'Suriye'de çözüm kararnameler değil anayasal güvence'
- 18:04 31 Ocak 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Uluslararası İlişkiler Profesürü Amy Austin Holmes, Suriye'de çözümün bunun geri alınabilir kararnamelerle değil, anayasal güvence olduğunu kaydetti.
George Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Araştırma Profesörü Amy Austin Holmes, Amerikan düşünce kuruluşu Atlantic Council için Rojava’ya yönelik saldırılara dair kapsamlı bir analiz kaleme aldı. Aynı zamanda ABD Yabancı Bölge Subayları Programı’nın geçici direktörlüğünü yürüten Prof. Amy Austin Holmes, Ahmed El-Şara liderliğindeki geçici Şam Hükümeti’nin Kürtlerle yapılan anlaşmaları nasıl adım adım geçersiz kıldığını ve bunun sahada derin bir güvensizlik yarattığını ayrıntılarıyla anlattı.
Esad’ın düşüşünün ardından Suriye’nin son derece kırılgan bir geçiş sürecine girdiğini belirten Amy Austin Holmes, devlet kurumlarının dağıldığını, silahlı grupların sahada etkisini sürdürdüğünü ve toplumun mezhepçi şiddetin ağır travmasını taşıdığını ifade etti. Bu dönemde Alevilere yönelik kıyı katliamları ve Siveyda’da Dürzilere dönük saldırıların yaşandığını hatırlatan Amy Austin Holmes, “Böylesi bir ortamda Şam’daki geçici hükümet ile Suriye Kürtleri arasında iki anlaşmanın imzalanması neredeyse mucizeydi. Bu anlaşmalar, barışçıl bir geçişin hala mümkün olabileceğini gösteriyordu” dedi.
QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Ahmed El-Şara arasında imzalanan 10 Mart anlaşmanın, QSD’nin yeni kurulacak Suriye ordusuna entegrasyonunu öngördüğünü belirten Amy Austin Holmes, bunun yalnızca askeri değil, Kürtlerin Suriye’nin geleceğinde dışlanmayacağına dair siyasi bir çerçeve sunduğunu kaydetti. Nisan ayında imzalanan Halep Anlaşması’nın ise bu sürecin sahadaki ilk somut uygulaması olduğunu ifade etti.
'Kürtler anlaşmaya pratikle bağlı kaldığını gösterdi'
Anlaşmadan birkaç ay sonra Halep’i ziyaret ettiğini aktaran Amy Austin Holmes , sahada işleyen bir işbirliği modeliyle karşılaştığını söyledi. Halep Valiliği yetkilileriyle ve Kürt tarafındaki imzacılar Hefin Süleyman ile Nuri Şeyko’yla uzun görüşmeler yaptığını aktaran Amy Austin Holmes, “Kürt Asayiş güçleri ile geçici hükümete bağlı İç Güvenlik Güçleri ortak kontrol noktaları işletiyordu. Bu, Suriye koşullarında son derece istisnaiydi ve birlikte yaşamın mümkün olduğunu gösteriyordu” ifadelerini kullandı. Şêxmeqsud Mahallesi’ndeki Kadın Evi’ni de ziyaret ettiğini söyleyen Amy Austin Holmes, Kürtlerin anlaşmaya yalnızca sözle değil, pratikleriyle de bağlı kaldığını vurguladı.
‘QSD’nin entegrasyon konusunda ciddi ve somut adımlar attı’
QSD’nin entegrasyon konusunda ciddi ve somut adımlar attığını belirten Amy Austin Holmes, Ekim ayında Savunma Bakanlığı’nda görev alabilecek komutanların listesinin Şam’a sunulduğunu, bazı bölgelerde yeni Suriye ordusu birliklerinin QSD ile ABD gözetiminde koordinasyon kurduğunu anlattı. Kürtlerin Halep’ten askeri güçlerini tamamen çekmeyi kabul ettiğini, yalnızca Şam’a entegre polis güçlerinin kaldığını belirten Amy Austin Holmes, bunun Kürtler açısından fiili bir savunmasızlık anlamına geldiğini söyledi.
