Dilovası Katliamı davası öncesi ailelerden adalet çağrısı

  • 11:14 20 Mayıs 2026
  • Güncel
KOCAELİ - Dilovası’nda 7 işçinin yaşamını yitirdiği patlamaya ilişkin davanın ikinci duruşması öncesi konuşan aileler, davanın kamuoyundan kaçırılmak istendiğini belirterek, “Sorumlu olan herkes yargı önüne çıkarılmalı” çağrısı yaptı.
 
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’te meydana gelen ve 3’ü çocuk, 6’sı kadın olmak üzere 7 kişinin yaşamını yitirdiği patlamaya ilişkin davanın ikinci duruşması öncesinde Dilovası Katliamı Aileleri, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi önünde basın açıklaması yaptı. "Herkes Gördü Kimse Dokunmadı, Denetimsizlik İhmal Ölüm Katliam" yazılı pankartın açıldığı açıklamada, "Kaza kader değil bu bir katliam" ve “Katillerden hesabı emekçiler soracak” sloganları atıldı. Açıklamaya Birleşik Metal İşçileri Sendikası (Birleşik Metal-İş), emek örgütleri, hayatını kaybedenlerin aileleri ve çok sayıda avukat katıldı. Açıklamayı, hayatını kaybeden işçilerden Hanım Gülek’in kızı Tuğba Gülek Laç okudu.
 
İlk olarak hayatını kaybeden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut konuştu. Emine Bulut, “Biz yasımızı tutmak yerine burada adalet peşinde koşuyoruz. Her seferinde duruşmalar için bizi bu kadar uzak yerlere gönderiyorlar. Böyle yaparak bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Ama biz adalet ve hak arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.
 
Katliamda hayatını kaybeden 16 yaşındaki Nisanur Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir ise adalet beklediklerini söyleyerek Adalet Bakanı’na seslendi: “Ya beni öldürün ya da kızımı geri getirin.”
 
‘Adalet sağlayan bir yargı istiyoruz’
 
8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası'nda ruhsatsız, denetimsiz ve hiçbir işçi güvenliği önlemi alınmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik firmasında meydana gelen patlamada 7 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tuğba Gülek Laç, “Bugün bu katliama ilişkin firma sahiplerinin, İSG uzmanı ve fabrikanın mal sahiplerinin yargılandığı ikinci duruşma görülecek. İlk duruşmada asli sorumlular, ne kadar itibarlı ve basiretli iş insanları olduklarıyla, yaptıkları ihracatlarla övünmüş; katliamın sorumluluğunu üstlendiklerini ya da katliamdan dolayı üzüldüklerini gösteren bir tutum almamışlardır. Aksine tüm sorumluluğu cezaevinde ölen Kurtuluş Oransal'a ve katliamda yaşamını yitiren Tuncay Yıldız'a yükleme gafletinde bulunmuşlardır. Katliamı görmezden gelen savunmaların ardından dinlenen müşteki ve tanıklar gerçekleri gün yüzüne çıkarmış, üç kuruşa güvencesiz çocuk ve kadın emeği üzerinden edindikleri itibarlarını yerle bir etmişlerdir. Bizler Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak sorumluları koruyan değil, adalet sağlayan bir yargı istiyoruz” dedi.
 
‘Bu davanın peşini bırakmayacağız’
 
Soruşturmanın bugüne kadar eksik ve taraflı yürütüldüğünü vurgulayan Tuğba Gülek Laç, “Sorumlular hala yargı önüne çıkarılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir. Biz biliyoruz ki sorumlular daha fazla; gizli ortaklar ve büyük markalar, Ravive ve Lykke Kozmetik ile iş yapan, bu sömürü düzeninden kar sağlayan Ali Osman Akat ile Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmalar bu can pazarının doğrudan sorumlusudur. Ali Osman Akat, Ravive Kozmetik'in sahipleri olan yeğenleriyle birlikte bu şirketi yönetmiştir. Sadece firma sahipleri ve İSG uzmanları değil, Ali Osman Akat, Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmanın iş ortağı olan tüm yapılar bu katliam nedeniyle yargılanmalıdır. Şirketlerin ortağı Ali Osman Akat, yeğenlerini kaçırırken yakalanmasaydı belki şu an yurt dışında olacaktı. Kamu görevlileri, kaçak binaya yıkım emri verip uygulamayanlar, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve belediye yetkilileri neden hala görevlerinin başındalar? 
 
Gerekçeleriyle birlikte isim isim savcılığa sorumlular listesi vermemize rağmen neden hala ifadeye bile çağrılmadılar? Kamu görevlilerini kim koruyor? Yangının çıktığı fabrikaya iki bina yakınındaki İŞKUR’da çalışanlar neden hala görevde? Dilovası Belediyesi’ndeki sorumlular hakkında, bakanlıklardaki sorumlular hakkında neden hala soruşturma izni verilmedi? Patronlara ceza verelim, arkası kesilir, unuturlar diyorsanız biz unutmayacağız. 20 sene sürse de tüm sorumlular mahkeme önüne gelene kadar bu davanın peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.
 
‘Dava toplumun gözünden kaçırılmak isteniyor’
 
Duruşmanın güvenlik bahanesiyle adliyeden alınarak buraya getirildiğini ve davanın toplumun gözünden kaçırılmak istendiğini dile getiren Tuğba Gülek Laç, “Aramızda hasta babalar, çalışmak zorunda kalan ve işinden izin alamayan kişiler var. Çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan babalar var. Şehir merkezinde duruşmaya kolayca ulaşabilecek bu kişiler için bu hapishaneye gelmek ayrı bir eziyet. Neden bu talebimizi reddediyor mahkeme, neden bizi saatlerce uzakta, dağ başındaki hapishaneye getiriyor? Hapishane bizim geleceğimiz yer değil; canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir. Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan, ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır. 
 
Bu yıkım kararını uygulamayan belediye başkanlarından zabıtalara ve denetim görevini yapmayan bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkarılmalıdır. Birlikte kazandınız, ihmallere göz yumdunuz, bu nedenle birlikte sorumlu olacaksınız. Biz sevdiklerini kaybeden aileler olarak vardiya amirinden belediye başkanına, marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesini istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz, dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.