İzmir’de 25 Kasım startını verecekler: Örgütlü mücadele zamanı
- 09:11 6 Kasım 2026
- Güncel
İZMİR - “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” şiarıyla 25 Kasım çalışmalarının startını verecek olan kadınlar, Karşıyaka Meydanı’nda buluşarak erkek şiddetine karşı ortak ve örgütlü mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, erkek egemen sistemin beslediği kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları derinleşerek sürüyor. JINNEWS’te yayımlanan Ekim ayı şiddet çetelesine göre, en az 19 kadın ve 2 çocuk katledilirken, 18 kadın ve 6 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadınların yaşam hakkına yönelik saldırılar, cezasızlık politikaları ve erkek egemen yargı sistemiyle birlikte sürdürülürken, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılmaması da faillerin korunmasına zemin hazırlıyor. 25 Kasım'a giderken kadınlar, şiddetin ve katliamların değil, özgür ve eşit bir yaşamın hâkim olduğu bir dünya için mücadeleyi sürdürüyor.
Geçmiş dönem Bedlîs Belediye Eşbaşkanı Nevin Daşdemir, Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (EGE- TUHAYDER) Eşbaşkanı Ayfer Yıldırım ve Barış Annesi Behiye Yalçın, Tevgera Jinên Azad’ın (TJA) bugün 18.30’da “Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı” şiarıyla Karşıyaka Çarşı girişinde düzenlenecek 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü start yürüyüşüne kadınlara katılım çağrısında bulundu.
‘Kadınların 25 Kasım’a çok daha örgütlü gitmesi gerekiyor’
‘Yargının dönüşmesi ve değişmesi gerekiyor’
Gülistan Doku’dan İpek Er’e, Rojin Kabaiş’ten yakın zamanda İzmir’de polis nişanlısı tarafından katledilen avukat Özge’ye uzanan örneklere dikkat çeken Nevin Daşdemir, kadınlara yönelik şiddetin ve katliamların derinleştiğini kaydetti. Nevin Daşdemir, “Her kadın katliamının, her kadın ölümünün arkasında mutlaka bir erkek iktidarı bulunuyor. Öyle ya da böyle, o kadının hayatına kötülüğüyle sirayet etmiş, yaşam koşullarını zorlaştırmış ve ona bir yaşam alanı tanımamış bir erkek iradesinden söz ediyoruz. Maalesef bu erkek aklını koruyan bir sistem gerçekliği de var. Oysa eşit koşulların sağlandığı, hak ve hukukun gerçekten işlediği, adaletin tesis edildiği bir yargı sistemi, başka kadınların katledilmesini önleyecek caydırıcı bir tutum sergilemeli. Ancak bugün iyi hâl indirimleriyle ya da beraat kararlarıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle bir an önce dönüşmesi ve değişmesi gereken bir yargı sisteminden söz ediyoruz. Bu meseleyi siyasallaştırmak, toplumsal ve siyasal mücadelenin temel başlıklarından biri hâline getirmek gerekiyor. Bunun için de kadınların bu noktada mutlaka ortak bir tutum alması gerekiyor” sözlerini kullandı.
‘Mücadeleyi ortaklaştırdığımız 25 Kasım’larda buluşalım’
Kadınların 6 Kasım’a örgütlü mücadelelerini ortaya koyarak geldiğini ifade eden Nevin Daşdemir, son olarak şunları söyledi: “İradelerimizi ortaklaştırarak güçlü bir mücadele ruhuyla gidiyoruz. İzmir özelinde de başlangıcımızı saat 18.30’da yapmış olacağız. Bütün kadınların farklılıklarını da yanlarına alarak bu mücadeleye katılmalarını diliyor ve umuyoruz. Hep birlikte sesimizi yükseltelim. Kadın katliamlarına, kadın kırımlarına, ekolojik talana ve yıkıma karşı bir olalım, birlikte olalım ve ortak mücadele edelim. Ve tabii ki ‘Jin, jiyan, azadî’ diyorum. Mirabel Kardeşler’in mücadelesiyle 66 yıl önce başlayan mücadele ruhu, elbette bugüne kadar ulaştı ve bizlere çok daha örgütlü, çok daha mücadeleci bir miras bıraktı. Dünyanın neresinde olursak olalım, biz kadınlar birbirimize ses olmalıyız, birbirimize güç vermeliyiz. İçinde bulunduğumuz bir demokratik toplum süreci var. Biz kadınların bu sürece de mutlaka güç katması, bu süreci ortaklaştırması gerekiyor. Çünkü yaşadığımız her acı hepimizin acısıdır. Hiçbiri diğerinden bağımsız değildir. Benim yaşadığım acı da İstanbul’da yaşayan bir annenin acısı da başka bir yerde yaşayan bir kadının acısı da birdir. En nihayetinde dokunduğumuz vicdan aynıdır. Bu nedenle meseleye sesimizi yükselten, barışı kesinlikle talep eden ve dillendiren bir yerden bakmak gerekiyor. Şiddeti konuştuğumuz değil, mücadeleyi konuştuğumuz; mücadeleyi ortaklaştırdığımız 25 Kasım’larda buluşalım.”
‘Cezaevlerinde direnen arkadaşların mücadelesi alanlarda duyurulmalı’
‘Kazanımlarımızı elde edene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz’
Kadına yönelik şiddetin politik olduğunu sözlerine ekleyen Ayfer Yıldırım, kadınları Karşıyaka Meydanı’nda bir araya gelerek şiddete karşı ses yükseltmeye çağırdı. Ayfer Yıldırım, “Erkek adalet sistemi olarak tanımladığımız bu sistem, kadınlara şiddet uygulayanları adeta ödüllendirdiği için erkek egemen zihniyetin temsilcileri kendilerini son derece rahat hissediyor. Bu zihniyet, savaş koşullarında dahi görülmeyecek boyutlarda kadın kıyımlarına yol açabiliyor. Bizi bugün bu noktaya getiren de bu anlayış. Meselenin neden politik olduğunu buradan da anlayabiliyoruz. Erkek egemen sistemin, yargı sistemi aracılığıyla kendisini nasıl yeniden ürettiğini ve beslediğini de bu şekilde görebiliyoruz. Ancak bütün bunların farkında olan kadınlar olarak bu mücadeleyi, kazanımlarımızı elde edene kadar sürdüreceğiz. ‘Öz güç ve özgür iradeyle şimdi kadın zamanı’ diyerek 6 Kasım’da mücadelemizin startını veriyoruz. Karşıyaka Meydanı’nda yürüyüşümüzü gerçekleştirecek ve taleplerimizi dile getireceğiz. 25 Kasım’da da yine kadınlar olarak bir araya gelecek, sesimizi en güçlü şekilde duyurmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.
‘Devlet katledilen kadınlar için bir adım atmalı’
Barış Annesi Behiye Yalçın da “Tüm dünyaya baktığımızda kadınların katledilmesinin normalleştirildiğini görüyoruz. Kadınlar çocuklarının önünde katledilirken hiç kimse sesini çıkarmıyor. Yargı, faillere ödül gibi cezalar veriyor. Devlet katledilen kadınlar için bir adım atmalı. Günde en az üç kadın katlediliyor. Kadınlara uygulanan erkek şiddeti ve zulüm artık son bulmalı. 6 Kasım’da kadına yönelik şiddete karşı ses yükseltmek için alanlarda olacağız. Tüm kadınlara çağrımızdır: 6 Kasım’da sokakta katliamlara karşı tek ses olalım. Bu ayın her günü kadınlar olarak sisteme, zulme, şiddete dur demek için hepimiz sokakta olmalıyız” diye konuştu.







