Katledilen ve kaybettirilenlerin akıbetini sordular

  • 14:15 7 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Kayıp yakınları, 4 kentte gözaltında kaybetttirilen ve katledilenlerin akıtbetlerini sorarak, faillerin yagılanmasını istedi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, bu hafta da gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin akıbetini sormak için 3 kentte açıklama yaptı. Amed, Êlih (Batman), Colemêrg (Hakkari) ve İzmir'de yapılan açıklamalarda, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" çağrısı yenilendi. 
 
Amed
 
İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınlarının 887'inci haftaya giren eylemi, Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde devam etti. Eyleme katılanlar, kayıpların fotoğraflarını taşıdı. Bu haftaki eylemde, 12 Şubat 1993'te Amed’de silahlı saldırı sonucu katledilen Mehmet Tekdağ’ın failleri soruldu. 
 
Tekdağ’ın ablası İffet Mutaş, yıllardır acılarının dinmediğini belirterek, "MİT ve ajanlar onu takip ediyordu. Kardeşime silah sıktılar. Polisler 4 tarafı ablukaya aldı. Onu alıp götürdüler. Biz iki defa onu Ankara’ya götürmek istedik ama onu yollamadılar. Sağ olduğum sürece bu acıyı unutmayacağım ve burada olmaya devam edeceğim. İki kardeşim vardı; Ali’yi (Ali Tekdağ) kaybettiler, Mehmet’i de öldürdüler" dedi. 
 
İHD Amed Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi, Mehmet Tekdağ’ın hikayesini okudu:
 
"Tekdağ evli ve dört çocuk babasıdır. Disiplin Kurulu üyesi olarak Halkın Emek Partisi Diyarbakır İl Örgütünde faaliyet yürütmektedir. 2 Şubat 1993 tarihinde saat 14.15 sıralarında işlettiği pastahaneye giderken Diyarbakır Bağlar Dörtyol mevkinde kimliği belirsiz bir kişi tarafından silahlı saldırıya uğrar. Bu saldırı sonucu Tekdağ ağır yaralanır. Olay sırasında saldırganın kaçmasını engellemek için takip etmeye başlayan bir vatandaşı sivil polisler durdurur. Vatandaş; ısrarlı bir şekilde saldırganı gösterip kaçtığını söylemesine rağmen sivil polislerden tamam 'biz hallederiz, siz cenazeyi kaldırın' cevabını alır. Saldırganı takip etmekte ısrar eden vatandaşı minibüse alan polisler, 'saldırganı gördün mü, tanıdın mı' gibi sorular sormaya başlar. Yaralanan Tekdağ olay terindeki diğer vatandaşlar tarafından hastaneye kaldırılsa da doktorlar müdahale etmez. Saldırıdan yaklaşık 4 saat sonra bir doktor müdahale etmeye gelse de hastanenin cihaz yetersizliğini bahane edip 'bu hastanın İstanbul veya Ankara'ya götürülmesi gerekiyor' diyerek müdahalede bulunmaz. Bunun üzerine ailesi Tekdağ’ı İstanbul veya Ankara'ya götürmek için çeşitli girişimlerde bulunur. Ancak Olağanüstü Hal Bölge Valisi Ünal Erkan akşam saati olduğunu ve güvenliğin sağlanamayacağını söyleyerek Diyarbakır Havalimanı'nı açmaz. Ertesi gün ağır yaralı olan Tekdağ'ın ilk uçağa bindirilme şansı varken hastanedeki işlemler bahane edilerek ilk uçağa bindirilmez. İkinci uçağı beklerken Tekdağ Diyarbakır Havalimanı’nda yaşamını yitirir. Olaydan sonra Tekdağ ailesi hukuki her türlü mücadeleyi vermiş olmasına rağmen süreçte herhangi bir gelişme olmaz. Tekdağ cinayeti faili meçhul olarak kalır Tekdağ'ın failleri soruyoruz.”
 
Êlih
 
Êlih'teki eylem 723’üncü haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdü. Bu haftaki eylemde, 20 Şubat 1994’te İstanbul’un Bakırköy ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Cüneyt Aydınlar’ın akıbeti soruldu.
 
