39 ilçede dayanışma ağı: Kadınlar öz savunmayla güçleniyor
- 09:03 30 Mayıs 2026
- Güncel
Elfazi Toral
İSTANBUL - Kadın Zamanı Derneği üyesi Derya Aslan, İstanbul'un 39 ilçesinde yürüttükleri atölyelerle kadınların hak bilincini, öz savunma mekanizmalarını ve dayanışma ağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, kadınları kendi yaşamlarının öznesi olmaya çağırdı.
Artan şiddet, cezasızlık politikaları ve kadın yoksulluğuna karşı mahalle mahalle örgütlenen Kadın Zamanı Derneği, İstanbul'un 39 ilçesinde kadınlarla buluşmayı hedefliyor. İki dilli atölyeler aracılığıyla kadınların hak bilincini, öz savunma mekanizmalarını ve dayanışma ağlarını güçlendirmeyi amaçlayan dernek; Gebze, Dilovası, Esenyurt, Kartal, Hacıahmet ve Beyoğlu başta olmak üzere birçok bölgede kadınlarla bir araya geldi.
Kadın Zamanı Derneği üyesi Derya Aslan, yürüttükleri çalışmaların kadınların kendi yaşamlarının öznesi olmasını hedeflediğini belirterek, ördükleri dayanışma ağlarının detaylarını anlattı.
6 aylık 39 ilçe atölye programı
Mahallelerde ve sokaklarda kadın buluşmaları düzenlediklerini belirten Derya Aslan, bu atölyeleri kadınlarla temas kurmak, bağ geliştirmek ve örgütlenme zeminleri oluşturmak amacıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. Çalışma yürüttükleri bölgelerde öncelikle kadınların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda bir çalışma hattı oluşturduklarını ifade eden Derya Aslan, “İstanbul özelinde belirtmek gerekirse; kentte 39 ilçe var ve 6 aylık planlamamız dahilinde her ilçede en az 3 tane atölye yapma hedefimiz bulunuyor. Bu hedeflerin birçoğunu da gerçekleştirdik. Şu an hâlâ parklarda, sokaklarda ve kadınların bize ulaştığı diğer alanlarda farklı başlıklarla atölyeler düzenlemeye devam ediyoruz. Mevcut süreçte kadına yönelik şiddetin ne kadar arttığını, cezasızlık politikalarıyla faillerin nasıl aklandığını hepimiz biliyoruz. Hem kadın cinayetlerinde hem kadına yönelik şiddette hem de çocuk istismarlarında yargılama süreçlerinde gerçekten etkin bir soruşturma başlatılmıyor. Bizler, ‘Kadınlar olarak tüm bunlara karşı ne yapabiliriz, nasıl birlikte hareket edebiliriz, örgütlenme ve dayanışma ağını nasıl güçlendirebiliriz, ortak sözümüzü nasıl büyütebiliriz?’ soruları üzerinden tartışıyoruz. Yerelde, mahallede, bulundukları yerlerde kadınlarla birebir bir arada olmak bize çok iyi geldi” şeklinde konuştu.
