Abdullah Öcalan’dan ‘entegrasyon’ vurgusu: İkinci aşama başladı

  • 20:29 16 Şubat 2026
  • Güncel
 
HABER MERKEZİ - DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın görüşmede, "Birinci aşama bitmiştir. Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır" dediğini aktardı. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile İmralı'da yaptıkları görüşme sonrası İlke TV’de değerlendirmelerde bulundu. 
 
Mithat Sancar, Abdullah Öcalan’ın heyete, “Bu toplantı entegrasyona giriş toplantısıdır diyerek görüşmeyi başlattı” dediğini aktardı. Mithat Sancar, "Görüşme yaklaşık 3 saat sürdü. 3 saati biraz aştı. Yoğun bir görüşmeydi. Sayın Öcalan zaten önceden gündemi belirleyerek geliyor. Genellikle 10 madde halinde konuşacağımız konuları liste haline getiriyor ve o çerçevede görüşme akıyor. Önemli bir görüşmeydi. Öcalan, 'bu demokratik entegrasyona giriş toplantısıdır' dedi. Sonra açtı, anlattı. Sürecin 16 ayı açan döneminin kısa bir değerlendirmesini yaparken, 'birinci aşama bitmiştir. Birinci aşama örgütsel varlığın ve silahlı mücadelenin sonlandırılması kararına ilişkindi. Birinci aşamanın özü PKK'nin kendisini feshetmesi ve silah bırakmasıydı. Bu stratejik bir karardır' dedi. Kendisi açısından da örgütü açısından da bu ifadeyi sık sık kullanıyor. 'Bu benim açımdan stratejik bir karardır' dedi. 'Birinci aşamada bunun için önemli adımlar attık' dedi. 'İkinci aşamaya geçtik ve bu ikinci aşamanın en önemli konusu olan entegrasyon boyutunu konuşacağız. Sizinle bunları konuşacağız' dedi. Konuşma böyle başladı. Aşağı yukarı bu çerçevede de devam etti. İkinci aşamada nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair genel bir belirleme yaptı" ifadelerini kullandı. 
 
‘Bölgenin uçurumun kenarına sürükleneceğini uyarısı’
 
Mithat Sancar, Abdullah Öcalan ile entegrasyon tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’de yürüyen sürecin temel gündem maddesi olduğunu, ancak bu başlık altında Suriye’de yaşanan gelişmelerin de ele alındığını söyledi. Mithat Sancar, Abdullah Öcalan'ın daha önce Suriye’ye yönelik çözüm önerisinin de “demokratik entegrasyon” olduğunu dile getirdiğini hatırlatarak, iki ülke arasındaki süreçlerin farklılıklar taşımasına rağmen karşılıklı etkileşim içinde olduğunu vurguladı. Suriye’deki gelişmelere değinen Mithat Sancar, Abdullah Öcalan'ın 17 Ocak’taki görüşmede, çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini ifade ettiğini belirterek, "Sorunun müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğine dikkat çekmişti. Saldırıların derinleşmesi halinde özellikle Fırat’ın doğusuna kayacak bir çatışma ortamının büyük can kayıplarına ve uzun yıllara yayılacak istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısını yapmıştı" dedi.  Mithat Sancar, Abdullah Öcalan'ın bu süreçte diyalog ve siyaseti tek çıkış yolu olarak değerlendirdiğini, aksi halde bölgenin “uçurumun kenarına” sürükleneceği yönünde güçlü uyarılarda bulunduğunu aktardı. 
 
'Norm dışı güçler süreci bozabilir' uyarısı 
 
Abdullah Öcalan'ın 2 Aralık’ta yapılan görüşmede henüz Halep’e yönelik saldırıların gerçekleşmediği dönemde,  silahlı çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ancak “norm dışı güçlerin” süreci sabote etmeye yönelik girişimlerde bulunabileceğine dikkat çektiğini hatırlatan Mithat Sancar, "Bu güçlerin Suriye’de devreye girerek bölgesel ölçekte tahribat yaratabileceğini ve nihai hedefin yürüyen çözüm süreçlerini sekteye uğratmak olabileceği değerlendirmesinde bulundu" dedi. 
 
