Avukat Zeynep Demir: Nafaka kararı kadın kazanımlarını hedef alıyor

  • 09:04 13 Haziran 2026
  • Hukuk
WAN - Star Kadın Derneği yöneticisi Avukat Zeynep Demir, kadınların boşanma sonrası daha fazla yoksullaştırmak istendiğini belirterek, “Mevcut politikalar kadınları şiddet döngüsü içerisinde tutuyor” dedi. 
 
Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Medeni Kanunu’nda yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesine yönelik tepkiler artmaya devam ediyor. Dokuz ay sonra yürürlüğe girecek olan karar, kadınların ekonomik güvencesini hedef alan politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kadınların kazanılmış haklarının geriye götürülmesine karşı mücadele sürerken, kararın yaratacağı olası sonuçlar da tartışılmaya devam ediyor.
 
Star Kadın Derneği Yöneticisi Avukat Zeynep Demir, AYM'nin nafaka kararına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Kadınların boşanma sürecinde desteklenmiyor’
 
AYM’nin yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararına tepki gösteren Zeynep Demir, kadınların boşanma süreçlerinde hem ekonomik hem de toplumsal olarak yalnız bırakıldığını söyledi. Kadınların boşanmak isterken çoğu zaman yaşam mücadelesi verdiğini belirten Zeynep Demir, “Bu karar alındıktan sonra hiçbir sosyal hizmet mekanizması devreye girmiyor. Kadınların desteklendiği mevcut bir aşama yok. Şu an hali hazırda belediyelerle birlikte imzalanan adli yardım protokolleri sayesinde kadınların adalete erişim engelini bir nebze de olsa ortadan kaldırdık. Wan Barosu ve Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan kadın yardım protokolü kayyım tarafından iptal edildi. Bu yönüyle kadın kazanımlarına, boşanma süreçlerine ve hukuki kazanımlarına dönük bir engelleme süreci var. Yoğun mücadele sonucu elde edilmiş, toplumsal cinsiyet eşitsizliği sebebiyle kadınların yoksullaştığı evlilikler sonrasında boşanmadan en çok da kadın yoksullaşıyor. Kadın aslında insan onurunu zedelemeden asgari düzeyde yaşamını sürdürebilmesi için bir nafaka veriliyor. Bu kanunda boşanma sebebiyle yoksullaşan tarafa verilmesi gerektiği belirtiliyor” dedi. 
 
‘Kadın emeği ve yoksulluğu görmezden geliniyor’
 
Boşanma süreçlerinde en fazla kadınların etkilendiğini belirten Zeynep Demir, evlilikle birlikte kadınların çalışma yaşamından uzaklaştığını, bakım emeğinin ve çocuk yetiştirme sorumluluğunun arttığını kaydetti. Kadınların yıllarca üstlendiği emeğin hukuki düzenlemelerle değersizleştirmeye çalışıldığını ifade eden Zeynep Demir, nafaka hakkına yönelik müdahalelerin de bunun parçası olduğun dile getirdi. Zeynep Demir, “Bu tür hukuki girişimlerle evlilik boyunca yıpranan, yoksullaşan, bakımı değersizleştirilen kadın emeğine bir engel daha çıkartılıyor. Bu kararla yapılmak istenen, kadının boşanma sonrasında asgari düzeyde de olsa yaşama imkanını elinden almak. Şiddeti besleyen bir yerde. Kadınlar o şiddet alanından çıkmak için bir karar alıyor. Boşanma sürecinde kadınlar yönünde ciddi bir mağduriyet söz konusu iken, nafaka ödenen kişiler zenginleşmiyor. Nafaka iki taraftan yoksul olan tarafa ödenen emeğinin karşılığıdır. Bir transfer, ekonomik finansman ve ödeme değil, kadınların yaşamlarını her anlamda idame ettirmesi adına verilen bir nafakadır” ifadelerine yer verdi. 
 
