KESK: Eğitim Bakanı istifa etmeli
- 14:44 16 Nisan 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - KESK, Riha ve Mereş'te okullara yönelik saldırılara dair yaptığı açıklamada, şiddetin yapısal bir sistemin sonucu olduğunu belirterek, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin başta olmak üzere tüm sorumluların istifasını istedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Riha ve Mereş'te okullara yönelik saldırılara dair basın açıklaması yaptı. Açıklama, birçok kentte, “Eğitimde şiddetin baş sorumlusu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin istifa” başlığıyla yapıldı.
Wan
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Wan Şubesi, Sêwreg ve Mereş’te okullarda yaşanan saldırılara karşı 2 günlük iş bırakma eylemi kapsamında insan zinciri oluşturdu. Eğitim Sen binası önünden kent merkezinde bulunan Atatürk Anadolu Lisesi’ne kadar yürüyen kitle, okul önünde bir saatlik yaşam nöbeti tuttu. Eyleme kentte bulunan diğer sendika üyeleri, sivil toplum örgütü temsilcileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
Eylemde, “Yusuf Tekin istifa”, “Geleceğe yan bakan Yusuf Tekin istifa”, “Güvenli gelecek istiyoruz” sloganları atılırken; yürüyüşte “Eğitimde şiddete dur de!”, “Emekçileri ve öğrencileri koruyacak politikalar istiyoruz” yazılı pankartlar taşındı. Kentte çok sayıda yurttaş da araç kornaları ve alkışlarla eyleme destek verdi.
Açıklamada, demokratik, çoğulcu ve özgür bir toplumun inşasına dikkat çekilerek, kalıcı ve onurlu bir barışın sağlanması, çocukların çeteleşmeden, bağımlılıktan uzak ve güvenli alanlarda büyümesi talebi dile getirildi.
Açıklama, Atatürk Anadolu Lisesi önünde yapılan 1 saatlik oturma eyleminin ardından sona erdi.
KESK Wan Şubesi'nin yarın da aynı saatte eylemlerini sürdüreceği belirtildi.
İstanbul
KESK İstanbul Şubeler Platformu, okullara yönelik saldırılara dair Sultanahmet Meydanı’nda bir araya gelerek İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüyüş yaptı.
“Artık yeter, şiddete dur de. Yusuf Tekin istifa” pankartının açıldığı eylemde, “Sermayeye değil eğitime bütçe”, “Cemaat ve tarikatlarla yapılan sözleşmeler iptal edilsin”, “Çocukların katili saray düzeni”, “Diyanete değil eğitime bütçe” dövizleri taşındı.
Sık sık, “Susma, haykır, şiddete hayır”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz”, “Parasız, bilimsel, demokratik eğitim”, “Okullarda ölüm var, Yusuf Tekin nerede?” sloganları atıldı.
Açıklama metnini Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hanifi Bayındır okudu. Eylem, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.
Ankara
Eğitim Sen, Riha’nın Sêwreg ilçesi ile Mereş’in Onikişubat ilçesinde bulunan okullara yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırılar nedeniyle tüm kentlerde 16 ve 17 Nisan’da iş bırakma kararı aldı. İş bırakma kararının ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde “Yaşam Nöbeti” başlatan Eğitim Sen, nöbete katılım çağrısı yaptı. Yapılan çağrıların ardından birçok kentten gelen Eğitim Sen üyeleri nöbete katıldı.
Nöbete katılmak için Selanik Caddesi’nde Eğitim Sen 1 No’lu Şube önünde bir araya gelen Eğitim Sen üyeleri, Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı. Kitle daha sonra MEB önüne doğru yürüyüş gerçekleştirdi. “Bakanlık uyuma, öğretmene sahip çık”, “Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa” sloganlarıyla yürüyen kitle, MEB önündeki Yaşam Nöbeti eylemine katıldı.
