KESK Kadın Kurultayı sonuç bildirgesi açıklandı
- 13:57 17 Eylül 2026
- Güncel
ANKARA- KESK 3’üncü Kadın Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde, “Kadınların barışın kurumsallaşması ve toplumsallaşması sürecinde söz ve kararlarıyla kurucu özneler olarak yer almasını sağlamaya dönük çalışmaların sürdürülmesi önemlidir” denildi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 4-5-6 Eylül’de “Mirasımız direniş, sözümüz mücadele” şiarıyla gerçekleştirdiği 3’üncü Kadın Kurultayı’nın sonuç bildirgesini açıkladı.
272 delegenin katılımıyla gerçekleşen kurultayda, kadınların toplumsal yaşamda, çalışma hayatında ve sendikal mücadelede güçlenmeleri ve özne olmaları noktasında tartışmalar yürütüldü.
Kurultayın sonuç bildirgesi şu şekilde:
“Kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması ve güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaştırılması kadınların iş yükünü, yoksulluğunu ve eşitsizliği derinleştirmektedir. Bu dönüşümün beraberinde getirdiği güvencesizleşme ve artan iş yükü, farklı iş kollarında çalışan kadınların bedenini, sağlığını, mesleki geleceğini ve dinlenme hakkını doğrudan tahrip etmektedir. Ağır çalışma koşulları ile ev içi bakım sorumluluklarının birleşmesi, kadınların kendilerine zaman ayıramamalarına, zaman yoksulluğuna neden olmaktadır. Özetle, bugün geldiğimiz yerde sistem yalnızca kadın emeğini sömürmekle kalmayıp, kadınların kolektif mücadeleye katılacak ve örgütlenecek zamanlarını da tüketmektedir.
Bakım emeği çalışma yaşamının temel meselelerinden
Kadınların çalışma yaşamındaki konumunu ve sendikal yaşama katılımını doğrudan etkileyen temel toplumsal eşitsizlik alanlarından bir diğeri de bakım emeğidir. Bu nedenle bakım emeği konusu çalışma yaşamının ve sosyal hakların temel meselelerinden biridir. Bakım emeğinin kadına yüklenmesi kadınların sendikal yaşama katılımını da sınırlamaktadır. Bu tespitler sendikanın bakım alanına yaklaşımının kadınların sendikal faaliyetlere katılımını kolaylaştırmayı esas almakla birlikte bakım emeğinin toplumsal olarak adil biçimde paylaşılmasına, kamusal bakım hizmetlerinin güçlendirilmesine, bakım verenlerin ve bakıma ihtiyaç duyanların haklarının güvence altına alınmasına dayanmasının önemine işaret etmektedir.
Bakımın kadınların ve ailelerin özel sorumluluğu olmaktan çıkarılması; çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımının ücretsiz, nitelikli, anadilinde, erişilebilir ve yaygın bir kamusal hak olarak örgütlenmesi; vardiyalı ve gece çalışanların ihtiyaçlarını da karşılayacak 7/24 kreş ve bakım hizmetlerinin oluşturulması mücadelesi sürdürülmelidir. Bu kapsamda KESK, kadınları bakım sorumluluğuna mahkûm eden esnek ve yarı zamanlı çalışma politikalarına karşı güvenceli çalışma hakkını savunmaya devam edecektir.
KHK’ler gündemde tutulmalı
Güvencesizliği derinleştiren bir diğer etken de sendikal hak ihlalleridir. KHK’lerle ihraç edilen kadın kamu emekçilerinin tüm mali, sosyal ve özlük haklarıyla görevlerine iade edilmesi talebinin yükseltilmesi bu bağlamda oldukça önemlidir. Bu mücadelenin kazanıma dönüşmesi sürecinde KHK’lilerin hak kayıplarının giderilmesi talebi gündemde tutulmalı ve ekonomik-sosyal ve örgütsel ihtiyaçlarını gözeten dayanışma mekanizmalarının sürekliliği sağlanmalıdır. Bu nedenle KHK’li kadınlar ile dayanışma güçlendirilecek, deneyimlerinin KESK’in mücadele hafızasının parçası haline getirilmesi için çalışmalar yürütülecektir.
Göçmen ve mülteci kadınlar
Tarım politikalarının mevsimlik tarım işçiliğini ortadan kaldırmayı hedefleyen kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmesi; bu gerçekleşinceye kadar sendikalaşmanın güçlendirilmesi, çocuk emeği sömürüsünün ortadan kaldırılması, barınma ve altyapı koşullarının iyileştirilmesi, kadınların ücretsiz, nitelikli, anadilinde sağlık hizmetine erişiminin sağlanması ve çocuklar için kreş ile sosyal yaşam alanlarının oluşturulmasını sağlamaya dönük bir mücadele gündemi oluşturulacaktır. Yine bu bağlamda göçmen ve mülteci kadın emekçilerin yoğun sömürü koşullarına maruz bırakılması karşısında ortak tutum almak göçmen ve mülteci kadın emekçilerle dayanışma zeminini güçlendirecektir.
