Pirsûs Katliamı 11'inci yılında: Adalet sağlanmadı
- 09:03 18 Temmuz 2026
- Güncel
Gülistan Gülmüş
RIHA - DAİŞ'in Kobanê'ye oyuncak götüren SGDF üyelerine yönelik gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 11 yıl geçti. 11'inci yılına giren katliamda cezasızlık politikası devam ederken, ailelerin adalet talebi de sürüyor.
DAİŞ'in Kobanê direnişinden sonra orada yaşayan çocuklara oyuncak götürmek ve kenti onarmak üzere 20 Temmuz 2015 tarihinde Riha’nın Pirsus ilçesinde toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine yönelik gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 10 yıl geçti. 11'inci yılına giren katliamda 33 düş yolcusu katledildi, 100’den fazla kişi yaralandı.
Pirsus’ta gerçekleştirilen katliamın öncesini, katliam anını ve hukuki süreci derledik.
DAİŞ çetelerinin önce Musul'a ve ardından 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal'e saldırmasıyla birlikte kadın, çocuk, yaşlı, genç binlerce insan katledildi, binlerce kadın ve çocuk ise kaçırılarak köle pazarlarında satıldı. Ardından, 15 Eylül 2014’te DAİŞ çetelerinin Kobanê'ye yönelik başlattığı işgal ve katliam saldırılarına karşı Kobanê sınırında bulunan Pirsûs’ta destansı bir direniş sergilendi.
Kobanê için sokaktaydılar
Kobanê’deki yıkıma sessiz kalmayan yurttaşlar, “Kobanê halkı yalnız değildir”, “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganlarıyla Kürdistan ve Türkiye kentlerinde alanlara çıkarak eylemler gerçekleştirdi. Halk, serhildan ruhuyla sokaklardan bir an olsun ayrılmadı. Bütün işkence ve tutuklamalara rağmen Kobanê ile olan dayanışmasını sürdürdü.
SGDF 'Kobanê'yi beraber savunduk, beraber inşa ediyoruz' kampanyası başlattı
Saldırıların 15 Eylül 2014'te başladığı ve 26 Ocak 2015'te çetelerden temizlenen Kobanê, direnişiyle tarihe geçti. Kobanê’nin DAİŞ çetelerinden temizlenmesinin ardından yerle bir olan kentin yeniden inşa süreci başladı ve bu sürecin en önemli öznesi ise kuşkusuz çocuklardı. Bütün savaşlarda ortaya çıktığı gibi buradaki savaştan da en çok kadınlar ve çocuklar etkilendi. Kentin hem psikolojik hem de fiziksel inşası sürerken Kürdistan ve Türkiye kentlerinden Kobanê’ye yardım kampanyaları başlatıldı. “Kobanê’yi beraber savunduk, beraber inşa ediyoruz” sloganıyla DAİŞ tarafından talan edilen Kobanê’yi yeniden inşa etmek, çocuklara oyuncak götürmek ve Kobanê’de ölümsüzleşenler için fidan dikmek amacıyla Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) kampanya başlattı.
DAİŞ Pirsûs’ta saldırdı, 33 kişi katledildi
Bu kampanya kapsamında çok sayıda sosyalist genç, 20 Temmuz 2015’te bir araya gelerek Kobanê’nin sınır komşusu Pirsûs’a geldi. Gençler, Amara Kültür Merkezi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirerek kampanyalarının amacını ve içeriğini paylaştı. Açıklamalarının sürdüğü esnada DAİŞ’in bombalı saldırısı gerçekleşti. Saldırı sonucunda 33 düş yolcusu yaşamını yitirirken, 100’den fazla kişi yaralandı.
Polis yaralılara biber gazı sıktı
Katliamın öncesinde de sonrasında da saldırıya bile bile göz yumulduğuna dair tespitler sıklıkla dile getirildi. Bunlardan biri de gençlerin basın açıklaması öncesi hiçbir güvenlik önlemi alınmazken, katliamdan sonra trafiği durduracak şekilde barikatların kurulması oldu. Amara Kültür Merkezi bahçesine ambulansın girmesi polisler tarafından engellendi, patlamanın hemen ardından polis yaralıların üzerine biber gazı sıktı.
Katledilen 33 kişi kimdi?
Katledilen 33 düş yolcusunun isimleri şu şekilde: Koray Çapoğlu, Cebrail Günebakan, Hatice Ezgi Sadet, Uğur Özkan, Nartan Kılıç, Veysel Özdemir, Nazegül Boyraz, Kasım Deprem, Alper Sapan, Cemil Yıldız, Okan Pirinç, Ferdane Kılıç, Yunus Emre Şen, Çağdaş Aydın, Alican Vural, Osman Çiçek, Mücahit Erol, Medali Barutçu, Aydan Ezgi Salcı, Nazlı Akyürek, Serhat Devrim, Ece Dinç, Emrullah Akhamur, Murat Yurtgül, Erdal Bozkurt, İsmet Şeker, Süleyman Aksu, Büşra Mete, Duygu Tuna, Polen Ünlü, Nuray Koçan, Vatan Budak ve Mert Cömert.
