8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (3)

  • 09:01 22 Şubat 2026
  • Dosya
Kürtajdan emekliliğe: Avrupa’da kadınların isyanı
 
Dilan Babat 
 
HABER MERKEZİ – Fransa’dan Polonya’ya, Almanya’dan Birleşik Krallık’a kadınlar; emeklilik, kürtaj, emek, göç ve şiddet politikalarına karşı sokakta ortak bir itiraz hattı ördü.
 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Avrupa’da artık yalnızca sembolik bir dayanışma günü değil; kadınların yaşamlarına doğrudan müdahale eden politikalar karşısında ortak itirazlarını büyüttüğü bir mücadele zeminine dönüştü. Son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, sağcılaşma, savaş politikaları ve sosyal haklara dönük saldırılar karşısında kadınlar; emeklilikten kürtaj hakkına, bakım emeğinden göçmen kadınların yaşam hakkına kadar uzanan geniş bir hatta sokakta buluşuyor. Farklı ülkelerde farklı başlıklarda yükselen eylemler, kadınların kazanılmış hakların korunması ve eşit, özgür bir yaşam talebi etrafında ortak bir mücadele hattı ördüğünü gösteriyor.
 
Dosyamızın bu bölümünde, Avrupa’da son bir yılda kadınların 8 Mart’a giderken öne çıkardığı talepleri, eylem başlıklarını ve farklı ülkelerde ortaklaşan mücadele hatlarını derledik.
 
Fransa: Emeklilikten kürtaja, sokaklar kadınların
 
Fransa’da kadın eylemleri yıl boyunca iki ana eksende yoğunlaştı. İlki, emeklilik reformuna karşı mücadele, ikincisi ise kürtaj hakkı ve beden politikaları oldu. Emeklilik yaşını yükselten düzenlemeye karşı sendikaların çağrısıyla başlayan protestolarda kadınlar ön saflarda yer aldı. Kadınlar, düşük ücretler, kesintili çalışma ve bakım emeği nedeniyle emeklilik reformunun en ağır yükünü kendilerinin taşıdığını vurguladı. Öte yandan Fransa’da kürtaj hakkının anayasal güvenceye alınmasına rağmen kadınlar, bu hakkın fiili olarak kısıtlanmasına ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliklere karşı sokakta olmaya devam etti. Kadın örgütleri, kürtaj hakkının yalnızca yasal değil, erişilebilir ve ücretsiz olması gerektiğini dile getirdi.
 
Fransa’da kadınlar, “bedenim benimdir”, “emeklilikte eşitlik” ve “bakım emeği görünür olsun” sloganlarıyla alanlardaydı.
 
Almanya: Erkek şiddetine karşı adalet ve göçmen kadınların sesi
 
Almanya’da kadın eylemleri, erkek şiddetine karşı adalet ve göçmen kadınların yaşam hakkı etrafında şekillendi. Artan kadın katliamları ve şiddet vakalarına karşı Berlin, Hamburg ve Köln başta olmak üzere birçok kentte yürüyüşler düzenlendi. Kadınlar, devletin “önleyici” politikalar üretmediğini, sığınakların yetersiz olduğunu ve faillere yönelik cezasızlığın sürdüğünü vurguladı.
 
Göçmen ve mülteci kadınlar ise sınır politikaları, barınma koşulları ve artan ırkçı saldırılara karşı ses yükseltti. Kadınlar, göç politikalarının kadınları daha güvencesiz hale getirdiğini belirterek, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.
 
İspanya: Feminist grev geleneği sürüyor
 
İspanya’da kadın hareketi, feminist grev geleneğini sürdürdü. Kadınlar, ücret eşitsizliği, güvencesiz çalışma ve bakım emeğinin kadınların omuzlarına yüklenmesine karşı grev ve kitlesel yürüyüşler örgütledi. Özellikle bakım sektöründe çalışan kadınlar, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı alanlara çıktı. Aynı zamanda erkek şiddeti ve kadın katliamlarına karşı düzenlenen anmalar ve protestolar, feminist hareketin ana gündemlerinden biri olmaya devam etti. İspanya’da kadınlar, devletin şiddeti “bireysel vakalar” olarak ele almasına karşı çıkarak, bunun sistematik bir sorun olduğunu vurguladı.
 
İtalya: Sağcı politikalar ve aile dayatmasına karşı kadınlar
 
İtalya’da kadınlar, sağcı hükümetin aile, annelik ve doğurganlık üzerinden yürüttüğü politikalara karşı sokağa çıktı. Kadın örgütleri, kürtaj hizmetlerine erişimin fiilen engellendiğini, kadınların “annelik” rolüne hapsedilmeye çalışıldığını dile getirdi. Özellikle kadınlar, “gelecek güvencesizliği”, işsizlik ve düşük ücretlere karşı eylemler örgütledi. Kadınlar, sosyal devletin geri çekilmesinin en fazla kadınları etkilediğini vurgulayarak, bakım emeğinin kamusal bir sorumluluk olduğunu savundu.
 
İtalya’da kadınlar, “aileye sıkıştırılmaya hayır” mesajının yükselti. 
 
Polonya: Kürtaj yasağına karşı süreklilik kazanan direniş
 
Polonya’da kadınlar, kürtaj yasağına karşı sokaklardan çekilmedi. Yargı ve hükümet eliyle sürdürülen kısıtlamalara karşı kadınlar, “bu bir yaşam hakkı mücadelesidir” diyerek protestolar düzenledi. Kadınlar, kürtaj yasağının kadınları güvensiz ve yasadışı yollara ittiğini, bunun açık bir devlet şiddeti olduğunu vurguladı. Protestolarda genç kadınların ve öğrencilerin yoğun katılımı dikkat çekti.
 
Kadınlar, bedenleri üzerindeki devlet denetimine karşı güçlü bir itiraz ortaya çıktı. 
 
Birleşik Krallık: Emek, bakım ve şiddete karşı mücadele
 
Birleşik Krallık’ta kadın eylemleri, emek ve bakım politikaları ile erkek şiddetine karşı adalet ekseninde gelişti. Kadınlar, sağlık ve eğitim sektörlerinde düşük ücretlere karşı grevler örgütledi. Özellikle hemşireler, bakım emekçileri ve öğretmenler, kadın ağırlıklı sektörlerdeki eşitsizliği görünür kıldı. Aynı zamanda kadın katliamları ve polis şiddetine karşı protestolar düzenlendi. Kadınlar, devletin şiddetle mücadelede yetersiz kaldığını ve failleri koruyan bir sistemin sürdüğünü dile getirdi.
 
Avrupa’da kadınlardan ortak mesaj: Barış
 
Avrupa’da kadınlar, son bir yılda sokağa çıkarak şunu bir kez daha gösterdi: kazanılmış haklar kalıcı değil, sürekli savunulması gerekiyor. Kadınlar, eşitlik söyleminin ötesine geçerek, yaşamı, emeği ve barışı savunan bir mücadele hattı kurdu.
 
Yarın: Savaş, yoksulluk, erkek şiddeti