Beritan Güneş: Barıştan söz ediyorsak çifte standarda son vermeliyiz
- 21:59 3 Şubat 2026
- Siyaset
ANKARA – DEM Parti Milletvekili Beritan Güneş Altın, ana dilde eğitimin hâlâ engellendiği bir ülkede ayrımcılıkla mücadelenin samimi olamayacağını belirterek, “Bu ülkede Kürt, Süryani, Ermeni çocukların ana dillerinde eğitim hakkını yok saymak ikiyüzlülüktür. Barıştan söz ediyorsak çifte standarda son vermeliyiz” dedi.
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na bağlı olarak Meclis’te çalışmalarını sürdüren Ayrımcılığın Önlenmesi Alt Komisyonu’nun, 28’inci Yasama Dönemi 6’ncı toplantısı bugün gerçekleştirildi. Türkiye Maarif Vakfı’nın faaliyetlerinin görüşüldüğü toplantıda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın konuştu.
‘Kadın eksenli inşa edilen simgeleri görmek istiyoruz’
Öncelikle vakfın sembolü olan “koçbaşı”na tepki gösteren Beritan Güneş Altın, bu simgenin tarihsel olarak güç ve erkeklikle ilişkilendirildiğini belirterek, “Koçbaşı, tarihte genellikle güç ve erkeklikle tasvir edilen ve aynı zamanda bizim ana tanrıça olarak bahsettiğimiz İnannalara, İştarlara ait simgelere karşıt olarak, onların eşleri olan ve tarihsel olarak ana tanrıçalardan ‘me’leri çalmış kişilerin sembolüdür. Dolayısıyla koçbaşı sembolünün, toplumun ve tarihin bütünlüklü bir analizi yapılmadan belirlendiğini düşünüyorum. Erkekliğin bir simgesi olduğu için koçbaşı sembolüne karşı olduğumu tutanaklara geçirmek isterim. Bizler, daha çok ana tanrıçaların, İnannaların, İştarların; yani kadın ekseninde yürütülen toplumsallığın ve inşanın simgelerini görmek istiyoruz” dedi.
‘Hâlâ çocuklar ana dilde eğitimden mahrum’
Dil temelli eğitimde ve yaşamın birçok alanında süren ayrımcılığa dikkat çeken Beritan Güneş Altın, “Bu; Türkiye kökenli olur, Türk olur, Kürt olur, Arap olur, Süryani olur… Kim olursa olsun bir çocuğun kimliğinden dolayı, nerede olursa olsun, ayrımcılığa uğramasının; daha inceltilmiş politikalarla psikolojik ayrımcılığa maruz bırakılmasının karşısındayız. Ancak bugün Ayrımcılık Komisyonu’nda şunun altını çizmek istiyoruz: Avrupa’da ve dünyanın farklı ülkelerinde ayrımcılığa uğrayan çocukları, dil temelli ayrımcılığı konuşurken, neden bu ülkede yaşayan Kürt, Süryani ve Ermeni çocukların kendi ana dillerinde eğitim almasının önünü açmıyoruz? Neden hâlâ bu ülkede çocuklar dil temelli ayrımcılık yaşıyor? Siz ‘Eğitim hakkı bütün hakların temel ön koşuludur’ dediniz. Peki çocuklar ana dillerinde eğitim hakkından mahrumken, diğer haklardan yararlandıklarını ne kadar söyleyebiliriz?” diye sordu.
‘Barıştan söz ediyorsak çifte standarda son vermeliyiz’
“Ayrımcılık dünyanın her yerinde araştırılmalı” diyen Beritan Güneş Altın, “Bu İslamofobi olabilir, Türklere yönelik ayrımcılık olabilir. Ancak bu ülkedeki ayrımcılıkları çözmenin vakti çoktan gelip geçti. Ayrımcılık Komisyonu’nu, bu meselelere ilişkin ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yönelik somut çalışmalar yapmaya davet ediyorum. Eğer hem Türkiye’de hem dünyada barıştan, dönüşümden söz ediyorsak ve Türkiye’nin dünyaya örnek olduğunu iddia ediyorsak, o zaman bu çifte standarda önce Türkiye’de son vermeliyiz. Ana dilde eğitimin önünü açmalıyız. Milyonlarca çocuk yüz yıldır kendi ana dillerinde eğitim görmüyor. Kendi dillerinde eğitim alamadıkları için özgüven sorunlarından işsizliğe, üniversiteye gidememeye kadar ayrımcılığın pek çok boyutunu deneyimliyorlar” ifadelerini kullandı.
‘Çocukların tek engeli siyasetçilerin ayrımcı fikirleri’
Toplantıda verilen bir örneğe değinen Beritan Güneş Altın, şunları söyledi: “Fransa’da 3 yaşında bir çocuk Türkçe bilmediği için okula gittiğinde öğretmenler şaşırıyor ve ‘Bu çocuk 3 yaşında, hâlâ dil konuşamıyor, demek ki bir dil problemi var’ deniyor. Hepimiz buna şaşırdık. Oysa Kürt çocukları bunu yüz yıldır yaşıyor. Ben bir psikolog olarak, RAM’larda sadece Kürtçe konuştuğu için bir çocuğa öğrenme güçlüğü tanısı konulduğunu biliyorum. Bu çocuklar rehabilitasyona gönderiliyor. Gidip görüştüğümüzde ise çocuklarda hiçbir sorun olmadığını görüyoruz. Tek engel, yüz yıldır bu ülkeyi yöneten siyasetçilerin ayrımcı fikirleri. Bu konu bizim için çok hassas, çünkü ben de Kürt bir kadın olarak çocukluğumda ayrımcılık yaşadım. Kendi ana dilimde eğitim görmedim ve bunun etkilerini hâlâ hissediyorum. Avrupa’da bunları konuşup burada adım atmamak ikiyüzlülüktür. Siz 64 ülkede çalışmalar yapıyorsunuz; bu çalışmalarda Türkiye kökenli eğilimleri de test ediyor, görüyorsunuz.”
Politikalara hastalık kılıfı
Konuşmanın ardından söz alan AKP Milletvekili Abdulkadir Özel ise Kürtlere yönelik yüzyıllık inkâr ve imha siyasetinin sonucu olan ayrımcılığı psikolojik bir hastalık gibi lanse ederek, ayrımcılığın politikaların ürünü değil bir “anomali” olduğunu savundu. Abdulkadir Özel, hastalık olarak nitelendirdiği ayrımcılığın ise zamanla normalleştiğini iddia etti.