Şiddet türleri ve toplumsal cinsiyet farkındalığı atölyeleri
Kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği kapsamında mahallelerde birçok çalışma yürüttüklerini belirten Derya Aslan, kadınların yaşadıkları sorunları tanımlayabilmeleri ve haklarına erişebilmeleri için farklı başlıklarda atölyeler düzenlediklerini söyledi. Derya Aslan, “Kadının hukuki haklarına, var olan haklarımıza ilişkin başlıklarımız mevcut. Sağlık konusunda uzman doktorlar ve hemşireler eşliğinde yaptığımız atölyelerimiz, psikodrama etkinliklerimiz oldu. Bununla beraber kadınların üretim ve hafıza oluşturma atölyelerini gerçekleştirdik. Yakın bir tarihte Hacıahmet Parkı'nda bir atölye yaptık. O atölyede şunu fark ettik: Hedef kitlemiz, aslında çocuklarıyla beraber gelen annelerin, yani kadınların katılması dilediğimiz bir alandı. Bu yüzden hem çocukların ayrı vakit geçirebileceği bir atölye kurduk hem de kadınlarla bir araya geldik. Çünkü biliyorsunuz ki bu toplumda bakım yükü genelde kadınlara yükleniyor. Özellikle hem çocuğun hem de evin bütün bakım yükünü kadınlar üstlendiğinde, kendilerine ayıracak çok fazla zamanları kalmıyor. Kendilerine vakit ayıramadıkları için de içerisinde bulundukları ekonomik şiddeti, psikolojik şiddeti, cinsel şiddeti, şu an çok gündemde olan dijital şiddeti veya her türlü istismarı, toplumsal ve devlet şiddetini tam olarak tanımlayamıyorlar. Onlar durumu tanımlayamadığında biz gidiyoruz; böylece hem onlar kendi deneyimlerini anlatıp aktarıyor, kendi sözlerini kuruyorlar hem de biz onları dinliyoruz. Onlarla beraber şiddet türlerini, toplumsal cinsiyet farkındalığını ve var olan haklarını anlatan, tartışan ve ortak bir politika üreten bir zeminde atölyelerimizi gerçekleştiriyoruz” dedi.
İki dilli destek ve mahalle örgütlenmesi
Gebze, Dilovası, Esenyurt, Kartal, Hacıahmet ve Beyoğlu’nda atölyeler düzenlediklerini paylaşan Derya Aslan, çalışmaların yalnızca belirli günlerle sınırlı olmadığını, kadınlarla kalıcı bağlar kurmayı hedeflediklerini belirtti. Derya Aslan şunları dile getirdi: “Ulaşabildiğimiz her yerde bütün kadınlarla temas kuran bir pozisyondayız. Tabii Kadın Zamanı Derneği, çok boyutlu çalışan ve faaliyet yürüten bir dernek. Aynı zamanda örgütlenme ayağımızı da oluşturan bu atölye serisinde, çalışmaları biraz daha görünür kılma, kamusallaştırma ve kendi yaptığımız faaliyetleri aktarıp anlatma gibi bir politikamız var. Çünkü birçok Kürt kadınının bizim burada olduğumuzdan bazen haberi olmuyor. Biz gidip mahallede tartıştığımızda, onlarla konuştuğumuzda ‘Aa, böyle Kürtçe ve Türkçe iki dilli destek veren bir kurum mu var?’ diyorlar. Başvuru yapmak istediklerinde, şiddete maruz kaldıklarında ya da içinden çıkamadıkları hukuki konularda destek talep etmek istediklerinde nereye başvuracaklarını çok iyi bilmediklerini görüyoruz. Gittiğimiz mahallelerde çalışmaları sadece bir kereye mahsus bırakmıyoruz; sürecin devamlılığını sağlıyor ve takibini yapıyoruz. Etkinliklerimizde kurduğumuz o güçlü bağ sayesinde daha sonra derneğe bizi ziyarete geliyorlar. Ziyarete geldiklerinde bu sefer artık biraz daha kendilerini anlatan, deneyimlerini aktaran ve karşılıklı olarak önümüzü açan bir ilişki modeli geliştiriyoruz” diye konuştu.