Katliama göz yumdu, para cezası aldı
Başlatılan soruşturma kapsamında katliamın Abdurrahman Alagöz tarafından organize edildiği ortaya çıktı. Katliamın faili Abdurrahman Alagöz hakkındaki “terör nitelikli aranan şahıs” kaydının, saldırıdan bir ay kadar önce, 16 Haziran'da Suruç Emniyet Müdürlüğü’ne ulaştığı ortaya çıkmıştı. Abdurrahman Alagöz'ün bildirilmesine rağmen bir önlem alınmamasına ilişkin açılan davada dönemin İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Yapalıal, “görevi ihmal” suçundan yargılanmış, 9 Ocak 2017’de görülen davanın üçüncü duruşmasında mahkeme, Mehmet Yapalıal hakkında “görevi ihmal ve kötüye kullanma” suçundan yalnızca 12 taksitte ödenmek üzere 7 bin 500 lira para cezasına hükmetmişti.
Hukuki süreç nasıl ilerledi?
Katliamın ardından Urfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma yaklaşık 18 ay sonra tamamlandı ve hazırlanan iddianameyle altı kişi hakkında dava açıldı. İddianamede, saldırıyı gerçekleştiren canlı bomba Abdurrahman Alagöz'ün yanı sıra saldırı sırasında Gaziantep'te kendisini patlatan Yunus Durmaz, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü saldırısında yaşamını yitiren Halil İbrahim Durgun ile Ankara Gar Katliamı davasının tutuklu sanığı Yakup Şahin, İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi hakkında çok sayıda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
İlk duruşma iki yıl sonra yapıldı
Yargılama, 5 Mayıs 2017 tarihinde Urfa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Dava süresince sanıklardan yalnızca Yakup Şahin tutuklu olarak yargılandı. İddianamede yer alan İlhami Balı ile Deniz Büyükçelebi'nin firari olmaları nedeniyle haklarındaki yargılama dosyası ayrı yürütüldü. Mahkeme, 22 Ekim 2021 tarihinde açıkladığı hükümle Yakup Şahin'i çeşitli suçlardan 34 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis ve süreli hapis cezalarına mahkûm etti. Firari sanıklar yönünden ise dosyanın tefrik edilmesine karar verildi.
Katılan aileler ve vekilleri ise yargılama boyunca soruşturmanın yalnızca DAİŞ mensuplarıyla sınırlı yürütüldüğünü, saldırının önlenmesine ilişkin kamu görevlilerinin olası sorumluluklarının etkin biçimde araştırılmadığını belirterek eksik soruşturma itirazında bulundu. Bu kapsamda güvenlik ve istihbarat birimlerinin sorumluluğunun araştırılması, yeni delillerin toplanması ve kamu görevlileri hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmesi talepleri mahkeme tarafından kabul edilmedi.
AYM ve AİHM başvuruları
Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları ile yaralananların bir bölümü, etkili soruşturma yürütülmediği ve yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi başvuruların bir kısmını “kabul edilemez” bulurken, bir kısmına ilişkin inceleme ise uzun süre devam etti. Başvurucular, etkili başvuru hakkı ile yaşam hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürdü.
İç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından dosyanın bazı başvurucular yönünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşındığı öğrenildi. AİHM nezdindeki başvurularda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını düzenleyen 2'nci maddesi ile etkili başvuru hakkına ilişkin hükümler kapsamında ihlal iddiaları ileri sürülüyor. Başvurulara ilişkin nihai bir karar ise henüz verilmedi.
Dava hâlâ tamamen sonuçlanmadı
Ana dava hakkında hüküm kurulmuş olmasına rağmen yargılama hukuken sona ermiş değil. Firari sanıklar İlhami Balı ile Deniz Büyükçelebi hakkındaki dava, Urfa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde ayrı dosya üzerinden devam ediyor. Son yıllarda görülen duruşmalarda katılan vekilleri, kamera kayıtlarının yeniden bilirkişi incelemesine gönderilmesini, eksik delillerin tamamlanmasını ve firari sanıklar yönünden yakalama işlemlerinin etkin biçimde sürdürülmesini talep etti. Mahkeme, 2025 yılında kamera görüntülerinin bilirkişi tarafından yeniden incelenmesine karar verirken, firari sanıklar yönünden dosya açık tutulmaya devam edildi.
Katliamın ardından yaşamını yitirenlerin aileleri tarafından 19 Eylül 2015'te kurulan Suruç Aileleri İnisiyatifi de geçen süreç boyunca ceza yargılamasını takip etmeyi sürdürdü. İnisiyatif, her duruşma öncesinde yaptığı açıklamalarda maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, bütün sorumlular hakkında etkin soruşturma yürütülmesi ve cezasızlık politikalarının son bulması çağrısını yineledi.











