Dayatılan yaşamdan özgürleşmeye uzanan mücadele

  • 09:05 13 Ağustos 2026
  • Yaşam
SÊRT – Çocuk yaşta evlendirilen Elif Akan’a yıllarca şiddete “katlanması”, ailesini ve toplumsal baskıları karşısına almaması söylendi. Kendisine dayatılan hayatı kabul etmeyen Elif Akan, eğitimden örgütlü mücadeleye, boşanma kararından yerel siyasete uzanan mücadelesiyle kendi yaşamını yeniden kurdu.
 
Çocuk yaşta evlendirilme, kız çocuklarını eğitimden, sosyal yaşamdan ve kendi geleceklerine dair karar alma hakkından uzaklaştırırken, onları erken yaşta ev içi sorumluluklar ve şiddetle karşı karşıya bırakabiliyor. Erkek egemen toplumsal yapı, ekonomik koşullar, feodal aile ilişkileri ve “el âlem ne der” baskısıyla sürdürülen bu evlilikler, çocukların yaşamları üzerinde uzun yıllar devam eden sonuçlar yaratıyor. Kimi zaman “gelenek”, kimi zaman “aile kararı” adı altında meşrulaştırılan bu durum karşısında birçok kadın ise yıllar sonra kendi yaşamına dair söz ve karar hakkını yeniden kazanmak için mücadele etmek zorunda bırakılıyor.
 
Sêrt’te yaşayan Elif Akan da çocuk yaşta evlendirilen kadınlardan biri. Feodal aile yapısı ve “millet ne der” baskısıyla evlendirilen Elif Akan, yıllarca maruz bırakıldığı fiziksel ve psikolojik şiddetin ardından kendisine dayatılan yaşamı kabul etmedi. Yaşamını yeniden kurmak için mücadele eden Elif Akan, yarım kalan eğitimini tamamladı, örgütlü mücadeleyle buluştu ve yerel siyasette yer aldı. Bugün İl Genel Meclis Üyesi olarak çalışmalarını sürdüren Elif Akan’ın hikâyesi, çocuk yaşta kendisi adına verilen bir karardan kendi yaşamına dair kararları kendisinin aldığı bir sürece uzanıyor.
 
‘ ‘Katlan’ dediler, kendi hayatımı kurdum’
 
Çocuk yaşta evlendirilen Elif Akan’ın maruz bırakıldığı şiddete karşı çıkmasının önündeki engellerden biri de aile ve çevre baskısı oldu. Evliliğin akraba evliliği olması nedeniyle yaşadığı şiddete sessiz kalması istenen Elif Akan, her uzaklaşma girişiminde yeniden aynı eve dönmeye zorlandı. Çevresindeki kadınların kendi yaşadıkları şiddeti normalleştirerek kendisine de “katlanması” yönünde telkinde bulunduğunu anlatan Elif Akan, “Öncelikle benim gibi çok acılar yaşamış, ezilmiş tüm kadın arkadaşlarımı saygıyla selamlıyor, en sıcak duygularımla kucaklıyorum. Ben de Botanlı bir kadınım. Çok küçük yaşta evlendirildim. Bu evlilikten iki kız çocuğum oldu. Çocuklarım dünyaya geldikten sonra yaşadığım baskı ve şiddet daha da ağırlaştı. Evliliğim amcamın oğluyla yapılmıştı. Bu yüzden sürekli ‘Akrabadır, sus kızım’, ‘Amcanın oğludur, bizi rezil mi edeceksin?’ denilerek susturuldum. Fiziksel şiddet gördüm, hakarete uğradım. Defalarca eşimden kaçıp baba evine sığındım. Ailem beni dışlamıyordu, sahip çıkıyordu. Ancak birkaç ay geçtikten sonra yine ‘Ne yapalım, amcanın oğludur’ diyerek beni geri gönderiyorlardı. Annem de ‘Biz de babamızdan çektik’ derdi. Çevremdeki kadınlar da ‘Biz de şiddet gördük, bize de küfredildi. Sen de katlanacaksın’ anlayışıyla konuşuyorlardı. Benden de onların yaşadıklarını kabullenmem bekleniyordu. Oysa bu benim kişiliğime tersti. İki çocuğum vardı, bir işim yoktu. Çaresizlikten dolayı zaman zaman boyun eğip geri dönmek zorunda kaldım” dedi.
 