Öz savunma temalı atölyeler
Atölyelerde özellikle kadınlara öz savunma bilinci kazandırmayı amaçladıklarını kaydeden Derya Aslan, öz savunmayı yalnızca fiziksel saldırılara karşı korunma olarak değil, düşünsel ve toplumsal güçlenme biçimi olarak ele aldıklarını ifade etti. Derya Aslan şöyle devam etti: “Bu atölyelerle aslında bir farkındalık yaratıyoruz ve bu farkındalıkla birlikte kadınlar bir nevi öz savunma mekanizmasıyla tanışıyorlar. Gittiğimiz atölyelerde kadınlarla bir araya gelip kadınlar ortak deneyimlerini aktardıklarında ortaya şöyle bir gerçek çıkıyor: Bunların tamamı aslında toplumsal ve çok katmanlı, süregelen sorunlardır. Bu sorunların hiçbirisi sadece tek bir kadının şahsi sorunu değildir; aksine toplumun sorunudur ancak toplum tarafından kadına indirgenmektedir. Kadınlara iyi gelen ve kendilerini iyi hissettiren durum ise şu oluyor: Kendilerini yalnız hissetmiyorlar. Bu problemlerin, bu sıkışmışlığın, bu şiddetin ve ekonomik yoksulluğun içerisinde sadece kendilerinin olmadığını görüyorlar. Bu anlamda biz, bu meseleleri anlatırken atölyelere bir öz savunma oluşturan bir yerden bakıyoruz. Kadınlar; toplumsal kodları ve kadınları sadece eve mahkum eden, çocuk bakım yükünü tamamen kadına indirgeyen politikaları fark ediyorlar. Yaptığımız atölyelerin tamamı bir öz savunmayı da beraberinde getiriyor. Temel amaç sadece o anlık bir bilinç uyandırmak değil; çünkü farkındalık çalışmasında tam bir bilinç uyandıramazsanız bile bunun bir devamlılığı olması gerekiyor. Önlerine çıkacak olan engellere, sorunlara veya herhangi bir şiddete karşı bir öz savunma gerçekleştiriyoruz gibi de düşünebiliriz. Öz savunmayı sadece birinin bana karşı gerçekleştirdiği fiziksel bir saldırıyı bertaraf etmek olarak görmüyoruz. Bu, tamamen zihinsel, düşünsel ve politik olarak da ele aldığımız bir durumdur. Her konuda kendini bilen, kendi kendini var eden ve var olan şiddet döngüsünden çıkabilen kadın olmak da bizler için bir öz savunmadır.”
Dayanışmayı, örgütlü mücadeleyi ve kolektif hafızayı güçlendirmek
Kadınların en çok dile getirdiği sorunların başında ekonomik kriz ve kadın yoksulluğunun geldiğini söyleyen Derya Aslan, ekonomik bağımsızlığın olmamasının birçok kadını şiddet döngüsü içerisinde kalmaya zorladığını dile getirdi. Derya Aslan sözlerine şunları ekledi: “Kadınların en çok dile getirdiği sorunlardan bir tanesi ekonomik kriz, ekonomik yoksulluk, doğrudan kadın yoksulluğu. Birçok kadın bu ekonomik yoksunluktan kaynaklı olarak var olan şiddet ortamından çıkamıyor, şiddet döngüsüne mahkum kalıyor ve kendini çaresiz hissediyor. Biz Kadın Zamanı olarak toplumsal örgütlenme ile beraber kadınların; var olan şiddetten, istismarlardan ve çok katmanlı sorunlardan çıkmasını hedefliyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın da çok farkında olarak; devletten, sistemden ya da yargıdan bir şey beklemeden, kadının kadınla olan bağını daha çok güçlendiren, o bağı büyüten ve sesi yükselten bir yerden çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Saha çalışmalarımız zaten devam ediyor, çok fazla gönüllümüz var ve onlarla da buluşmalar yapıyoruz. Her mahallede atölyelerimiz ve kadın buluşmalarımız aralıksız sürecek. Önümüzdeki süreçte paneller ve konserler serisi düzenlemek, bu anlamda daha büyük çalışmalar yapmak istiyoruz. Dayanışmayı, örgütlü mücadeleyi, kolektif hafızayı güçlendirmek ve hep birlikte bir arada olmak için önümüzdeki dönemi bu şekilde örmeye devam edeceğiz. Çalışmalarımız sadece farkındalık yaratmaya değil; kadınların haklarına dair bilgiye ulaşmasına ve birbirine temas etmesine yöneliktir. Bizim için esas olan şudur; kadınların kendi yaşamlarına dair söz kurduğu, süreçlerin öznesi olduğu, her türlü demokratik hakkını bildiği ve savunduğu bir dünya yaratmaktır. Sonuç itibariyle; eşitsiz bir toplum içerisinde eşitliği arayan ve gerçekten eşitlik mücadelesi veren tüm kadınların yanındayız. Birlikte, örgütlü öz gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.”