Kadına yönelik şiddet yapısal bir sorundur
Kadına yönelik şiddet ataerkil toplumsal yapının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ürettiği yapısal bir sorundur. Bu nedenle toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele yalnızca şiddet sonrasındaki müdahalelerle sınırlı kalmamalıdır. Şiddete karşı alınacak tutum, şiddeti üreten ekonomik, siyasal, kültürel ve örgütsel ilişkileri dönüştürmeyi hedeflemelidir.
Sözleşme ve kanunların uygulanması için mücadele yükseltilecek
Bu çerçevede İstanbul Sözleşmesi’nin tüm hükümlerinin yerine getirilmesi, 6284 sayılı Kanun’un tavizsiz uygulanması ve ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi’nin onaylanarak uygulanması için sürdürülen mücadelenin yükseltilmesi gerekmektedir. KESK’in, şiddet ve istismar vakalarında cezasızlığa ve zorunlu arabuluculuğa son verilmesi; kadınların anadilinde adalete erişiminin güvence altına alınması, işler-etkili hukuki ve psikososyal destek mekanizmalarının oluşturulması için mücadelesi önemlidir ve sürdürülmelidir.
Kadın örgütleriyle mücadele programı hedeflenmekte
Kadınların bedenleri ve doğurganlıkları üzerinde söz ve karar sahibi olmaları temel bir haktır. Kürtaj hakkının güvenli ve ücretsiz olarak kamu hastanelerinde fiilen erişilebilir hale getirilmesi; HPV aşısının ulusal aşı programına alınması; gebelikten korunma yöntemlerinin ücretsiz sunulması ve cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerinin kamusal bir hak olarak örgütlenmesi ve kadının özgür iradesi esas alınarak uygulanması bu anlamda oldukça önemlidir. İçinde bulunduğumuz dönemde iktidarın bu yöndeki saldırılarını artırdığı göz önünde bulundurularak kadın örgütleriyle birlikte, bu konuda bir mücadele programı oluşturulması hedeflemektedir.
Kadınların kazanılmış hakları korunmalı
KESK, kadınları ‘makbul kadın’ ve ‘makbul aile’ kalıplarına sıkıştıran politikalara karşı kadınları merkeze alan politikalar ile toplumsal yaşam alanları ve çalışma hakları savunusunu sürdürecektir. Kurultayımız laikliği kadınların eşit yurttaşlık, özgürlük ve kendi bedeni üzerinde karar almasının güvencelerinden biri olarak ele almakta; Medeni Kanun, nafaka hakkı, karma eğitim ve kadınların kazanılmış haklarının korunması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle ÇEDES ve benzeri uygulamalara son verilmesi ve yine bu bağlamda da eğitimin herkes için eşit, parasız, laik, demokratik, bilimsel, anadilinde ve cinsiyet eşitlikçi biçimde örgütlenmesi mücadelesi güçlendirilecektir.
Savaşa ayrılan kaynaklar toplumsal refaha aktarılmalı
Savaş, militarizm, milliyetçilik, ırkçılık ve özel savaş politikaları kadınların bedeni, emeği, kimliği, örgütlü mücadelesi üzerinde çok katmanlı eşitsizlik ve şiddet yaratmaktadır. Kadınların eşit ve özgür yaşam mücadelesi emek, demokrasi ve toplumsal adalet mücadelesinden ayrı düşünülemez. KESK geçmişten bugüne savaşa ayrılan kaynakların eğitim, sağlık, bakım hizmetleri ve toplumsal refaha aktarılması gerektiğine dikkat çekmektedir ve güvenceli çalışma, ücrette eşitlik ve eşit sosyal güvenlik hakkını barış mücadelesinin maddi talepleri olarak ele almayı sürdürecektir.
ANKARA- KESK 3’üncü Kadın Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde, “Kadınların barışın kurumsallaşması ve toplumsallaşması sürecinde söz ve kararlarıyla kurucu özneler olarak yer almasını sağlamaya dönük çalışmaların sürdürülmesi önemlidir” denildi.
Kurultayımız süresince yürütülen atölye çalışmaları bir kez daha barışın yalnızca silahların susması olmadığını; kalıcı barışın eşitsizliklerin ve tahakküm ilişkilerinin dönüştürülmesini, demokratik katılımı, toplumsal eşitliği, hakikat ve adaleti gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle kadınların barışın kurumsallaşması ve toplumsallaşması sürecinde söz ve kararlarıyla kurucu özneler olarak yer almasını sağlamaya dönük çalışmaların sürdürülmesi önemlidir.