Şiddet döngüsünü kırıp mücadeleyle güçlendi
 
Her geri dönüşünde şiddetin daha da arttığını belirten Elif Akan, bu döngüyü kırmanın yolunu ekonomik ve toplumsal olarak kendi ayakları üzerinde durmakta buldu. Ailesindeki feodal anlayış nedeniyle kadınların eğitim görmesinin ve çalışmasının hoş karşılanmadığı bir ortamda yetiştiğini anlatan Elif Akan, buna rağmen eğitimini sürdürdüğünü ve kendisini geliştirdiğini belirtti. Elif Akan, “Eve her dönüşümde daha fazla şiddet gördüm. Çünkü ‘Nasıl olsa gidip geri geliyor’ diye düşünüyordu. Hem fiziksel hem de psikolojik şiddeti sürekli arttırıyordu. Bir süre sonra anladım ki bana benden başka kimsenin faydası olmayacaktı. Aileden ya da çevreden medet ummanın sadece kendimi kandırmak olduğunu gördüm. Bunun üzerine kendi ayaklarımın üzerinde durmaya karar verdim. İki çocuğumla birlikte açık öğretimden liseyi bitirdim. O süreçte partiyle (DEM Parti) tanıştım. Yurtsever bir aileden geliyordum ancak ailemizde kadınların çalışması ya da okuması hoş karşılanmazdı. Feodal bir anlayış hâkimdi. Buna rağmen kendimi geliştirmeyi başardım. Sürekli okuyordum, bilinçleniyordum. 2019 yılında partim benimle bir görüşme yaptı ve bana güvenerek Siirt Belediye Meclis Üyesi olmamı sağladı. Kayyım atandıktan sonra da parti çalışmalarını bırakmadım, mücadeleye devam ettim” ifadelerini kullandı.
 
‘Millet ne der’ baskısına rağmen boşanma kararı aldı
 
Eğitim ve örgütlü mücadeleyle güçlenen Elif Akan için bir sonraki adım, yıllardır şiddete uğradığı evlilikten çıkmak oldu. Ancak boşanma kararı bu kez “ayıp”, “akrabalık” ve “millet ne der” söylemleri üzerinden yeni bir baskıyı beraberinde getirdi. Kararından vazgeçmeyen Elif Akan’ın ailesi zamanla boşanmasını kabul ederken, boşandığı erkeğin tehditleri ise devam etti. Elif Akan, “Bahsettiğim bu süreç beni daha da güçlendirdi. Artık bilinçlenmiş, kendi ayakları üzerinde durabileceğine inanan bir kadındım. Aileme ya da başkasına muhtaç olmadan çalışabileceğimi biliyordum. Bu yüzden eski eşimden boşanma kararı aldım. Bu kez de ‘Ayıptır, akrabayız, rezil oluruz, millet ne der?’ sözleriyle karşılaştım. Ama artık bunların hiçbirini kabul etmedim. İnsan gerçekten kararlı olduğunda zamanla ailesi de toplumu da bunu kabulleniyor. Benim ailem de sonunda bu kararıma saygı duydu. Eski eşim ise bunu kabul etmedi. Erkek egemen zihniyetle ‘Bir kadın beni nasıl boşar?’ düşüncesine kapıldı. Bu yüzden tehditleri daha da arttı. Beni, ailemi ve çocuklarımı tehdit etti. Hatta zaman zaman çocuklarımı benden aldı. Bir kadının yaşayabileceği pek çok zorluğu yaşadım ama hiçbir zaman boyun eğmedim” diye kaydetti.
 
‘Boşanmayı kabul etmedi, şiddeti çocuklara kadar uzandı’
 
Yaklaşık bir yıl süren boşanma davasının ardından evlilik sona erdi ancak Elif Akan’a yönelik şiddet ve tehditler  devam etti. Boşandığı erkeğin yaşadığı eve saldırdığını belirten Elif Akan, şiddetin çocuklarını da hedef aldığını anlattı. Çocuklarının korkutulduğunu ve kendisinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyleyen Elif Akan, “Sonunda ailem de bu süreci kabul etti ve yanımda durdu. Bizim ailede yıllardır hiç boşanma yaşanmamıştı. İlk boşanan ben oldum. Çünkü sorun bende değildi. Eski eşim kumar oynuyordu, bahis oynuyordu, bana sürekli şiddet uyguluyordu. Sokak ortasında bile bana saldırıyordu. Bunu beni tanıyan herkes biliyor. Yaklaşık bir yıl süren çekişmeli mahkemenin ardından boşandık. Ancak bunu da kabullenemedi. Annemin evinin alt katında oturduğum eve saldırdı. Bana ve çocuklarıma zarar vermeye çalıştı. Annem ‘Evden çıkma, sana bir şey yapabilir’ diye beni uyardı. Çocuklarımı bırakmak istemedim. O sırada kapıyı kapattı ve çocuklarla içeride kaldı. Çocukları korkuttu, eline bıçak aldı, psikolojik baskı uyguladı. ‘Annenizi istemiyorum, benimle geleceksiniz’ diyerek onları da etkilemeye çalıştı” dedi.
 
