Gültan Kışanak: Kadınlar barışın kurucu öznesi olmalı
- 23:46 30 Eylül 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın son gününde kadınların barış sürecindeki rolü, Kürt sorununun demokratik çözümü, toplumsal uzlaşı, hakikat ve adalet tartışıldı. Gültan Kışanak, kadınların barışın kurucu öznesi olması gerektiğine dikkat çekerek, “Sadece Kürtlerin değil, herkesin barışa ihtiyacı var” dedi.
İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı’nın ikinci ve son gününde, “Kapsayıcı Barış: Kadınlar, Azınlıklar, İnsan Hakları ve Adalet Sistemleri” başlıklı panel gerçekleştirildi. Dr. Nisan Alıcı’nın moderatörlüğündeki panelde siyasetçi Gültan Kışanak, DEM Parti Grup Başkanvekili ve Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Loughborough Üniversitesi CARA Araştırma Görevlisi Dr. Güneş Daşlı, gazeteci-yazar Ali Duran Topuz ve avukat-yazar Gürkan Çakıroğlu konuştu. Ali Duran Topuz ve Gürkan Çakıroğlu panele çevrimiçi katıldı.
Panelde kadınların barış sürecindeki rolü, Kürt sorununun demokratik çözümü, toplumsal uzlaşı, hukuki güvence, hakikat ve adalet ile medyanın rolü tartışıldı.
‘Kadınlar barışın kurucu öznesi olmalı’
Siyasetçi Gültan Kışanak, Kürt sorununun çözümünde yalnızca iktidarla konuşmanın yeterli olmayacağını belirterek, toplumsal bir uzlaşının da yaratılması gerektiğini vurguladı. Devlet ve hükümet politikalarının toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğine dikkat çeken Gültan Kışanak, Kürtlerin talepleri ve mücadelesinin “dış güçlerin oyunu” ve “beka sorunu” gibi söylemlerle damgalandığını söyledi.
Kadınların masada ve karar mekanizmalarında yer almasının önemine işaret eden Gültan Kışanak, Kürt kadın hareketinin başından itibaren toplumsal bir hareket ve kurucu özne olarak mücadelede yer aldığını kaydetti. Eşit temsil, eşbaşkanlık sistemi ve kadınların siyasal alandaki örgütlü varlığına dikkat çeken Gültan Kışanak, Abdullah Öcalan’ın yapılan görüşmelerde kadınların katılımı olmadan sürecin ilerleyemeyeceğini ifade ettiğini aktardı.
‘Barış Annelerinin duruşu hepimize güç veriyor’
Konuşmasında Barış Anneleri’nin mücadelesine de değinen Gültan Kışanak, çocuklarını kaybeden annelerin barış talebini sokaklara taşıdığını hatırlatarak, bu duruşun kendilerine güç verdiğini söyledi. Geçmiş süreçlerde kadınların Türkiye’nin farklı yerlerinde barış noktaları oluşturduğunu anımsatan Gültan Kışanak, kadınların barışın toplumsallaşması ve Kürt sorununa ilişkin oluşan karşıtlığın aşılması için çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.
“Sadece Kürtlerin değil, herkesin barışa ihtiyacı var” diyen Gültan Kışanak, mevcut süreçte devletin barışın toplumsallaştırılması konusunda yeterli yaklaşımı göstermediğine ve kadınların sürece katılımının sınırlı kaldığına dikkat çekti.
Gültan Kışanak, “Barış mücadelesi iktidara, egemenlere ve emperyalistlere bırakılamayacak kadar önemli bir mücadeledir” dedi.
Özgürlük, eşitlik ve barış isteyenlerin bu mücadeleyi kendi mücadeleleri olarak görmesi gerektiğini vurgulayan Gültan Kışanak, barış siyasetinin toplumsal mücadele alanlarında büyütülmesi ve diplomasi çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
‘Sürecin izleyicisi değil öznesi olmalıyız’
DEM Parti Grup Başkanvekili ve Qers Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de Kürt meselesinin yüz yıllık geçmişine işaret ederek, Ortadoğu ve dünyada yaşanan gelişmelerle birlikte yeni bir döneme girildiğini söyledi. Sürecin önündeki temel sorunlardan birinin Kürt meselesinin hâlâ “güvenlik” ve “terör” çerçevesinde ele alınması olduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, PKK’nin silah bırakmasının ya da çatışmaların sona ermesinin tek başına Kürt sorununun çözümü anlamına gelmediğini vurguladı.
Silahların sustuğu ve çatışmanın olmadığı “negatif barış” halinin demokratik çözüm için yeterli olmayacağına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, atılan adımların bir başlangıç olduğunu ancak sürecin genişletilmesi ve toplumsallaştırılması gerektiğini ifade etti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, toplumun sürecin izleyicisi değil, öznesi olması gerektiğini söyledi.
