Köyde yaşam emekle sürüyor

  • 09:01 10 Nisan 2026
  • Güncel
BEDLÎS - Doğayla iç içe geçen köy yaşamında üretimin öncüleri Tetwan’ın köylerindeki kadınlar, metropolleri değil kendi köklerinde yaşamı üretiyor. Kadınlar, yaşamlarını ve derinleşen ekonomik krizin köye etkilerini belirterek, “Yaşam burada güzel, kent yaşamını istemiyoruz" dedi. 
 
Dağlar, ovalar ve su kaynaklarıyla şekillenen köy yaşamında tarım ve hayvancılık temel geçim kaynakları olurken, bu üretimin görünmeyen yükünü çoğu zaman kadınlar üstleniyor. Dayanışma ve ortak yaşam pratiklerinin sürdüğü köyler, doğayla uyumlu yaşamın ve kolektif üretimin en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.
 
Gün henüz ağarmadan başlayan köy yaşamında kadınlar; hayvanların sağılmasından peynir, lorık, cacık, keşk, yoğurt, ekmek yapılmasına, tarladan bahçeye kadar üretimin neredeyse her alanında emeğiyle var oluyor. Yaşamda tarım ve hayvancılık temel geçim kaynağı olurken, su yetersizliği, artan ekonomik kriz ve hayvancılığın giderek zorlaşması köy yaşamını da etkiliyor.
 
Tetwan’ın Ünsüz (Yassıca) ve Avetax (Kolbaşı) köylerinde yaşayan kadınlar, köy yaşamını anlattı. 
 
'Kent yaşamını istemiyoruz'
 
Köyde yaşayan ve tandırda ekmek yapan İpek Karakoç, köyde yaşamın sabahın erken saatlerinde başladığını anlattı. İpek Karakoç, "Sabah erkenden kalkıyoruz. İlk işimiz ineklerimizi sağmak oluyor. Daha sonra eve gelip sobayı yakıyoruz. Kış olduğu için hayvanları otlağa gönderemiyoruz. Kış boyu evde kalıyoruz. İlkbahar ve yaz geldiğinde pancara gidiyoruz, hayvanlarımızı çayıra salıyoruz. Otlarımızı biçiyoruz, bahçe ekip meyve, sebze yetiştiriyoruz. Burada yaşam çok güzel, çünkü köyde yaşam olunca birlik ve beraberlik doğuyor. Şehirlerde böyle değil. Ben şu an ekmek pişiriyorum. Bunu yıllardır yapıyoruz, alışkanlık hâline gelmiş ve artık zorlanmıyoruz. Eşimle birlikte el ele verip köydeki yaşamımızı yürütüyoruz. Şehre yerleşmek istemiyorum, burada hayat çok güzel ve kendi mirasımızı korumak istiyoruz” dedi. 
 
Su azaldı, ekim yapılamıyor
 
İpek Karakoç, köyün coğrafi ve toprak açısından verimli olduğunu belirtirken, 4 köyün oratak bir dereden su sağladığını ancak kullanımdan kaynaklı bu deredeki suyunda azıldığını söyleyerek, su sorununun üretimi nasıl etkilediğini anlattı: "Köyde şu an su yetersizliğimiz var ve bu konuda çok zorluk çekiyoruz. Yazın tarla ve bahçelerimizi sulayamadığımız için kuruyor. Bu sene bahçe ekmeyi düşünmüyoruz” diye belirtti. 
 
Kadınlar üretiyor
 
Köyde neredeyse tüm üretimin kadınların omzunda olduğunu söyleyen Fesihe Pirol, gerçekleştirdikleri üretimden söz etti. Fesihe Pirol, "Biz yazın saat 05.00-06.00 gibi uyanıyoruz, kışın ise saat 07.00’de. Yazın işimiz daha çok, kışın ise daha az oluyor. Uyandıktan sonra inekleri sağmaya gidiyoruz. Sağdığımız sütü ya satıyoruz ya da yoğurt ve peynir yapıyoruz. Kışın geçimimizi süt satarak sağlıyoruz. Köyde neredeyse bütün işi kadınlar yapıyor. İlkbahara yaklaştık sayılır; dağların tepelerine gidip pancar toplayacağız. Topladığımız pancarları, hayvanlarımızın sütüyle birleştirip peynir, lorık, cacık, keşk ve yoğurt yapıyoruz. Köyümüzün ovasında, dağında, bayırında her çeşit ot var” diye aktardı. 
 
Ekonomik kriz hayvancılığı daralttı
 
Ekonomik kriz nedeniyle hayvancılığın giderek zorlaştığını ve çoban tutacak durumda olmadıklarını dile getiren Muhteber Karabey ise birçok kişinin bundan kaynaklı hayvancılığı bıraktığını söyledi. Muhteber Karabey, maddi ve manevi sorunlardan ötürü şehre yerleşmek istemediklerini anlatarak, "Biz bir şekilde bostan ekiyoruz, hayvan ve süt derken geçiniyoruz. Şehre taşınanlar ise bizim durumumuzdan daha kötü. Benim köyde 6 ineğim vardı ve geçimimizi onlarla sağlıyorduk. 2 tanesini satıp oğlumun düğününü yaptım, 2 tanesini satıp yerlerini yaptım. Yaz gelince çoban tutuyoruz, ama geçen seneden beri çoban tutamıyoruz çünkü çok pahalı. Kendi kendimizi geçindirebiliyoruz, ama kışın inekler için yaptığımız masrafı yazın kapatıyoruz ve kar etmiyoruz. Ekonomi kötü olduğu için fazladan hayvan besleyemiyoruz” diye konuştu.