‘Aşiret baskısına rağmen kendi yaşamımı kurdum’
 
Akrabalık ve aşiret ilişkileri,  Elif Akan’ın şiddete karşı hukuki yollara başvurmasının önünde de uzun süre baskı unsuru oldu. Aileler arasında çatışma çıkacağı söylemleri nedeniyle şikâyetçi olmaktan dahi çekindiklerini anlatan Elif Akan, yaşananların ardından ailesinin yanına döndü. Bu kararını, kendi yaşamını yeniden kurmanın başlangıcı olarak gören Elif Akan, zaman içerisinde hem kendi ailesine hem de erkeğin ailesine mücadelesini kabul ettirdi. Elif Akan, “Olaydan sonra hakkında kamu davası açıldı. Ama o güne kadar şikâyetçi olmaya bile korkuyorduk. Çünkü akrabaydık. ‘Aşiretler birbirine girer, amca çocukları birbirini öldürür’ deniliyordu. Bu yüzden hep kendimden ödün vermek zorunda kaldım. Sonunda hiçbir hak talep etmeden, iki çocuğumu alıp ailemin yanına gittim. Bu bir sığınma değil, yeniden hayata tutunmaydı. Kendimi aileme de kabul ettirdim. Bugün eski eşimin ailesiyle de düşman değiliz. Hatta annesi bana sık sık ‘Suç Elif'te değildi, benim oğlumdaydı. Elif 12 yıl boyunca çok mücadele etti’ der. Eski eltilerim de aynı şeyi söylüyor. ‘Kimse bu kadarına katlanamazdı’ diyerek bana destek olduklarını ifade ediyorlar” ifadelerini kullandı.
 
Mücadelesiyle kadınlara umut oldu
 
Çocuk yaşta evlendirilmesinden yıllarca maruz bırakıldığı şiddete, boşanma sürecindeki tehditlerden toplumsal baskılara kadar birçok engelle karşılaşan Elif Akan, yaşamını yeniden kurdu. Eğitimini üniversiteye kadar sürdüren Elif Akan, mücadelesinin yanı sıra yerel siyasette de çalışmalarına devam etti. Kendi yaşamındaki değişimin çevresindeki kadınların da dikkatini çektiğini belirten Elif Akan, mücadelesinin benzer baskılarla karşı karşıya kalan kadınlara cesaret verdiğini söyledi. Elif Akan, “Benim hikâyem gerçekten çok acılıydı. Ama pes etmedim. Mücadele ettim, bilinçlendim, okudum, kendi ayaklarımın üzerinde durdum. Üniversiteyi bitirdim. Ardından DEM Parti'den İl Genel Meclis Üyesi seçildim ve görevimi sürdürüyorum. Bugün çevremdeki insanlar işimi hakkıyla yaptığımı söylüyor. Ailem, arkadaşlarım ve beni tanıyanlar benimle gurur duyduklarını ifade ediyorlar. İki çocuğumu tek başıma büyütmemi, feodal bir toplumda boşanmayı başarabilmemi birçok kadın örnek gösteriyor. Bana ‘Keşke biz de senin gibi kendi ayaklarımızın üzerinde durabilsek, çocuklarımıza sahip çıkabilsek, erkek egemen baskıdan kurtulabilsek’ diyorlar. Ben de onlara hep aynı şeyi söylüyorum: Güçlü olun, kararlı olun. Hiçbir şey imkânsız değil. Yeter ki insan karar versin ve mücadeleden vazgeçmesin. Bir kadının istemediği bir evliliğe katlanmak zorunda bırakılması doğru değildir. İnsan yapamıyorsa boşanabilmeli ve kendi hayatını yeniden kurabilmelidir” diye konuştu.