Nejla Demir: Kadınsız özgür bir toplum mümkün değildir

  • 09:02 27 Mart 2026
  • Siyaset
Büşra Turan
 
AGIRÎ - Ortadoğu’da Kürt sorununun demokratik çözümünden bahsedilmeden özgür bir toplumun inşa edilemeyeceğini belirten DEM Parti Milletvekili Nejla Demir, “Sayın Abdullah Öcalan’ın şahsında uygulanan tecrit halka yansıtıldı. Ancak bugün barış ve demokratik toplum inşası, kadın özgürlük felsefesiyle mümkündür” dedi.
 
Türkiye ve Kürdistan’da Barış ve Demokratik Toplum Süreci uzun yıllardır uygulanan tecrit, baskı ve özel savaş politikalarının gölgesinde varlığını sürdürüyor. Dilin, kimliğin ve toplumsal iradenin yok sayılması üzerinden geliştirilen bu politikalardan ise en çok kadınlar etkileniyor. Açlık grevlerinden halk eylemlerine uzanan direnişin yeni aşamasında, "Jin jiyan azadî" felsefesi ekseninde gelişen kadın örgütlenmesi, tüm engellemelere rağmen toplumsal dönüşümün ve barışın en stratejik gücü olmayı sürdürüyor.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Agirî Milletvekili Nejla Demir, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, tecrit ve kadınların toplumsal inşadaki rolüne dair değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Kürt sorunu çözülmeden demokratik toplumdan bahsedilemez’
 
Barış ve Demokratik Toplum süreci öncesinde cezaevlerinde ve toplumda tecrit uygulamalarının yaygınlaştığını ifade eden Nejla Demir, bu sürecin halkın eylemleriyle farklı bir aşamaya evrildiğini söyledi. Nejla Demir, “Sayın Abdullah Öcalan’ın şahsında başlatılan tecrit, bir süre sonra halkın kendisine de yansıtılmaya başlandı ve bir zincir halinde gittikçe büyümeye başladı. Cezaevlerinde siyasi mahpusların açlık grevleriyle başlayıp daha sonra halkın kendisinin bizzat alanlara, sokaklara dökülmesiyle de devam eden bir isyan süreci başladı. Onunla birlikte yoğun bir şekilde ülkenin her yerinde, Türkiye sahasında, Kürdistan sahasında halkın örgütlenmesi, alanlara çıkması, eylem etkinlikler yapması hem tecrit koşullarının kalkması için hem fiziki özgürlüğünün sağlanması, demokratik görüşmelerin başlatılması için eylemler yapıldı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci, bütün Türkiye toplumları için olmazsa olmaz bir durumdur. Şimdi dünya siyaseti yeniden şekilleniyorken, Ortadoğu kaynar bir kazan halindeyken ve Ortadoğu’da Kürtlerin asıl unsur olarak yer aldığı bir siyasi ortamda barıştan, öncelikle Kürt barışından, Kürt sorununun çözülmesinden bahsetmeden demokratik bir toplumdan da bahsedilemez” dedi. 
 
‘Değişim ve dönüşüm şart’
 
Demokratik bir toplumun inşası için yasal ve siyasal düzenlemelerin yanı sıra halkın sürece dahil edilmesi gerektiğini belirten Nejla Demir, değişim ve dönüşümün hem devlet hem de toplum açısından zorunlu olduğunu dile getirdi. Nejla Demir, “Demokratik bir toplum, yani merkezi bir yönetimin dışında halkın kendini her alanda içinde bulduğu, söz sahibi olduğu, yönetim idare kademelerinde fikir beyan edebildiği bir toplumun inşa edilmesi gerekiyor. Bunun için de öncelikle o eski kodlardan, eski yönetim şeklinden, alışılagelmiş halka bakış açısından kesinlikle vazgeçilmesi gerekiyor. Bir değişim dönüşüm şart, hem devlet için hem halkın kendisi için. Yani Abdullah Öcalan’ın bugün kendi partisine silah bırakma çağrısı yalnızca fiziki olarak bir silahın bırakılması değildir. Bu aynı zamanda bütün siyasi kademelerin de, bütün yapıların da fikirsel, zihinsel, hatta bir süre sonra belki fiziksel olarak da bir değişim dönüşümün içine girilmesi gerektiğinin göstergesidir. Dolayısıyla bunlar iç içe yürüyen, birbirini büyüten olgulardır. Şimdi bu yapılan İmralı görüşmeleri sonrası bize aktarılan bilgiler doğrultusunda şunu biliyoruz ki, Sayın Abdullah Öcalan’ın çok yoğun çalıştığı, hatta yeni fikirler üretmek için günün kendisine yetmediği, yeni düşündüğü, ürettiği fikirler üzerinde çalışmak için bir sonraki günü iple çektiği, uyandığı andan itibaren bunun üzerine çalıştığını biliyoruz. Şunu söylüyor aslında işin özünde; bütün çalışmalarımın neticesinde ortaya çıkan esas şey, demokratik bir toplumdan, bir barıştan bahsetmemiz gerekiyorsa bunların hepsinin özünde, temelinde kadının olduğudur” diye belirtti.
 