Demokratikleşmeye dönük çalışmalar sürdürülecek
Dolayısıyla KESK barışın toplumsallaşması için mücadelesinde kadınların deneyim ve tanıklıklarının görünür kılındığı hakikat ve hafıza çalışmalarının güçlendirilmesi, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması, sendikal mücadele üzerindeki kısıtlamaların ve kayyum ve benzeri gasp uygulamalarının sona ermesi taleplerini öne çıkararak demokratik siyaset alanının genişletilmesine dönük çalışmalar yürütmeye devam edecektir.
Sendika içi demokrasi iş yerlerinden başlatılmalı
Kadınların sendikal örgütlenmesi yalnızca üyelik ve yönetimlerdeki temsil oranıyla değerlendirilemez. Kurultayımız süresince yürütülen atölyelerin hemen hepsinin sonuç raporları kadınların kendi taleplerini oluşturan, politika üreten ve karar süreçlerine katılan eşit özneler olması gerektiğinin altını çizmektedir. Dolayısıyla, sendika içi demokrasi iş yerlerinden başlayarak işletilmeli; KESK ve bağlı sendikaların sendikal karar süreçleri açık, katılımcı, izlenebilir ve hesap verebilir olmaya devam etmelidir.
Sendikal dönüşüme hız verilmelidir
Erkek egemen sendikal kültür dilde, örgütsel işleyişte, hiyerarşide ve karar süreçlerinde yeniden üretilmektedir. Bu nedenle bütün sendikal yapıda toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde süren dönüşüme hız verilmelidir. Sendikalarda yürütülen toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri sürekli hale getirilmeli ve tüm sendikal eğitim programlarında yer almalıdır.
Genç kadınların sendikal örgütlenmeye katılımı düşük
Atölyelerimizden çıkan sonuçlar, genç kadınların sendikal örgütlenmeye katılımının düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Genç kadınların sendikalara aktif katılımını artırma hedefine dönük çalışmaların yapılması gerekmektedir. Yapılacak çalışmalar ve planlamalarda genç kadınlar yalnızca sendikaya üye yapılacak ya da kendileri için politika üretilecek bir kesim olarak görülmemelidir. Bunlar dikkate alınarak sendikal yaklaşımın genç kadınları sendikal faaliyetin içeriğini ve biçimini belirleyen özneler olarak görmelerini sağlayacak politikalar oluşturulacaktır.
Sanat ve kültür dönüştürücü dinamiktir
Sanat ve kültür, kadın özgürleşme mücadelesinin dönüştürücü dinamiklerinden biridir. Bu tespitle kurultayımız kadınların üretimin öznesi olmalarının, üretimlerini özgür ve güvenceli koşullarda gerçekleştirebilmelerinin mücadelesinin verilmesi gerektiğini vurgular. Kültür-Sanat Sen ve KESK bünyesindeki sanat kurumlarıyla ortak çalışmalar geliştirilmelidir. Şube ve temsilciliklerde kadın kültür-sanat çalışmaları süreklileştirilmelidir. Kültür ve sanat emekçilerinin güvenceli istihdamının sağlanması, alanın özgün çalışma koşullarının toplu sözleşmelere taşınması; ifade özgürlüğü, sanatsal özerklik ve kültürel çoğulculuğun güvence altına alınması için çalışmalar yürütülecektir.
Savaşın yarattığı ekolojik kriz yalnızca çevre sorunu değildir
Kapitalist rant politikaları ve savaşın yarattığı ekolojik kriz yalnızca çevre sorunu değildir. Kadın emeğini, bakım yükünü, çalışma koşullarını, sağlığı, barınmayı ve kamusal hizmetleri etkileyen toplumsal bir sorundur. Kurultayımız, bu tespitle, ekolojik adaletin kadın özgürlüğü, emek, barış ve kamusal hizmet mücadelesiyle birlikte ele alınması gerektiği vurgulamaktadır. Suya, enerjiye ve sağlıklı gıdaya erişim temel hak olarak kabul edilmeli ve piyasa koşullarına terk edilmemelidir. Ekolojik yıkımın bedeli emekçilere ödetilmemelidir.
Hayvanlara yönelik şiddete karşı açık tutum geliştirilmeli
KESK, türcülük ve hayvanlara yönelik şiddet konusunda açık örgütsel tutum geliştirmeli; hayvanların toplatılması, kapatılması ve öldürülmesine dayalı politikalara karşı çıkarak bu doğrultudaki çalışmalarını sürdürmelidir.
Kadınlar afet yönetiminin özneleri olarak yer alacak
Afet politikalarının afet sonrasına değil risklerin önceden azaltılmasına dayanmasını sağlayacak bir mücadele hattı önceliğimizdir. Bu esasla yürütülen çalışmalarda kadınlar afet yönetiminin mağdurları değil, planlama ve karar süreçlerinin özneleri olarak yer alacaktır.”







