Kira, fatura, savaş, mutfak: Bu bütçede kadınlara ne var?
- 09:06 7 Kasım 2026
- Emek/Ekonomi
Elfazi Toral
İSTANBUL - 2027 yılı bütçe tasarımına dönük tepki ve eleştiriler sürerken, kadınlar bütçenin insanca yaşama koşullarından uzaklaşan ve derinleşen yoksulluğu görmezden gelen bir yaklaşımın yansıması olduğunu vurguladı.
2027 yılı bütçe görüşmeleri yaklaşırken, bütçe tasarımına dönük eleştirel sürüyor. İktidarın bölgesel çatışmacı politikalara devasa kaynaklar ayırarak hazırladığı "savaş bütçesi" kadın örgütleri ve uzmanların tepkisini çekiyor. Kadınlar barış sürecinde savaş yerine eğitime, sağlığa ve toplumsal cinsiyete duyarlı hizmetlere aktarılması ve güvenlikçi politikalara değil "barışın bütçesine" ihtiyaç duyduklarının altını çiziyor.
İstanbul'da sokakta mikrofona konuşan yurttaşlar ve DEM Parti Emek Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, 2027 bütçe tasarısını ve ekonomik krize dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Bütçemiz savaşa harcanıyor’
İlk olarak mikrofon uzattığımız Naciye İlhan, şunları söyledi: “Bu ülkede maalesef çok fazla fakir insan var. Ben de evde tek yaşıyorum. Çocuklarım sağ olsun, hepsi destek oluyor da ancak öyle kiramı ödeyebiliyorum. Asgari ücretin en az 35-40 bin lira olması gerekirdi ki o bile bize yetmez. Çünkü şu an zaten kira fiyatları asgari ücretin iki katına çıkmış durumda. Gidişat gerçekten çok kötü. Ülkenin bütçesine ve yönetimine bakıldığında, halkın refahı ve rahatı için tek bir adım bile atılmıyor. Devletin, evi olmayan vatandaşlara ev vermesi, bu süreçte mutlaka halkına sahip çıkıp yardımcı olması gerekiyor. Zaten şu an ülkede bir barış süreci söz konusu. Eğer bu barış tam anlamıyla sağlanırsa ekonominin de düzeleceğini düşünüyorum. Ama maalesef bütün kaynaklarımız, bütçemiz hep savaşa, silaha harcanıyor. Halkın refahı yerine başka alanlara öncelik veriliyor.”
‘Devletin önce kendi halkını düşünmesi gerekiyor’
Siddi Büyükkaya, “Biz barış istiyoruz. Neden istiyoruz? Herkesin selameti, huzuru için… Barış olursa ekonomi de toparlanır, ülkeye huzur da gelir. Şu an tok da var, aç da var. Aradaki uçurum çok büyüdü. Biz kiradayız. Faturayı ödesek kira kalıyor, kirayı ödesek bu sefer yiyecek içecek bir şey alamıyoruz, aç kalıyoruz. Her şey devletin elinde. O yüzden devletin önce kendi halkını düşünmesi, asgari ücreti buna göre ayarlaması şart” dedi.
‘Bu devirde ayakta kalmak imkânsız’
Kanie Tatlı, “Her şey çok pahalı, geçinmekte zorlanıyoruz. Biz kiradayız, kira fiyatları çok yüksek. En düşük ev kiraları 40-45 bin liradan başlıyor. Asgari ücretle çalışan biri, bırakın ev geçindirmeyi, kirasını bile ödeyemez. Bir evde tek bir kişinin çalışmasıyla bu devirde ayakta kalmak kesinlikle imkânsız” diye belirtti.
‘Aldığımız maaş hiçbir şeye yetmiyor’
Emine Yıldırım, “Biz de iki yıldır kiradayız ve kiramızı bile zar zor veriyoruz. Ekonomi gerçekten çok kötü durumda ve maalesef kimse fakirin, fukaranın hâlinden anlamıyor, onlara sahip çıkmıyor. Bugün bir evde 3-4 kişi bile çalışsa yine de geçinmek imkânsız hâle geldi. Asgari ücret o kadar yetersiz kalıyor ki aldığımız para sadece faturalara ve mutfak alışverişine gidiyor. Peki, biz bu kirayı neyle, nasıl ödeyeceğiz? Aldığımız maaş hiçbir şekilde elimizde kalmıyor, hiçbir şeye yetmiyor” ifadelerini kullandı.