‘Karar şiddet döngüsünü derinleştiriyor’
 
AYM kararının kadınların maruz kaldığı ekonomik ve fiziksel şiddeti artıracağına dikkat çeken Zeynep Demir, kadınların çoğu zaman şiddet ortamından çıkabilmek için boşanma kararı aldığını ekledi. Ancak boşanma sonrasında yeterli destek sağlanmadığını vurgulayan Zeynep Demir, kararın kadınları daha güvencesiz bir yaşama sürükleyeceğine dikkat çekti. Zeynep Demir, ayrıca “süresiz nafaka”nın mutlak bir uygulama olmadığını belirterek, “Her ne kadar kanunda süresiz nafaka ibaresi kullanılsa da belli durumlarda nafakanın azalması, kaldırılması ve artırılması durumu da var. Sosyal devlet anlayışının bulunduğu yerlerde kadınları destekleyecek belli mekanizmalar var. Kadınları, şiddet döngüsü içinden çıkmasına yardım etmesine yönelik kararların olması lazım. Kadın boşandıktan sonra kadını yoksulluktan çıkaracak yasaların ve ekonomik düzeyde alanların oluşması lazım. Kadınların istihdamını sağlayacak olanakların sağlanması şart. Bu karar kadınların asgari düzeyde de olsa yaşamlarını sürdürebilme imkanını ortadan kaldırıyor. Böylece kadınlar ekonomik şiddete ve diğer şiddet türlerine daha açık hale geliyor” şeklinde konuştu. 
 
Kadınlar için sosyal destek çağrısı
 
Kadınların şiddet döngüsünden çıkabilmesi için sosyal devlet mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Zeynep Demir, kadın istihdamını artırıcı politikaların geliştirilmesi, kreşlerin açılması, sosyal desteklerin yaygınlaştırılması ve kadınlara mesleki eğitim imkanlarının sunulması gerektiğini söyledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kadınların işgücüne katılım ve istihdam oranlarının halen düşük seviyede olduğuna dikkat çeken Zeynep Demir, “2024 ve 2025 yılı TUİK verilerine baktığımızda kadınların işe katılımı oranları ve istihdam oranları yüzde 30’larda olduğunu gözlemliyoruz. Kadınların, çocuklarını bırakabileceği kreşlerin açılması gerekiyor. Bir alanda uzmanlaşmak isteyen kadınlara gerekli eğitim ve öğretim imkanlarının sağlanması gerekiyor. Kadınlara her türlü teknik destek sağlanmalı. En azından kadınların şiddet alanından çıktıktan sonra tekrar geri dönmesini engelleyecek yaşam merkezleri oluşturulması gerekiyor. Mevcut koşula baktığımızda yapılanlar gereği kadını şiddet döngüsü içerisinde tutma ve yaşamı tehlikede olmasına rağmen onu orada ölüme terk etmektir. Bunların olmaması için hukuki kararlar alınması gerekiyor” diye belirtti.  
 
‘Kadın kazanımlarını hedef alıyor’
 
Kararın, kadın katliamlarının arttığı, İstanbul Sözleşmasi’nden çıkılmasının sonuçlarının yaşandığı bir dönemde alındığına dikkat çeken Zeynep Demir, nafaka hakkının tartışmaya açılmasının kadınların haklarına yönelik bir saldırı olduğunu kaydetti. Zeynep Demir, “Hukuk sistemde kadına karşı erkek egemen bir hukukun varlığını bize göstermektedir. Mevcut koşullarda bu kadar kadın katliamlarının olması, İstanbul Sözleşmesinden geri çıkılması ve şiddetin arttığı bir dönmede nafaka hakkının tartışılmaya açılması kadına, varlığına ve haklarına dönük karşı bir politikadır. Kadınların mücadelesi bu zeminde güçleniyor. Buna dair elde ettikleri kazanımları korumak için kadınlar ellerinden geleni yapacaklardır. İstanbul Sözleşmesinde belirtildiği üzere, devletin kadınlar üzerinde olan şiddeti bitirmeye dönük bazı politikalar yürütmesi lazım ama bunlar tamamen ters yönde geliştirilen politikalar. Toplum içerisinde yoksullaşan, emeği görünmez hale getirilen o birlik içerisinde gittikçe iş imkanlarının, kariyer yapma ve iş yapma imkanlarının gerçeklik var. Bunlar varken tam tersi yapılması gerekirken daha çok destek veren bir mekanizma görebiliyoruz” sözlerini kullandı.