İHD yöneticisi Ali Karadoğan kayıp hikayesini okudu: "Cüneyt Aydınlar 90’ların başında Diyarbakır’daki ailesinin yanından üniversite eğitimi için İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisiydi. 20 Şubat 1994 tarihinde bir arkadaşı ile buluşmak için Bakırköy İncirli’de bulunan Ömür Durağı’na gitti. Burada Terörle Mücadele polisleri tarafından bir operasyon kapsamında gözaltına alındı. Bu operasyonda gözaltına alınan 14 kişi gibi Cüneyt de Gayrettepe’deki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 7 gün kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde gözaltı kaydı yapıldı. 28 Şubat 1994 günü akşam saatlerinde, Terörle Mücadele Şubesinde görevli polisler Cüneyt’i Beyoğlu Çukurcuma Kadirler Yokuşu’na getirdi. Mahalle sakinleri 30 kadar polis eşliğinde elleri kelepçeli olarak getirilen Cüneyt’in kanlar içinde olduğunu, bir bacağının kırık olduğunu ve ayakta duramadığını gördüler. Mahalle sakinlerinin ‘yürüyemez halde’ olduğunu söyledikleri Cüneyt’in yer gösterme esnasında ‘dur’ ihtarına uymayarak kaçtığına ve arkasından koşmalarına rağmen yakalayamayıp firar ettiğine dair bir tutanak düzenlendi. Cüneyt Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulan 14 kişi tutuklanıp cezaevine gönderildi. Bu kişiler 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada Cüneyt Aydınlar’ın 20 Şubat 1994 tarihinde gözaltına alındığını ve onu 2 Mart 1994 tarihine kadar gözaltında gördüklerini söylediler.  Ağır işkence gören Cüneyt’in 2 Mart 1994 tarihinde, kendisine ‘Ölmeye hazır mısın? Ölmeye gidiyorsun!’ diyen altı polis tarafından sürüklenerek bulunduğu hücreden götürüldüğünü ve kendisini bir daha görmediklerini açıkladılar. Cumhuriyet Savcısı olayı soruşturmak yerine polisin firar senaryosunu esas alarak Cüneyt hakkında yakalama kararı çıkardı. Hâkim, polislerin ifadelerini esas alarak haklarında beraat kararı verdi. Zamanaşımını gerekçe gösterip şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına kararı verildi.”
 
Colemêrg
 
Colemêrgîn Gever (Yüksekova) ilçesindeki eylem 213’ncü haftasında devam etti. Sanat Sokağı’ndaki eylemde gözaltında kaybettirilenlerin fotoğrafları taşındı. 1994 yılında Amed'de gözaltında zorla kaybedilen Mehmet Mehdi Akdeniz'in hikayesi okundu. 
 
İHD Şube yöneticisi Dündar Koç, şunları aktardı: "Kulp İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı askerler tarafından, Akdeniz ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır ili Kulp ilçesi Karaorman köyüne tahminen 200 civarında asker tarafından bir operasyon düzenlendi. Askerlerin bir kısmı köyün çevresinde beklerken, diğer bir kısmı da köy içerisinde mevzi aldı. Baskın esnasında hanelerde bulunan insanlar, askerler tarafından evlerinden dışarı çıkmaya zorlandı. 22 yaşındaki Mehmet Mehdi Akdeniz de köye bağlı Gerger (Sesveren) mezrası camisinde bulunduğu sırada alınıp köye getirildi. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmaksızın tüm köylüler köy meydanında toplandı. Evler askerlerce ateşe verilir. Bir asker, elindeki kâğıttan 6 kişinin ismini okur. İsimleri okunan 18 yaşındaki İrfan Akdeniz, 22 yaşındaki Mehmet Mehdi Akdeniz, 22 yaşındaki Ziya Çiçek, 35 yaşındaki Faik Akdeniz, 35 yaşındaki Mehmet Şirin Allahverdi, 40 yaşındaki Halit Akdeniz tüm köylülerin gözlerin önünde askerler tarafından şiddete maruz bırakıldı. Gözaltına alınanlar daha sonra köydeki evlerinden birisinin arkasına götürülerek kalabalıktan uzaklaştırıldı. Köy baskınından iki saat sonra askerler 6 kişiye de yanlarına alarak bir buçuk kilometre mesafede olan komşu bir mezra da bulunan araçlara binerek Kulp ilçesine götürüldüler." 
 
