Kürtçe kararına Kobanê’den yanıt: Yeterli değil
- 16:05 29 Ağustos 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ - Kobanê Eğitim ve Öğretim Kurulu, Kürtçeyi haftada 3 ders saatiyle sınırlandıran karara tepki göstererek, ana dilde eğitimin anayasal, yasal ve kurumsal güvence altına alınmasını istedi.
Suriye geçici yönetiminin 27 Ağustos’ta Kürtçenin eğitimdeki statüsüne ilişkin yayımladığı kararnameye tepkiler sürüyor. Kürtçe eğitimin haftada 3 ders saatiyle sınırlandırılmasının ana dilde eğitim hakkını karşılamadığını belirten Kobanê Eğitim ve Öğretim Kurulu, Kürtçenin eğitim sisteminde anayasal, yasal ve kurumsal güvenceye kavuşturulmasını istedi.
Şehit Seydo Okulu’nda onlarca öğretmen ve okul yöneticisinin katılımıyla yapılan açıklamayı öğretmen Îlham Misko okudu.
‘Bir başlangıç ancak yeterli değil’
Kürtçenin eğitim alanında daha kapsamlı ve kurumsal biçimde yer almasına ilişkin alınan kararı önemli bir gelişme olarak değerlendiren Îlham Misko, şunları söyledi: “Kürtçenin eğitim alanında daha kapsamlı ve kurumsal bir biçimde yer almasına ilişkin alınan son kararı, yıllardır bu alanda emek veren herkes açısından önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Bu karar, hem Kürt çocuklarının kendi dilleriyle daha güçlü bir bağ kurabilmeleri hem de dilimizin eğitim kurumlarında daha fazla yer edinmesi açısından kuşkusuz olumlu bir adımdır. Biz bu adımı bir son olarak değil, daha kapsamlı bir dil ve eğitim politikasının başlangıcı olarak görüyoruz.”
‘Kürtçe yabancı ya da seçmeli bir dil değildir’
Açıklamada, Kürtçenin birkaç saatlik ya da seçmeli derslerle sınırlandırılamayacağı vurgulanarak şöyle denildi: “Kürtçe, yabancı ya da seçmeli bir dil olarak öğretilmesi gereken bir dil değildir. Kürtçe; Kürtlerin tarihini, kültürünü, toplumsal hafızasını ve kimliğini taşıyan yaşayan bir dildir. Bu nedenle Kürtçenin eğitimdeki varlığının birkaç saatle ve birkaç seçmeli dersle sınırlandırılması, Kürt toplumunun meşru beklenti ve taleplerini bütünüyle karşılamıyor.
Uluslararası insan hakları ve eğitim standartları da ana dilin kullanılmasının önemini açıkça ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve UNESCO’nun yaklaşımlarında, ana dilde eğitimin eşitlik ve öğrenme açısından temel önemde olduğu vurgulanıyor. Özellikle Cizîrê, Kobanê, Efrîn ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu diğer bölgelerde çocukların kendi ana dillerinde eğitim görebilecekleri bir sistem oluşturulmalıdır.”
‘Ana dilde eğitim karşıtlık değil, ortak yaşamdır’
Suriye’nin çok dilli ve çok kültürlü yapısına dikkat çekilen açıklamada, ana dilde eğitimin ortak yaşamı güçlendireceği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Kürt çocuklarının Kürtçe eğitim görmesi, Arap çocuklarının Arapça eğitim görmesine karşıt değildir. Aksine farklı dillerin ve kimliklerin eşit biçimde tanındığı bir eğitim modeli, Suriye’de ortak bir toplumun inşasını daha da güçlendirecektir. Mesele yalnızca haftada kaç saat Kürtçe ders verileceği değildir. Mesele, çocukların eğitim yaşamına hangi dille başlayacağı, bilgiyi hangi dilde edineceği ve kendi kimliğiyle eğitim sistemi arasında nasıl bir bağ kuracağıdır.”
‘Doğal bir ihtiyaç ve insan hakkıdır’
Ana dilde eğitimin bir ayrıcalık olmadığı vurgulanan açıklamada, bunun eşitlik, adalet, insan onuru ve dil hakları açısından doğal bir ihtiyaç olduğu kaydedildi. Açıklamada, “Bu nedenle Kürtçenin eğitimdeki statüsünün anayasal, yasal ve kurumsal güvencelerle korunmasını istiyoruz. Kürtçe, Arapça, Süryanice ve diğer dillerin özgürce yaşayabildiği ve varlığını sürdürebildiği bir Suriye daha demokratik, daha adil ve daha güçlü olacaktır” denildi.
Açıklama, “Bê ziman jiyan nabe” sloganıyla sona erdi.