'Öcalan uçurumun kıyısından müzakereye döndürdü'
 
Mithat Sancar, Abdullah Öcalan'ın Suriye'de 10 Mart’ta varılan anlaşmanın müzakereler için temel çerçeve olarak değerlendirdiğini ve bu görüşlerin devlet yetkilileriyle de paylaşıldığını belirtti. 6 Ocak sonrası ciddi bir kırılma endişesinin ortaya çıktığını dile getiren Mithat Sancar, bu süreçte farklı aktörlerin masaya dönüşte rol oynadığını söyledi. Bu aktörler arasında Mesut Barzani ve Bafil Talabani’nin bulunduğunu ifade eden Sancar, fakat kamuoyunda uzun süre konuşulmayan ana aktörün Abdullah Öcalan olduğunu kaydetti. Abdullah Öcalan’ın aktif girişimlerle "uçurumun kıyısından"  müzakere sürecine geri dönüşte önemli katkı sunduğunu dile getirdi.
 
Mithat Sancar, entegrasyon kavramının yalnızca basit bir bütünleşme anlamına gelmediğini, aynı zamanda varlık ve hakların tanınmasını içerdiğini vurguladı. Rojava’da Kürt halkının diğer topluluklarla birlikte yürüttüğü mücadelenin sonuçlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
 
QSD'nin uluslararası temasları
 
Mithat Sancar, Suriye Demokratik Güçleri (QSD) temsilcileri ile Suriye’deki Kürt halkı ve diğer toplulukların Münih Güvenlik Konferansı kapsamında çeşitli temaslarda bulunduğunu ve önemli ilgi gördüğünü söyledi. Masaya dönüşün, Suriye’nin geleceğinde Kürtlerin ve QSD'nin ortak bir aktör olarak yer almasının ilk göstergelerinden biri olarak yorumlanabileceğini ifade etti. Mithat  Sancar, gelinen noktanın yalnızca Rojava ve Kürtler için değil, Suriye’nin tamamı ve bölge açısından da kritik önemde olduğunu sözlerine ekledi.
Mithat Sancar, Abdullah Öcalan’ın birinci aşamayı “negatif boyut” olarak tanımladığını, bunun çatışmanın sona erdirilmesi anlamına geldiğini aktardı. İkinci aşamanın ise “pozitif boyut” olduğunu belirten Mithat Sancar, “Entegrasyon aşaması inşa aşamasıdır. Genel referans demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyetin temeli de özgür yurttaştır” ifadelerini kullandı.

Özgür yurttaşın; kimliğini, aidiyetini, inancını ve görüşünü özgürce ifade edebilen yurttaş olduğunu vurgulayan Mithat Sancar, bunun Türkiye’nin bütünlüğü içinde ve demokratik cumhuriyetle bütünleşme temelinde ele alındığını söyledi.

‘Silah bitiyorsa yerine siyaset geçecektir’
 
Demokratik cumhuriyet hedefinin özgür yurttaş temelinde yükselebileceğini belirten Mithat Sancar, “Silah bitiyorsa yerine siyaset geçecektir. Siyasetin de bu yükü taşıyabilmesi için en geniş serbestliğe ve güvencelere sahip olması gerekir” dedi.Sürecin idari pratiklerden yasal düzenlemelere ve ileride oluşacak zeminde anayasa tartışmalarına kadar uzanabilecek kapsamlı bir çerçeve içerdiğini belirten Mithat Sancar, geçmişte hazırlanan demokratikleşme programlarının da referans oluşturabileceğini kaydetti.
 
Silah bırakanların hukuki statüsü
 
Silah bırakanların ve örgüt mensuplarının hukuki statüsünün öncelikli başlıklardan biri olduğunu belirten Mithat Sancar, “Sadece silah alanlar değil; cezaevindekiler, yurtdışındakiler ve Mahmur’dakiler de çatışmalı sürecin sonuçlarıdır. Eğer çatışma bitiyorsa, yarattığı tahribatların giderilmesi için de yollar bulunmalıdır” dedi.
 
