilen Durdona Khokimova için konuşan kadınlar, “Hayatta kalmak için bir arada omuz omuza vererek sesimizi yükselteceğiz” dedi.
İstanbul’un Şişli ilçesinde çöp konteynerinde işkence edilerek katledilmiş bir kadın cenazesi bulunmuştu. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen polis inceleme başlatmış, yapılan incelemede cenazenin vücut bütünlüğü bozulmuş bir kadına ait olduğu tespit edilmişti. Yapılan incelemenin ardından kadının Durdona Khokimova olduğu belirlendi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında D.A.U.T. ve G.A.K., İstanbul Havalimanı’ndan Gürcistan’a kaçmak üzereyken yakalandı. Öte yandan E.K. de gözaltına alındı.
Olayın duyulmasıyla birlikte kadınlardan büyük tepki gelmeye başladı. Kadın örgütleri söz konusu katliama ilişkin Şişli’de eylem gerçekleştirdi. Yüzlerce kadın, olayın yaşandığı yere kadar sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdi.
Yürüyüşe katılan kadınlar, ajansımıza konuştu.
‘Yaşamımız tehlikede, bizler sokaktayız’
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) üyesi Dilber Sünnetcioğlu, “Son zamanlarda kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri oldukça arttı; hatta bu cinayetlerin işleniş şekli vahşice, ki ‘vahşice’ kelimesi bile bu durumu anlatmaya az kalıyor. Cinayetler; kadınların vücut bütünlüğü bozularak, yani vücutları parçalanarak, kafası, kolu, bacağı koparılarak işleniyor” dedi.
“Bunun sebebi; cezasızlık politikaları, sistemin yanlışlığı, kadın düşmanı politikalar, kadına kıymet verilmemesi ve kadınların aşağılanmasıdır” diyen Dilber Sünnetcioğlu, “Bakın, biz ne yazık ki daha önce bir sürü cinayet gördük ama son zamanlarda işlenen cinayetler lütfen dikkatinizi çeksin; kadınların vücut bütünlüğü bozularak vahşi cinayetler işleniyor. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Cezasızlık, katillerin sırtını sıvazlıyor” ifadelerini kullandı.
‘Mücadelemiz yaşam mücadelesidir’
Kadınlar olarak mücadeleyi bırakmayacaklarını dile getiren Dilber Sünnetcioğlu, şunları söyledi: “Ben bu konuda çok üzgünüm ama kadınlar olarak biz mücadeleyi bırakmayacağız. Çünkü bizim mücadelemiz bir yaşam mücadelesidir. Biz hayatta kalmak için mücadele veriyoruz ve bilsinler ki hiçbir baskı, hiçbir şiddet gösterisi bizleri durduramayacak. Kadın mücadelesi elbet onların hakkından gelecek. Bakın, bir şey söyleyeyim: Onlarca çocuk istismar edildi, onlarca kadın vücut bütünlüğü bozularak vahşice öldürüldü. Bunlar yaşanırken öyle garip şeylere ses çıkarıyorlar ki... Örneğin kadınlar protesto olarak saçını örmüş; nesi var saç örmenin? Kadınların saçıyla, başıyla, kılığıyla, kıyafetiyle uğraşmayın. Yeter artık! Bakın, ben 66 yaşındayım. Bu yaşta benim sokakta ne işim var? Ama can korkusu yaşıyoruz. Yaşamımız tehlikede olduğu için bizler sokaktayız. Bu, sistemin suçudur. Maalesef bugün yine bir kadın cinayeti sebebiyle buradayız.”
‘Yaşamak istiyoruz’
Şişli Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Işık ise şunları söyledi: “Gün geçmiyor ki yeni bir cinayet haberi almayalım; artık haberlerde bunları görmekten ve sokaklarımızda korkarak yürümekten yorulduk. Her güne bir cinayet haberiyle uyanıyoruz. Bizler, kadınlarımızın ve çocuklarımızın öldürülmesini istemiyoruz; yetkililerin artık buna ‘dur’ demesini bekliyoruz. Burada yaşanan olayların birçoğu artık cinayet boyutunu aşarak vahşete dönüştü. Ne yazık ki her öldürülen kadın, bir öncekinden daha hunharca ve daha vahşice katlediliyor. Kurum yetkililerinden bu duruma bir son vermelerini istiyoruz. Kadın ve çocuk cinayetlerinin cezasız kalmamasını, aksine faillerin sonuna kadar cezalandırılmasını ve bu suçların özendirilmemesini talep ediyoruz. Bizler buradayız ve çok üzgünüz. Birçok kadınımız bu şekilde hayattan koparılıyor. Biz kadınlarımızın ve çocuklarımızın yaşamasını, başarılarının konuşulmasını istiyoruz. Her gün, ‘Acaba yarın o sayı artacak mı?’ ya da ‘Sıradaki kim olacak?’ diye beklemek, korku içinde yaşamak istemiyoruz. Bizler, sokaklarımızda özgürce yaşamak istiyoruz.”