‘Silahlanmaya ayrılan pay bu yıl yüzde 60 oranında arttı’
2027 bütçesinin temel kalemlerinin büyük oranda silahlanmaya, sermayeye ve ranta kaynak aktarımına ayrıldığını söyleyen Sevtap Akdağ, halkın bütçesinin nasıl olması gerektiği konusunda politik bir mücadele verdiklerini belirtti. Sevtap Akdağ, “Türkiye’de genel olarak bütçenin temel gelir kalemlerinin büyük oranda vergi gelirlerinden sağlandığını göz önünde bulundurursak bu gelirleri sağlayanların büyük bir çoğunluğunun yoksul halk ve ücretli çalışanlar olduğu açıktır. Çarşıda, pazarda aldığı en küçük ürün için bile yüksek oranda tüketim vergisi ödemek durumunda kalan halkımız, bu coğrafyanın temel kaynaklarını ve değerlerini üretiyor. Hem üretim aşamasında hem de gelirin bölüşümü aşamasında ödediği vergilerle bütçeyi oluşturuyor. Elde edilen bu gelirlerden silahlanmaya ayrılan payın bu yıl yüzde 60 oranında arttığını, sermayeye ve faiz ödemelerine ayrılan payın ise yüzde 40-50 oranında arttığını görüyoruz. Ama bu bütçenin, okulda bir kap temiz, sağlıklı, hijyenik ve ücretsiz yemek sağlamaya dönük herhangi bir düzenleme içermediğini fark ediyoruz” şeklinde konuştu.
‘İnsanların borçluluk kıskacı altında ezildiği koşullarda 2027’ye giriyoruz’
Esnafın borç krizi içerisinde ertesi güne çıkabilmek için yaşadığı zorlukları dile getiren Sevtap Akdağ, esnafın bir kez aldığı malı sattıktan sonra aynı malı yeniden aynı fiyattan alamadığının altını çizdi. Sevtap Akdağ, “Asgari ücretliler ve emekliler bu toplumun yüzde 70-80’ini oluşturmasına rağmen, yoksulluk sınırının 130 bin liranın üzerinde olduğu koşullarda asgari ücretin, açlık sınırı olan 38 bin liranın bile üçte ikisi düzeyinde kaldığını görüyoruz. Yaklaşık 17 milyon emeklinin bundan daha beter koşullarda, en düşük emekli maaşı olan 23 bin lira civarında ve bunun da altında gelirlerle yaşam mücadelesi verdiğini görüyoruz. İnsanların çocuklarının beslenme çantasına yiyecek koyacak koşullarının ortadan kalktığını, pek çok çocuğun beslenme sorunu yaşayarak okula gidip gelmek durumunda kaldığını görüyoruz. Büyük şehirlerde kirada yaşamak durumunda olan, ev alma umudu kalmamış büyük kitleler, ‘Kiramı mı ödeyeyim, yoksa ekmek mi alayım?’, ‘Kiramı mı ödeyeyim, elektrik faturasını mı yatırayım?’ ikilemiyle karşı karşıyadır. Bütün hayatını bu hesapları denkleştirmeye çalışarak geçiren, her seferinde kredi kartıyla daha fazla borçlanan, asgari ödeme tutarını bir sonraki maaşıyla kapatmaya çalışırken bankalara borcu giderek artan milyonlarca insanın borçluluk kıskacı altında ezildiği bir ekonomik düzlem içerisinde 2027’ye giriyoruz” dedi.
Eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım hakkı
Sunulan bütçe taslağının, insanca yaşama koşullarından giderek uzaklaşan halkın yaşamına kasteden yoksulluk ve geçinememe sorununu görmezden gelen bir yaklaşımın yansıması olduğunu vurgulayan Sevtap Akdağ, “Bütün bölgede silahlanma üzerinden egemenlik kurmaya çalışan bir politik yaklaşımın ürünü olan bu bütçeyle karşı karşıyayız. DEM Parti olarak diyoruz ki biz bu bütçe tasarımını kabul etmiyoruz. Bu bütçe tasarımında, bu coğrafyada yaşayan 86 milyonun eşit, özgür ve refah içerisinde yaşayabileceği şartları sağlayacak bir anlayış öncelenmelidir. Bunun için sosyal haklar meselesi ve yoksullukla mücadele ele alınmalıdır. İnsanların onurlarını zedelemeyen koşullarda yaşama hakkı olduğunu ve bunu karşılayacak bir temel gelirin herkes için sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Eğitim, sağlık, barınma ve ulaşım hakları, yıllardır verilen sosyal mücadelelerin sonucu olarak elde edilmiş en temel insani kazanımlardır” diye konuştu.
‘Halkın taleplerini gün ışığına çıkarmak için çalışıyoruz’
Sevtap Akdağ, son olarak şunları paylaştı: “Üreticilerin, çiftçilerin, tarım emekçilerinin, emeklilerin, işsizlerin, ev ekonomisini çevirmek konusunda büyük zorluklar yaşayan kadınların ve geleceği kurabilmek açısından eğitime, insanca çalışma koşullarına ulaşma hakkı bulunan gençlerin çok boyutlu gündemleri olduğunu düşünüyoruz. Bütçe görüşmeleri sırasında ve sahada, halkın içerisinde bulunduğumuz her yerde onların taleplerini gün ışığına çıkarmak ve bu taleplerin çözümünü birlikte konuşmak için çeşitli buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Bütçenin oluşturulması meselesi bizim dışımızda bir şey değildir. Bütçe üzerinde hak ve söz sahibi olan tüm halklarımıza sesleniyoruz: El ele verelim, birbirimizi görelim ve sorunlarımızı yan yana getirerek birlikte eşit, özgür ve refah içinde bir yaşamın mücadelesini örelim. Ekmek, barış ve adalet için bütçe talebimiz çerçevesinde bu çalışmaları büyütmeye herkesi davet ediyoruz.”