‘Kadının bakış açısı toplumu değişim ve dönüşüme yöneltir’
 
Kadının toplumsal değişimde belirleyici bir rol oynadığını vurgulayan Nejla Demir, kadınların kendi güçlerinin farkına vararak, topluma yön vermesi gerektiğini söyledi. Nejla Demir, “Sayın Abdullah Öcalan mektubunda, 'İlk toplumsallığın oluşmasında kadının bakış açısı, kadının fikri, kadının zarafeti o toplumu değiştirip dönüştürüp dizayn edip kendini de nasıl savunabileceği, nasıl bir yaşam inşa edebileceği noktasında esastır diyor. Öncelikle kadınların bunun farkında olması gerektiğini, kadınların toplumun içerisinde nerede olması gerektiğini, topluma yön verirken nereden beslenmesi gerektiğinin bilincine kadının öncelikle varması gerektiğini söylüyor. Bunun için de her şeyden önce özünüze dönmeniz gerekiyor, diyor. Kadınlara şu mesajı veriyor; hiçbir anınızı ve zamanınızı boş geçirmeyin, kendinizi değiştirin, dönüştürün, okuyun, öğrenin, eğitin kendinizi. Eğer yeni, farklı bakış açılarıyla daha donanımlı, daha bilgili başlamıyorsanız o günü yaşanmış saymayın diyor” diye aktardı. 
 
‘Metalaştırılmış yaşam anlayışıyla bir politika yürütülüyor’
 
Kadın politikalarının şekillenmesinde kapitalist bakış açısının belirleyici olduğuna değinen Nejla Demir, kadınların örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Nejla Demir, “Bugün dünya siyasetine de Türkiye’deki kadın politikalarına da yön veren şey kapitalist bakış açısı. Tamamen duygusuz, metalaştırılmış yaşam ve o yaşamı nasıl pazarlayabilirim anlayışıyla bir politika yürütülüyor. Kadınlar özellikle bu noktada da maalesef metalaştırılma kısmında yer alıyor. Kadınları baskılamış, kadınları yok saymış, toplumdan izole etmiş bir erkek egemen sistemin dayattığı bir yaşamı ve dayattığı bir siyasetle yürüyor. Burada da yine o kadın politikalarının kadının gücüyle özüne dönük bir şekilde, aslına uygun bir şekilde daha güzel bir toplumun yaratılabilmesi için bilincin ortaya çıkıp o bilinçle yürütülmesi gerekiyor. Şimdi biz bu noktada siyasetçi kadınlar için ne yapabiliriz? Bizim bu noktada yapacağımız asıl şey kadınlarla daha yoğun bir araya gelip kadın örgütlenmesi üzerinde çalışma yürütmek. Çünkü birbirimizin fikrini açmaya, birbirimizin bakış açısını genişletmeye ihtiyacımız var. Bunun için de Sayın Abdullah Öcalan’ın biz kadınlara sunmuş olduğu ciddi fırsatlar ve imkânlar var. Jin Jiyan Azadî felsefesi bugün o örgütlenme biçimimize şekil veren, önemli bir seviyeye çıkartan bir felsefe. Dünyanın her yerinde yankı bulan, karşılık bulan bir felsefe. Dolayısıyla biz bu bakış açısından güç alarak o örgütlenme faaliyetlerimizi daha da yoğunlaştırabiliriz” diye belirtti.
 
‘Kadınsız özgür bir toplum mümkün değildir’
 
Nejla Demir, tarihi bir süreçten geçildiğini, bu süreçte kadının rolünün doğru anlaşılması gerektiğini belirterek, kadınların bilinçli ve örgütlü hareket etmesinin önemine dikkat çekti. Nejla Demir, “Bu noktada çalışma, faaliyet yürütmek gerekiyor. Kadınsız özgür bir toplum mümkün değildir. Sayın Abdullah Öcalan da bunu özellikle belirtiyor. Özgür kadının olmadığı bir toplum özgür olamaz. Biz de bu bilinçle attığımız her adımı ölçüp biçip atmamız gerekiyor. Devletin, hükümetin özellikle sosyal medya üzerinden yürütmüş olduğu özel savaş politikaları var. Bunlar karşısında daha bilinçli olmamız gerekiyor. Bizim bir yüzyılı daha bu kirli politikalara heba edecek durumumuz, şansımız yok. O yüzden birbirimizin gücünü daha fazla nasıl artırabiliriz düşüncesi içerisinde olmak gerekiyor” diye konuştu.