‘Demokratik dönüşüm gerekli’
Devlet ve hükümetin somut adımlar atması gerektiğini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, kayyım uygulamaları, cezaevleri, yerel yönetimler, Terörle Mücadele Kanunu ile ceza ve infaz hukukuna ilişkin değişiklik ihtiyacına dikkat çekti.
Demokratik entegrasyon tartışmasına da değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “O zaman demokratik olarak neye entegre olacağız? Verili olana entegre olamayacağımız açık ve net. Biz eril olana entegre olmak için zaten mücadele etmedik” dedi.
Devletin demokratik dönüşümünün gerekli olduğunu vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların ve farklı toplumsal kesimlerin kendi kimlikleri, inançları ve varlıklarıyla katılabilecekleri mekanizmaların oluşturulması ve hukuki güvenceye kavuşturulması gerektiğini kaydetti.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Hiçbir hakkımızı lütuf olarak görmüyoruz. Normalde bize bahşedilecek bir şeylerden bahsetmiyoruz. Burada bir hak tartışması yürütüyoruz” dedi.
Geçiş dönemi adaleti
Dr. Güneş Daşlı, Kürt meselesi bağlamında geçiş dönemi adaletini ele aldı. Geçiş dönemi adaletinin yalnızca resmi bir çatışma sonrası döneme ya da imzalanacak bir barış anlaşmasına bağlı düşünülmemesi gerektiğini belirten Güneş Daşlı, resmi bir barış anlaşması olmadan da yerel aktörler üzerinden hakikat ve adalet çalışmalarının inşa edilebileceğini söyledi.
İnsan hakları savunucuları, hukukçular ve hak ihlallerine maruz bırakılanların oluşturduğu birikime dikkat çeken Güneş Daşlı, zorla kaybetmeler ve Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceler gibi hak ihlallerine ilişkin hakikatin ortaya çıkarılması ve tanınmasının temel taleplerden biri olduğunu kaydetti.
Kürt meselesinin resmi olarak tanınması gerektiğini ifade eden Güneş Daşlı, geçmişte yaşanan ihlallere ilişkin devletin resmi özrünün de somut talepler arasında olduğunu söyledi.
Onarıcı adaletin yalnızca bireysel cezalandırmadan ibaret olmadığına dikkat çeken Güneş Daşlı, devletin aynı ihlallerin tekrarlanmayacağını gösterecek mekanizmalar oluşturması gerektiğini vurguladı. Geçmişle yüzleşmenin devlet açısından en zor alanlardan biri olduğunu belirten Güneş Daşlı, bunun askeri arşivlerin açılmasını da gerektirdiğini ifade etti.
Özgür basının rolü
Panele çevrimiçi katılan gazeteci-yazar Ali Duran Topuz, Kürt meselesinde medyanın rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Abdullah Öcalan’ın süreci başlattığını ancak devletin bunu farklı algıladığını ve farklı yansıttığını söyleyen Ali Duran Topuz, Kürtlerin inkârdan toplumsal ve siyasal bir güce ulaşmasına dikkat çekti.
Barış süreci devam ederken Kürtlerin “terörize” edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Ali Duran Topuz, medyanın da inkâr ve hukuksuzluk sürecine çanak tuttuğunu ifade etti. Özgür basın geleneğinin önemine dikkat çeken Ali Duran Topuz, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in katledilmesine değinerek, özgür basının toplumsal mücadeledeki rolünü vurguladı.
Ali Duran Topuz, Zalim Dehaq hikâyesini iki kadın metaforu üzerinden Kürtçe anlatarak, toplumsal hareketin ve özgür basının önemine dikkat çekti.
‘Öcalan’ın mesajı temel referans noktalarından biri’
Konferansın kapanış konuşmasını yapan Centre for Kurdish Affairs İletişim Danışmanı Hilal Seven, iki günlük konferansın sonuçlarını değerlendirdi. KürtHalk Önderi Abdullah Öcalan’ın konferansa gönderdiği mesajın konferans bulgularının temel referans noktalarından biri olduğunu belirten Hilal Seven, mesajda silahların yalnızca susturulması ile demokratik bir toplumun aktif biçimde inşa edilmesi arasında yapılan ayrıma dikkat çekti.
Abdullah Öcalan’ın “demokratik entegrasyon” yaklaşımına değinen Hilal Seven, ortak kurumlara katılımın bir toplumun kimliğini ve siyasal iradesini koruyarak, asimilasyona dönüşmeden hangi koşullarda gerçekleştirilebileceği sorusunun önemine işaret etti.
Hilal Seven, bir sonraki konferansta Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasını ve mesajını bizzat kendisinin vermesini umut ettiklerini Kürtçe ifade etti.