Riha
Eğitim Sen Riha Şubesi, Riha’nın Sêwreg, Mereş, Dîlok ve Mersin’de okullara yönelik gerçekleşen saldırıları protesto etmek amacıyla kent merkezinde bulunan 7’nci Noter önünden İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte polis engeliyle karşılaşan kitle, eylemden vazgeçmeyeceklerini belirterek oturma eylemine geçti. Kitlenin direnişi üzerine polis geri adım attı. Yürüyüş boyunca “Direne direne kazanacağız”, “Bakan istifa”, “Şiddete hayır” sloganları atıldı.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne gelen kitle burada basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın metnini, kitle adına Eğitim Sen Riha Şube Eşbaşkanı Özlem Ulutaş Şengül okudu.
Yetkililere çağrı
Yaşanan saldırıların münferit olmadığının altını çizen Özlem Ulutaş Şengül, “Bu saldırıların temelinde yatan birçok neden var. Bu nedenlerin detaylı bir şekilde araştırılması gerekiyor. Bizler eğitim emekçileri olarak güvende değiliz. Aynı şekilde okula gelen öğrencilerimiz de güvende değil. Bu konuda yetkililerin derhal adım atması gerekiyor” dedi.
Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.
İzmir
KESK İzmir Şubeler Platformu ve Eğitim Sen İzmir Şubeleri, Konak ilçesinde bulunan YKM önünde toplanarak, İzmir İl Eğitim Müdürlüğü önüne yürüdü. “Artık yeter! eğitimde şiddete dur de Yusuf Tekin istifa”, “Şiddeti üreten bu düzeni kabul etmiyoruz” pankartlarının açıldığı açıklamada, sık sık “Çocukların katili saray düzeni”, Yusuf’la okullar Tekin değildir”, “Karanlığa teslim olmayacağız”, “Tarikatlar bakanı Yusuf Tekin istifa” sloganları attıldı. Açıklamaya yüzlerce kişi katıldı.
Basın metnini ise EĞİTİM SEN 1 nolu şube başkanı Hamdi Çalık okudu.
Açıklama okullarda gerçekleştirilen saldırılara yönelik 1 dakikalık saygı duruşunun ardından başladı.
Şirnex
Egitim ve Bilim Emekcileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) Şirnex'in Cizîr ilçesinde okullara yönelik saldırılara dair protesto eylemi gerçekleştirildi. Saldırılara dönük yürüyüş eylemi gerçekleştirilirken, yürüyüş KESK Cizîr Şube temsilciliği önünden başlayarak, ilçe milli eğitimin önüne kadar devam etti. Yürüyüşte "Siz korumadınız biz eksildik", "Öğretmene şiddet münferit değil politiktir", "Lütuf değil hak istiyoruz" ve "Eğitimde tasarruf ölüm getirir" yazılı dövizler taşındı. Aynı zamanda "Öfkeliyiz güvende değiliz yaşam hakkımızı güvence altına almak için daha kaç canımızı kaybedeceğiz" yazılı pankart da açıldı.
Yürüyüşe kentte bulunan birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti temsilcisi katılım sağladı. Valiliğin talimatıyla emniyet yürüyüşü engellemek istese de kitle yine de yürüyüşünü gerçekleştirdi.
Yürüyüşün ardından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada "şiddete hayır, susma haykır" sloganları atıldı. Basın metninin okunmasının ardından Öğretmen Sendikası'ndan İrem Koç ise eğitimin değersizleştirildiğini, okulların güvenli mekanlar olmaktan çıktığını kaydetti.
‘Yaşanılanlar katliamdır’
DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan ise eğitim emekçileri ve ailelere baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Bir haftadır yapılan saldırılar iktidarın politikalarının bir sonucu. Gülistan Doku, cezaevlerinde yaşanan ölümler, iki kentte saldırılar hükümetin okullara dönük görüşünü gösteriyor. Bu sistem çürümüş bir sistem. Okullar artık güvenli değil. Yaşananlar rutin olaylar değil, katliamdır. Sorumlular istifa etmeli. Güvenlikçi önlemler ile bu sorun çözülmez" şeklinde konuştu.