Tüm bu gelişmelere rağmen 6 Ocak’ta Şam yönetiminin Halep’e askeri saldırı başlattığını hatırlatan Amy Austin Holmes, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre yalnızca iki gün içinde yaklaşık 150 bin kişinin yerinden edildiğini, yaklaşık bin 200 Êzidî ailenin çatışmaların ortasında kaldığını kaydetti. “El-Şara neden birkaç ay önce anlaşma imzaladığı ve birlikte çalıştığı insanlara saldırdı?” diye soran Amy Austin Holmes, bunun askeri değil, açık bir siyasi tercih olduğunu vurguladı.
Kürtlere yönelik nefret söylemi ve dezenformasyon
Amy Austin Holmes, saldırılar öncesinde ve sırasında Kürtlere yönelik nefret söylemi ve dezenformasyonun olağanüstü boyutlara ulaştığını belirterek, QSD hakkında kasıtlı olarak yanlış bilgiler yayıldığını, yapay zekâ ile üretilmiş sahte videoların servis edildiğini söyledi. Halep Anlaşması kapsamında görev yapan bir kadın polis memurunun katledilmesine ilişkin görüntülerin, anlaşmanın doğrudan hedef alındığını gösterdiğini ifade etti.
Şam’a bağlı güçlerin doğuya ilerlemesiyle kaosun derinleştiğini söyleyen Amy Austin Holmes, DAİŞ’lilerin tutulduğu bazı cezaevlerinin kapılarının açıldığını, kaç kişinin firar ettiğinin hâlâ bilinmediğini, Hesekê’de QSD mezarlıklarının tahrip edildiğine dair görüntülerin yayımlandığını belirtti.
'Kadınların kamusal alanda görev alması bilinçli biçimde ortadan kaldırıldı'
Ahmed El-Şara’nın geçmişinin bu süreci anlamak açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Amy Austin Holmes, HTŞ’nin eski komutanı olan Ahmed El-Şara’nın, iktidara geldikten sonra ABD tarafından insan hakları ihlalleri nedeniyle yaptırım uygulanan milis liderlerini üst düzey askeri görevlere getirdiğini söyledi. Kürt kadınlarının kaçırılmasıyla suçlanan isimlerin ve Efrin’de gasp ve mülk yağmasıyla bilinen savaş ağalarının komutan yapıldığına dikkat çekti. Halep Anlaşması’nın yerinden yönetimin, entegrasyonun ve birlikte yaşamın mümkün olduğunu kanıtladığını belirten Amy Austin Holmes, “Kürt mahallelerinde güvenlik sağlanabiliyor, Kürtçe eğitim sürüyor, kadınlar kamusal alanda görev alabiliyordu. Bu model Suriye’nin diğer ihtilaflı bölgeleri için de emsal olabilirdi. Ancak bu deneyim bilinçli biçimde ortadan kaldırıldı” dedi.
Anayasal güvence vurgusu
Türkiye’nin bu süreçte etkili olmaya devam ettiğini belirten Amy Austin Holmes, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Suriye’de bir Kürt bölgesinin kurulmasına asla izin vermeyeceğiz” yönündeki açıklamalarını hatırlattı. Şara’nın tüm Suriye’de merkezi kontrol kurma hedefinin, Ankara’nın Kürtlerin yerel yönetime karşı tutumuyla örtüştüğünü ifade etti. “Bugün gelinen noktada güvenin yeniden inşa edilmesi çok daha zor” değerlendirmesinda bulunan Amy Austin Holmes, Ahmed El-Şara’nın ordudaki cihatçı unsurları tasfiye etmesi, yaptırım uygulanan savaş ağalarını görevden alması ve tüm Suriyelilere eşit yurttaşlık hakkını güvence altına alması gerektiğini vurguladı. Amy Austin Holmes, bunun geri alınabilir kararnamelerle değil, anayasal güvenceyle yapılması gerektiğinin altını çizdi.







