‘İran’da cinsel şiddet ‘silah’ olarak kullanılıyor’

  • 14:42 4 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarında, İran rejiminin gözaltına alınan eylemcilere yönelik cinsel şiddeti "sistematik bir savaş silahı" olarak kullandığı belirtildi. 
 
İran ve Rojhilat’taki protestolara dönük rejimin vahşet boyutuna varan saldırıları, basın ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İran güvenlik güçlerinin, protestoculara karşı ateşli silah kullanmakla yetinmeyip, tecavüz ettiği kadın, erkek ve çocukları, delilleri yok etmek için yaktığı belirtildi. 
 
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayımlanan raporlara göre, protestoları bastırmak isteyen rejim gözaltına alınan eylemcilere yönelik cinsel şiddeti "sistematik bir savaş silahı" olarak kullandı. Birleşik Krallık'ta günlük olarak yayımlanan The Daily Mail gazetesinin aktardıklarına göre, güvenlik güçleri tecavüz ettiklerinin bedenlerini, DNA kalıntılarını ve işkence izlerini silmek amacıyla ateşe verdi.
 
Cezaevleri tecavüz merkezine dönüştü 
 
Raporlarda yer alan 45 kişinin tanıklığı, yaşananların münferit birer olay değil, planlı bir sindirme politikası olduğunu kanıtlar nitelikte. Tanıklıklar, İran cezaevlerinin birer işkence ve tecavüz merkezine dönüştüğünü, direnişi kırmak için insanların en mahrem alanlarına saldırıldığını belgeliyor. 
 
Tecavüz devlet politikası oldu'
 
Analistler, 2022 protestolarında rejimin, kadın bedenini bir baskı aracı olarak kullandığını belirtiyor. Başörtüsü zorunluluğuna karşı başlayan isyanı bastırmak için devletin "tecavüzü" bir devlet politikası haline getirdiği iddia ediliyor. Raporda, "Güvenlik güçleri, protestocuları fiziksel olarak yok etmenin ötesinde, ruhsal olarak da parçalamak için cinsel saldırıyı bir terör aracı olarak kullandı" tespiti yapılıyor.
 
Yetkililer sesiz 
 
Bu insanlık dışı iddialar karşısında İranlı yetkililer ise sessizliğini sürdürüyor. İnsan hakları savunucuları, "Bu bir insanlık suçudur" diyerek uluslararası toplumu acil müdahaleye ve bağımsız soruşturmaya çağırırken, Tahran yönetiminin bugüne kadar tek bir güvenlik görevlisini bile yargılamamış olması, "cezasızlık politikasının" tabloyu derinleştirdiği yorumlarına neden oluyor.