‘Abdullah Öcalan resmi statüye kavuşturulmalı’

  • 09:01 3 Kasım 2026
  • Güncel
ÊLIH - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlük koşullarının bir an önce sağlanması gerektiğini belirten kadınlar, “Sayın Abdullah Öcalan’ın bu süreçte rolünü ve misyonunu sağlıklı yürütebilmesi için hukuki güvenceye sahip, resmi bir siyasi statüye kavuşturulması gerekiyor” dedi.  
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum süreci, yaklaşık 20 aydır devam ediyor. Bu süreçte Abdullah Öcalan ve Hareket Yönetimi tarafından çeşitli adımlar atıldı. Son olarak Hareket Yönetimi, Türkiye sınırları içerisindeki tüm güçlerini geri çektiğini duyurdu. Silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş yönündeki adımların sürdüğü süreçte, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün ve özgür çalışma koşullarının sağlanması ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın hukuki statüye sahip olması talebi öne çıkıyor.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ile hukuki ve yasal statüsünün sağlanması talebini, Êlih’teki (Batman) siyasetçi kadınlar ile Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri değerlendirdi. 
 
‘Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü hayata geçirilmeli’
 
TJA aktivisti Elif Kıvırcık, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu koşullar altında İmralı’da tutulmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı. Elif Kıvırcık, “Süreç başladıktan sonra ‘umut hakkı’ adı altında bir yasal düzenleme gündeme geldi. Umut hakkı kararı alındı ve bu hakkın tanınması gerektiği belirtildi. Ancak şu an, bu hakkın uygulanmasını sağlayacak mekanizmalar henüz hazırlanmış değil. Kürt halkının talebi, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün hayata geçirilmesidir. İmralı’daki ağır tecrit koşullarında bu şekilde bir çalışmanın yürütülmesi mümkün değildir. Yurt dışından da aydınlar, yazarlar ve basın çalışanlarıyla görüşmeler sağlanmalı. Kürt Halk Önderi’nin bu şartlar ve koşullar altında İmralı’da tutulması kabul edilebilir bir şey değildir. Bu süreçte umut hakkının derhal tanınması gerekir” dedi.
 
‘Adım atılmadığı için halkımızda umutsuzluk oluşuyor’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın bu şartlar altında İmralı’da sürecin çalışmalarını yürütmesinin imkansız olduğuna değinen Elif Kıvırcık, “Süreç başladığından bu yana Kürt Halk Önderi her zaman şunu söylemiştir; ‘Bana bir kez şans verilsin, ben bu sorunu çözebilirim.’ Milyonların bile duyacağı bir şekilde başlayan bir süreç var. Umut hakkının tanınacağı söylendi ama şu an baktığımız zaman şartlar ve durumlar süreci daha zahmetli hale getiriyor. Kürt Halk Önderi’nin çalışmalarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için uygun koşullar sağlanmalı. Eğer bu sorunu kökten ve sağlıklı bir şekilde çözebilecek birisi varsa, o da Kürt Halk Önderi’dir. Her zaman sözler söylendi, konuşmalar yapıldı ancak o mekanizmalar bir türlü hayata geçirilmedi. Herkesin güvenliği için, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması şarttır. Bu şartlar altında İmralı’da bu sürecin çalışmalarının yürütülmesi imkansızdır. O yüzden biz şu an ‘bu süreç var ve yürüyor’ diyemiyoruz. Bir adım atılmadığı için bu halkımızda bir umutsuzluk oluşturuyor. Bu sürecin ilerleyebilmesi için Kürt Halk Önderi’nin en kısa sürede özgür olması gerekiyor” diye konuştu.
 
‘Devlet artık halkı kandıramaz’
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Dihê (Eruh) İlçe Eşbaşkanı Eda Kilis de, yaklaşık iki yıldır başlatılan süreçte devletin henüz somut adım atmadığını vurguladı. “Devlet mi MGK’den büyük yoksa MGK mi devletten büyük?” diye soran Eda Kilis, “Devlet artık bu halkı kandıramaz” diye belirti.
 
