Çiğdem Kılıçgün Uçar: Önderliğimizden başka pusulamız yok

  • 17:36 11 Ekim 2026
  • Güncel
DÊRSIM – Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün kabul edilmesi gerektiğini belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, "50 yıldır mücadelemizi sürdürme iradesini kim oluşturdu? Bizim yitirdiklerimizden ve önderliğimizden başka pusulamız yok” dedi.
 
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" şiarıyla Pêrtag'da bir kahvehanede halk buluşması düzenledi. Buluşmaya siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı. Buluşma, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşuyla başladı.       
 
Buluşmada ilk olarak söz alan yerine kayyım atanan Dêrsim Belediye Eşbaşkanı Birsen Orhan, konuşmasında kayyım politikalarına ve kayyımların özel savaş politikalarına değindi. Ardından Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair konuşan Birsen Orhan, "Bu süreç bizim açısından bir kazanım olarak gördüğümüz bir süreç. Barış bizim vazgeçilmezimiz ve üzerinde en fazla durduğumuz nokta. Biz elbette ki iktidara güvenmiyoruz. 52 yıllık bir hareketin AKP'nin çukur siyasetine düşmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Bu siyasetin Dêrsim'e yansımasını kayyım siyaseti olarak görüyoruz. İnanç merkezlerimize yönelik saldırıları görüyoruz. Bunlar özel savaş politikalarının birer yansıması. Dêrsim'de özel savaş politikalarına karşı eksiğiz. Örgütlülüğümüzü büyütemiyoruz ve bireyselliğimizden çıkamıyoruz. Bizim bu süreçte yapmamız gereken barış mücadelesini büyütmek" diye konuştu. 
 
'Sürece toplumsal aklın yön vermesi lazım’
 
DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Kürtlerin Türkiye'nin hukukunda yer almak istediğini söyledi. Barışın masasının kurulmasında çok sayıda kişinin emeği olduğunu söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Bedeli çok ağır oldu. Dolaysıyla bizim Dêrsim'deki varlığımızın adı 'direniş.' Direnişin geldiği yerde mesele Kürtler hukukta yer alacak mı almayacak mı? Bu ülken kendini inşa ederken tek bir kimlikle inşa edildi; Kürtler 4 parçaya dağıtıldı. Bugün 4 parçaya dağıtılan Kürtler hukukta yer alma mücadelesi veriyor. Bu ülkenin hukukunda yer alsaydık, bu ülkenin demokratik siyasetçileri cezaevlerinde olur muydu? Bizler açışından değişim dönüşüm ile devlet aklının değişim dönüşümü aynı hızda olmaz. Yeni bir şeye ihtiyaç var. Bir yandan süreç devam ederken diğer yandan operasyonlara devam ediyor. Barış sözcüğünden imtina eden devlete bu sözü kim kurduracak, devlete adımı kim adım attıracak? 2 yıldır süreç devam ediyor. Sürece toplumsal aklın yön vermesi lazım" şeklinde konuştu. 
 
‘Herkes sayın Öcalan’ın statüsünü biliyor’
 
Yüz yıllık Kürt inkar siyasetinin artık tutmadığını söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, artık hukukun Kürtleri tanımak zorunda olduğunu ifade etti. Devletin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın statüsünü kabul etmediğini söyleyen Çiğdem Kılıçgün Uçar, şöyle devam etti: "Bu iş böyle olmaz. Herkes Sayın Öcalan'ın statüsünü biliyor. Çözümün iradesi süreçten bağımsız olamaz. İmralı cezaevindeki tecridi her yere dağıttılar. İmralı'daki politikanın kendisi bugün kayyımla, tecritle görünür oldu. Bugün Türkiye'nin her yerinde büyük bir tecrit ve kuşatma var. Demokratik bir hak talebinin, demokratik bir bildirinin bile fişlendiği süreci geride bırakmak istiyoruz. Kalıcı bir barış örmenin fırsatını hep birlikte değerlendirelim. Bizim toplumsal bir güç biriktirmemiz gerekiyor. Biz barış ve demokrasiyi bir birinden ayırmıyoruz. Ama bizi AKP iktidarı ile ittifak yürüten bir parti olarak göstermeye çalışıyorlar. 50 yıldır mücadelemizi sürdürme iradesini kim oluşturdu? Bizim yitirdiklerimizden ve önderliğimizden başka pusulamız yok."
 
Konuşmaların ardından söz alan yurttaşlar, cezaevindeki tutsakların tahliyesi, kayyım politikaları ve meclisten geçen kanuna dair değerlendirmelerde bulundu.