Mehmet Mehdi Akdeniz’in akıbetinin bir daha öğrenilmediğini söyleyen Dündar Koç, "Gözaltına alınan 6 kişiden Halit, İrfan, Mehmet Şirin ve Ziya 18 gün sonra serbest bırakıldı. Gözaltına çıkan kişiler, 5 gün boyunca Mehmet Mehdi Akdeniz ile Kulp İlçe Jandarma Komutanlığı’nda birlikte tutulduklarını ve kendilerine yoğun bir şekilde işkence ve kötü muamelede bulunulduğunu anlattı ve 5 gün sonra Silvan İlçe Jandarma Komuntanlığı’na götürülen Mehmet Mehdi Akdeniz’i bir daha görmediklerini belirtirler. 6 Kişiden Faik Akdeniz ise tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü. Tanık beyanına göre; Silvan İlçe Jandarma Komutanlığı’nda tutulan Mehmet Mehdi Akdeniz, bir hafta tutulduktan sonra Diyarbakır İl Jandarma Komuntanlığı’na götürülür. Yine tanık beyanına göre; Mehmet Mehdi Akdeniz Diyarbakır İl Jandarma Komuntanlığı’nda gözaltında kaybedilen Kuddusi Adıgüzel ve Mirza Ateş ile birlikte görülmüştü. Bu tarihten sonra Mehmet Mehdi Akdeniz hakkında bir daha haber alınamadı. Mehmet Mehdi Akdeniz’in akıbeti böylece faili meçhul bırakıldı” diye konuştu.
 
İzmir
 
İHD ve kayıp yakınları İzmir'de gerçekleştirdikleri eylemlerle bu hafta da kaybedilen yakınlarının akıbetini sordular. İzmir’deki eylemde bu hafta, 33 yıl önce kaybedilen Mehmet Nezir Duman’ın akıbeti soruldu.  Basın açıklamasını İHD İzmir Şube Yöneticisi Evrim Kubilay okudu.
 
29 yaşındaki Mehmet Nezir Duman’ın Hezex’te (İdil) yaşadığını belirten Evrim Kubilay, defalarca evine baskın yapıldığını ve gözaltına alınarak işkence gördüğünü dile getirdi. Mehmet Nezir Duman’ın eşine sürekli takip edildiğini söylediğini aktaran Evrim Kubilay, “Ticari taksi olarak kullandığı kendi adına kayıtlı 62 AE 220 plakalı aracında şoförlük yapan Duman, 12 Şubat 1993 tarihinde Midyat’a yolcu götürdü. Ertesi gün Midyat’tan İdil’e dönerken, Tepeköy yol ayrımında silahlı dört kişi tarafından aracı durduruldu. Bu dört kişiden üçü Nezir’i kendi araçlarına bindirerek kaçırırken, dördüncü kişi de Nezir’in aracını aldı. Olayı gören A.K. adlı kişi durumu Nezir’in babası Ali Duman’a bildirdi. Aynı kişi ayrıca, Nezir’in yanında Tepeköy korucularını gördüğünü belirtti. R.K. adlı başka bir tanık ise, Nezir’in kaçırılmasını takiben aracının da Midyat’a doğru götürüldüğünü ifade etti. Ali Duman, olaydan haberdar olur olmaz İdil Merkez Jandarma Karakolu’na gitti. Oğlunun ve kullandığı aracın kayıp olduğunu bildirdi ve bulunmalarını istedi” dedi.
 
Türkiye’de yargı makamlarının gözaltında kaybetmelerle ilgili kararlarında, suçun özgün yapısını ve devam eden ihlâl niteliğini göz ardı ettiğini, dosyaları genellikle zamanaşımı hükümleri ile kapattığını vurgulayan Evrim Kubilay, “Yargı makamlarına sesleniyoruz: Zamanaşımı suçu perdelemenin aracı olarak kullanılamaz. Mehmet Nezir Duman dosyasında verilen tüm zamanaşımı kararlarını kaldırın. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürüterek gerçeği ortaya çıkarın, 33 yıldır süren inkâr ve cezasızlığa son verin, adaleti sağlayın. Kaç yıl geçerse geçsin, Mehmet Nezir Duman için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şeklinde konuştu.
 
Açıklama, yapılan oturma eyleminin ardından sona erdi.