Yapılan açıklamanın ardından kitle oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylem alkış ve sloganlarla son buldu.
Ortak açıklama metni
“Bir eğitim emekçisi ile öğrencilerimizden çok sayıda canımızı kaybettik. Birçok yaralının ise hayati tehlikesi devam ediyor. Acımız derin ve söylenecek sözlerin tükendiği noktadayız. Okullar, kapısından girerken gönül rahatlığıyla ve güven duygusuyla adım atılması gereken yerlerdir. Oysa bugün nefretin ve şiddetin mekânları haline gelmişlerdir. Evet, her iki olayda da ağır güvenlik ihlallerinin olduğu açıktır.
Tedbirler yetersiz
Eğer gerekli tedbirler alınsaydı failler önlenebilir, saldırılar engellenebilirdi. Fakat bugüne kadar her bir şiddet vakasında hep şunu söyledik: Yaşananlar tek başına ele alınamaz, şiddet münferit değildir. Okullarda yalnızca son 1 yılda can kaybı ve yaralanmayla sonuçlanan en az 5 vaka yaşandı. Kamuoyuna yansımayan yüzlerce, binlerce şiddet vakası mevcut. Bu açıdan yaşananların sistematik olduğunu, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini hep ifade ettik.
Şiddet yapısaldır
Şiddet kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bugün bu şiddet, toplumsal yapıdaki derin çelişkiler, kutuplaştırıcı siyaset, eşitsizlik, yoksulluk, geleceksizlik, umutsuzluk, dışlanma ve kenara itilme ortamında ortaya çıkmaktadır. İşte bugün 14-16 yaşında çocuklardan failler yaratan bu sistemin kendisidir. Yitip giden canların baş sorumlusu en başta siyasi iktidar ile eğitim alanını ideolojik saldırılarla tahrip eden Sarayın Eğitim Politikaları Kurulu ve Milli Eğitim Bakanlığıdır.
Tesadüf değil
Bu yaşananlar kader değildir, tesadüf değildir. Siyasi iktidar eğitim alanını bilimsel, laik ve kamusal niteliğinden uzaklaştırmıştır. Tüm kurumlarda liyakat yerine sadakati esas alan bir idari yapıyı kurumsallaştırmıştır. Rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını zayıflatmıştır. Gençleri hayata bağlayacak, onları toplumsal bir özne haline getirecek politikalar yerine baskı, denetim ve dışlama üretmiştir. İşte bugün yaşadıklarımızın sebepleri bunlardır.
Sorumlular istifa etmeli
Fakat bugün ne siyasi iktidar sorumluluk üstleniyor ne de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin çıkıp bir özür diliyor. Hayır, kimse hesap vermekten kaçamaz. Bugün eğitimciler ve öğrenciler okullarına gitmekten dahi tedirgin haldeyse, can güvenliğinden korku duyuyorsa bunun temel sorumlusu en başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir ve derhal tüm toplumdan özür dileyerek istifa etmelidir.
Eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlamak, güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı yaratmak en temel kamusal yükümlülüktür. Tüm okullarda ve eğitim süreçlerinin tamamında şiddet kalıcı ve bütünlüklü olarak son bulmadan, sorumlular hesap vermeden alanları terk etmiyoruz.
Okullar özgürlüğün mekânı olmalı
Yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden eğitimci ve öğrencilerimizin yakınlarına başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Acılarını yüreğimizin en derinlerinde hissediyoruz. Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal, demokratik ve eşitlikçi niteliğini savunmaya, okulları şiddetin değil yaşamın ve özgürlüğün mekânları haline getirmek için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini ve toplumsal kesimleri, güvenli, eşit ve özgür bir ülkede yaşam talebiyle mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.”







