36 akademisyenden öğrencilere verilen ihraç kararına tepki
- 13:45 23 Ağustos 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Şerif Teknoloji Üniversitesi’nden 36 akademisyen, öğrencilere yönelik ihraç ve eğitimden men kararlarının alınma sürecinde “ciddi soru işaretleri” bulunduğunu belirterek, disiplin dosyalarının yeniden incelenmesi çağrısı yaptı.
İran’daki Şerif Teknoloji Üniversitesi’nden 36 öğretim üyesi, bazı öğrencilere verilen disiplin cezaları ile öğrencilerin üniversiteden ihraç edilmesi ve eğitim hakkından mahrum bırakılmasına ilişkin açık mektup yayımladı. Akademisyenler, söz konusu kararların verilme sürecine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu belirterek, yaptırımların yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“Şerif İçin” başlığıyla yayımlanan mektupta, üniversite öğrencilerinin ulusal ve uluslararası alanda elde ettiği başarıların Şerif Üniversitesi’nin en önemli değerlerinden biri olduğu vurgulandı. Akademisyenler, bu başarıların yanı sıra üniversite topluluğunun son yıllarda derin yaralar da yaşadığını ifade etti.
Mektupta, Mahsa (Jina) Emini’nin hayatını kaybetmesinin ardından başlayan protestolarla bağlantılı olarak 10 Ekim 2022’de üniversiteye yönelik saldırıya ve sonrasında yaşanan gelişmelere dikkat çekildi.
Öğrenci İşleri yönetimine eleştiri
Akademisyenler, özellikle Öğrenci İşleri Birimi’nin son yıllardaki tutumunun öğrenciler ile üniversite yönetimi arasındaki güveni güçlendirmediğini belirtti. Açık mektupta, birimin farklı düşüncelere sahip öğrenci gruplarıyla iletişim kurmakta yetersiz kalmasının, öğrencilerin tepkisel davranışlarının nedenlerinden biri olabileceği ifade edildi. Mektupta, üniversitenin Disiplin Kurulu’nun protestolara katılan bazı öğrenciler hakkında verdiği kararlar, yönetimin yaklaşımının en belirgin örneği olarak gösterildi. Akademisyenlere göre, üniversite tarihinde ilk kez bir öğrenci hakkında disiplin gerekçesiyle üniversiteden ihraç ve dört yıl süreyle eğitimden men kararı verildi. Söz konusu kararın üniversite dışındaki bir mahkeme veya kurum tarafından verilmesi halinde dahi ağır olacağı belirtilen mektupta, kararın bu kez “üniversitenin kendi içinden” çıkmasının Şerif topluluğunda yarattığı güven kaybına dikkat çekildi.
‘Süreçte ciddi soru işaretleri var’
Akademisyenler, kararların açıklanmasının ardından çok sayıda öğretim üyesinin sürecin sağlıklı yürütülmediğine ilişkin endişelerini üniversite yönetimine ilettiğini belirtti. Öğretim üyelerinin, Disiplin Kurulu’nun oluşumu ve dosyaların ele alınma biçimine ilişkin itirazlarını üniversite yönetimine yazılı ve yüz yüze olarak aktardığı ifade edildi. Disiplin cezası alan öğrencilerle yapılan görüşmelerin de soru işaretlerini artırdığı kaydedilen mektupta, ihraç ve eğitimden uzaklaştırma kararlarının yeniden incelenmesinin gerekli olduğu belirtildi. Akademisyenler, üniversitenin sorgulama, eleştiri, diyalog ve özgür düşüncenin geliştiği bir alan olması gerektiğini vurgulayarak, öğrenciyle yaşanan anlaşmazlık ve protestolar karşısında “dışlama ve tasfiye” yönteminin tercih edilmesinin üniversite açısından daha büyük bir kayba yol açacağını ifade etti.
Öğrencinin yanında akademisyen bulunmasına izin verilmedi
Mektupta ayrıca, öğrencinin savunmasının nihai aşamada daha iyi dinlenebilmesi amacıyla, bir öğretim üyesinin ihraç kararı incelenen öğrencinin yanında Yükseköğretim Bakanlığı bünyesindeki Merkezi Kurul toplantısına katılmasının kararlaştırıldığı belirtildi.Akademisyenler, disiplin yönergesinde böyle bir katılımı açıkça yasaklayan bir hüküm bulunmadığını aktararak, buna rağmen Merkezi Kurul tarafından öğretim üyesinin toplantıya katılmasının engellendiğini aktardı. Mektupta, “Eğer disiplin soruşturmasının amacı gerçeği ortaya çıkarmak ve adil bir karar vermekse, nihai aşamada bir öğretim üyesinin öğrencinin yanında bulunması neden engelleniyor?” sorusu yöneltildi.
‘Kararlar uygulanmadan önce süreç yeniden incelensin’
Akademisyenler, üniversite yönetiminden söz konusu disiplin kararlarının verilmesine yol açan süreci yeniden incelemesini istedi. Ayrıca Yükseköğretim Bakanlığı nezdinde girişimde bulunularak, ilk derece ve temyiz disiplin kurullarındaki süreçler yeniden değerlendirilmeden kararların uygulanmasının önüne geçilmesi çağrısı yapıldı. Mektubun sonunda, bir üniversitenin öğrencilerine yönelik tutumunun toplumsal hafızada kalıcı bir iz bıraktığı belirtilerek, Şerif Üniversitesi’nin zor zamanlarda öğrencileriyle diyalog kurmak, onları dinlemek ve anlamak yerine dışlamayı tercih eden bir kurum olarak hatırlanmaması gerektiği vurgulandı. Akademisyenler, üniversitenin yalnızca kurallar ve yapılardan oluşmadığını, aynı zamanda insanlardan meydana gelen bir topluluk olduğunu belirterek, zor zamanlarda bir aileyi bir arada tutan temel unsurların güçten ziyade güven ve dayanışma olduğunu ifade etti.