‘Sayın Öcalan basın karşısına çıkarsa barışın yolu açılır’
 
Eda Kilis, kurulan komisyon tarafından hala atılmış bir adım olmadığını dile getirerek, “Kurulan komisyondan sorumlu olması gereken kişi Sayın Abdullah Öcalan’dır. Abdullah Öcalan, komisyonun sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayabilir. Eğer ki Sayın Abdullah Öcalan’a bir imkan tanınırsa, basın karşısına çıkarsa o zaman barışın yolu açılır. Önderlik 27 yıldır İmralı zindanında tek başına mücadele ediyor. 24 saatin belki her bir saatinde kendi yaşamını değil, halkının yaşamını düşünüyor. Bugün biz Kürt halkı olarak, Önderliğimizin elini güçlenmeliyiz. Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü tanınsın. Yakın zamanda komisyon üzerine düşeni yapmalı ve ilk adımlar atılmalı” sözlerine yer verdi. 
 
‘PKK’nin feshinden sonra devlet somut adım atmalıydı’
 
TJA aktivisti Dicle Tekik Erdem ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonucu Kürt Özgürlük Hareketi’nin ciddi adımlar attığını vurguladı. Çağrı sonucu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin silahlı mücadele yerine demokratik siyaset anlayışını benimseyen bir perspektifle yola devam ettiğinin altını çizen Dicle Tekik Erdem, “Bu çağrıyla beraber PKK’nin silahsızlanma süreci, silahları bırakması ve ardından silahlı güçlerin sınır dışına çekilmesiyle süreç devam etti ve ciddi adımlar atıldı. Sürecin hukuki çerçevesini oluşturmak amacıyla yine müzakereler sonrası birtakım adımlar atıldı. Bu çerçeve yasa 16 Ağustos 2026’da Meclis’ten geçti ve 4 Ekim itibarıyla de koordinasyon mekanizmaları ve alt kurullar oluşturularak hayata geçirilmek istendi. Ancak sürecin izlenmesine ve uygulanmasına dair söylemler her ne kadar güncel tutulduysa da maalesef ki pratik adım atma noktasında eksiklikler yaşandı. Çünkü PKK’nin kendini feshetmesi ve silahsızlanmadan sonra devletin de bu minvalde somut ve pratik adımlar atması gerekiyordu. Ancak ne yazık ki devlet ve Meclis bu adımların demokratik çözümü boyutunda ciddi eksiklikler yaşadı” diye kaydetti.
 
‘Resmi bir siyasi statüye kavuşturulması gerekiyor’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resmi bir statüye sahip olması gerektiğini söyleyen Dicle Tekik Erdem, “Sayın Abdullah Öcalan’ın bu süreçteki hukuki statüsü çok önemli ve kıymetlidir. Çünkü sürecin başat aktörlerinden biridir. Bugün geriye dönüp baktığımızda 50 yıllık bir sürecin belki de nihai aşamasındayız ve bugünkü aşamayı Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a borçluyuz. Sayın Abdullah Öcalan’ın yine bu süreçte rolünü ve misyonunu sağlıklı yürütebilmesi için hukuki güvenceye sahip, resmi bir siyasi statüye kavuşturulması gerekiyor. Bu statü özgür iletişim ve çalışma koşullarının sağlam bir mekanizmaya oturtulmasıyla gerçekleştirilecektir. Öcalan’ın müzakereyi sağlıklı yürütebilmesi, düşüncelerini özgürce aktarabilmesi bu sürecin en önemli boyutudur. Çünkü kalıcı barışın inşası yine sürecin temel aktörlerinin özgür ve sağlıklı bir mekanizmayla sürece katkı sunmasıyla şekil alacaktır. Kürt sorununun demokratik çözümünü esas alan somut ve pratik adımların atılması noktasındaki önemli engellerin kaldırılması lazım. Özellikle de demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması lazım. Kayyum politikasına son verilmesi lazım ve Abdullah Öcalan’ın siyasi, hukuki statüsünün acilen de belirlenmesi gerekiyor” diye aktardı.