Silah bırakanların entegrasyonu için yasal düzenlemelerin gerekli olduğunu ifade eden Mithat Sancar, bazı adımların ise idari kararlarla atılabileceğini söyledi.
 
Güven artırıcı adımlar beklentisi
 
Tutuklu siyasetçiler ve kayyum uygulamalarına ilişkin beklentilere de değinen Mithat Sancar, sürecin başından bu yana toplumda güven artırıcı adımlar beklentisi olduğunu belirtti. “Gecikmeler yaşanıyor. Bu adımların atılması gerektiği yönündeki görüşümüz nettir” dedi.
Komisyon raporunun bu ay içinde çıkmasının beklendiğini kaydeden Mithat Sancar, raporda Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmasına ilişkin başlıkların da yer alacağını ifade etti.
 
Umut hakkı düzenlemesi
 
Mithat Sancar, “umut hakkı” başlığının ismen geçmeyebileceğini ancak içeriğine ilişkin bir düzenleme ya da önerinin komisyon raporunda yer almasının beklendiğini dile getirdi.
 
Münih Konferansı ve diplomasi vurgusu
 
30 Ocak Anlaşması sonrası Münih Güvenlik Konferansı’na Mazlum Abdi ve İlham Ehmed’in katılımını da değerlendiren Mithat Sancar, Ortadoğu’da yeni bir düzenin şekillendiğini belirtti. Bu süreçte Kürtlerin varlığının, haklarının ve statüsünün tanınmasının hayati önemde olduğunu söyledi.Mithat Sancar, Kürtlerin etkili bir diplomatik aktör olarak uluslararası alanda yer almasının gecikmiş bir durum olduğunu ifade ederek, “Yeni düzen kurulurken masada yer almak, görünür olmak ve diplomasi yürütmek hayati önemdedir” dedi.
İlham Ehmed’in katılımına da değinen Mithat Sancar, kadın öncülüğünü esas alan anlayışın yalnızca Kürtler için değil, birlikte yaşanan tüm halklar açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
 
Abdullah Öcalan: Günü değil tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz
 
Mithat Sancar şunları söyledi: “…Bir şey daha söylemek isterim. Bazen yanılıyor olabilirim ama çok kritik, tarihsel bir süreçten geçtiğimizin yeterince farkında olmayabiliriz. Tek tek yaşanan olayların etkisi çok büyük olabiliyor. Bir olay yaşanıyor, birden yenilgi psikolojisi ortaya çıkabiliyor; başka bir olay yaşanıyor, birden büyük bir zafer duygusu öne çıkabiliyor. Aslında bu tür durumlar, pek çok şeyin değiştiği geçiş süreçlerinin olağan sonuçlarıdır. Bütünü görmek her zaman kolay olmuyor. İnsanlara ‘bütüne bakalım’ dediğinizde de bunun teskin edici ya da rahatlatıcı bir etki yaratmadığını biliyoruz.Ama şunu bilmek gerekir ki bu uzun erimli bir süreçtir; önümüzdeki on yılları, belki de yüz yılı etkileyecek bir süreçtir. Türkiye’de buna ‘Türkiye Yüzyılı’ deniyor. Dün Marco Rubio’nun konuşmasında ‘Batı Yüzyılı’ ifadesi kullanıldı. Herkes bir yüzyılın inşasından söz ediyor.
 
Bunu izleyicilerimizle ve halklarımızla paylaşmak isterim. Abdullah Öcalan ‘Demokratik cumhuriyetin inşası çok önemli ve çok ciddi bir meseledir. Entegrasyon ancak demokratik cumhuriyetle mümkündür. Uzun ömürlü, erimli yeni bir yüz yılı inşa etmekten söz ediyoruz. Günü değil, tarihi kurtarmaktan söz ediyoruz. Ve bu, Kürtsüz olmaz’ bunu kelime kelime böyle ifade etti.