‘Erkek şiddetine karşı mücadele edelim’
Sine-Sen Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Zeynep Çelik de şu ifadeleri kullandı: “Ne yazık ki yaşadığımız bu vahşet ne ilk ne de son olacak gibi görünüyor. Son dönemde hem Türkiye’de hem de coğrafyamızda; gerek demokratik olduğu iddia edilen ülkelerde gerekse savaşın sürdüğü yerlerde, kadın düşmanı gerici erkek iktidarların kadınlara yönelik vahşice saldırılarına tanıklık ediyoruz. Bugün yaşadığımız şeyi tarif edecek kelime bulmak imkânsız. Bir kadını bu biçimde katledecek kadar rahat ve özgüvenli bir erkekliğin bu memlekette varlığını sürdürmesinin; Ortadoğu’da, Suriye’de şahit olduğumuz gerici, çeteci, İslamcı ve şeriatçı erkek zihniyetinden hiçbir farkı yoktur.
Bugün Rojava’da yaşananlar ile Türkiye’de yaşanan kadın katliamları arasında niteliksel bir fark bulunmamaktadır. Burası görece ‘demokratik bir ülke’ olarak adlandırıldığı için durum farklı görünebilir; ancak burada da erkek iktidar, kadınları katleden erkekleri cezasızlıkla ve ‘iyi hâl indirimleri’ ile ödüllendiriyor. Bu erkeklik anlayışı da aldığı güçle saldırılarına devam ediyor. Buradan tüm kadınlara çağrımızdır: Bu gerici, çeteci erkek iktidarına karşı birlikte mücadele edelim.”
‘Hayatta kalmak için bir arada omuz omuza vermeliyiz’
“Bu, yüzyıllardır, bin yıllardır uygulanan sistematik bir yöntemdir” diyen oyuncu Feride Çetin, şöyle konuştu: “Bu sorun eğer hedef şaşırılırsa, mesele şu ya da bu odakla sınırlı tutulursa çok küçük bir alana sıkışıp kalırız. Biz her zaman yukarıdan bakacak ve genel resmi göreceğiz. Biz, o genel resim yüzünden öldürülüyoruz. Peki, ne yapacağız? Anında tepki vereceğiz, anında bir araya geleceğiz. Bıçak kemiğe dayandığında hızla sokakta olacağız. Tepkimiz anlık, odağımız ise şaşmaz olmalı. Bizim temel odağımız nedir? Hayatta kalmak. Hayatta kalmak için bir araya gelmek ve omuz omuza vermektir; işte bunun için buradayız.”
‘Hep önümüze bakacağız’
Psikolojik ve fiziksel şiddetin bir arada karşılarına çıktığını dile getiren Feride Çetin, şunları söyledi: “Bu yüzden burada olmamız, bir arada durmamız hayati önem taşıyor. Her zaman hızlı bir şekilde reaksiyon gösterip eyleme geçmeli ve ne yapacağımızı planlamalıyız. Hep önümüze bakacağız; kadın hareketinin ilerlemek ve genişlemek için bir arada durmaya ihtiyacı var. Odağımızı yitirmemeliyiz; eğer odağımızı yitirirsek biz de tuzağa düşeriz. Odağımız belli: Bir araya geleceğiz ve sesimizi yükselteceğiz. Ancak sesimizi yükseltirsek İstanbul Sözleşmesi’nin yaşattığını tekrar tekrar hatırlatabiliriz. Hedefimiz, İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanmasını sağlamaktır. Sabah akşam bunu hatırlamalı ve hatırlatmalıyız. İstanbul Sözleşmesi yaşatır.”







