'Kürt sorununun çatışma zemininden çıkması Türkiye’nin demokratikleşme kapısı'

  • 19:46 2 Eylül 2026
  • Güncel
ŞİRNEX - Cizîr ilçesinde düzenlenen “Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası” panelinde konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürt sorununun çatışma ve şiddet zemininden çıkarılmasının Türkiye’nin demokratik dönüşümünün önünü açacağını söyleyerek, “Ne kazanacaksak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadeleyle kazanacağız” dedi.
 
Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde Şirnex’in Cizîr ilçesinde “Adalet ve Haklar Temelinde Barışın İnşası” paneli düzenlendi. Cizîr Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Panelin ikinci oturumu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen’in katılımıyla devam etti.
 
Mehmet Emin Ekmen, barışın yalnızca çatışma ve şiddetin sona ermesiyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Bu bir pozitif barış değildir. Yani negatif barış olarak tanımlanan şiddetin ve şiddetin araçlarının ortadan kalkışının kurumsallaşması sürecidir. Pozitif barış dediğimiz Kürtçe’yle, Kürtlerle, onarıcı adaletle, vatandaşlıkla, yerel yönetimlerle ilgili mevzular önümüzdeki dönemin meselesi. Ve o zaman da biz Türkiye toplumunu ve Türkiye siyasetini ikna etmek durumundayız. Birbirimizi ikna ederek ilerleyeceğiz” dedi.
 
Savaş ve çatışmaların sonuçlarına dikkat çekildi
 
Daha sonra söz alan Gülistan Kılıç Koçyiğit, savaş ve çatışmaların yarattığı ağır sonuçlara dikkat çekti. Barışın en büyük kazanımının yeni can kayıplarının yaşanmaması olduğunu vurgulayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Her taziyeye gittiğimizde ne kadar büyük aslında kayıplarımız olduğunu, bu savaşın, bu çatışmanın bedelinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Gencecik bir resmin önünden geçerken aslında çatışmanın bedelini, savaşın bedelini, Kürt halkının ödediği bedelin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görüyoruz. Bunu hep görüyorduk, hep yaşıyorduk, hep ödüyorduk ama yan yana bu kadar çok genç resmi görmek, burada bulunan her bir arkadaşı bir kez daha aslında bütün o gençlere borçlu olduğumuzu, geleceği, barışı, en fazla da barışı borçlu olduğumuzu bize düşündürüyor” diye belirtti.
 
'Çağ değişiyor ve bizlerin de değişmesi gerekiyor'
 
Yaklaşık iki yıldır yeni bir can kaybının yaşanmamasının önemli bir kazanım olduğunu dile getiren Gülistan KılıçKoçyiğit, barış ihtimalinin büyütülmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “İki yıldır bir tabut sırtlanmıyorsa, iki yıldır yeni bir can kaybı yaşamıyorsak bundan daha büyük bir kazanım olabilir mi? Barışı denemek, barışa bir şans vermek, barış umudunu büyütmek ve gerçekten bu ülkede halklar olarak eşit, özgür, demokratik bir yaşamı kurmanın bir kapısı aralandı. Evet, biz bu sürece ‘çözüm süreci’ demiyoruz. Kürt sorununu bu haliyle, bu yasayla çözülecek demedik, demiyoruz. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki dünya değişiyor, çağ değişiyor ve bizlerin de değişmesi gerekiyor.”
 
'27 Şubat çağrısı mücadele yönteminde önemli bir değişimin önünü açtı'
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının mücadele yönteminde önemli bir değişimin önünü açtığını belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, bu çağrının yalnızca mücadele araçlarının değil, devletin de değişmesi ve demokratik dönüşümün önünün açılması açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Sayın Öcalan'ın 1993’ten beri olan barış mücadelesini yeniden damıtılmış haliyle bu değişim ve dönüşümün öncüsü pozisyonuna getirdi. Kendi kurduğu hareketin aslında mücadele stratejisini değiştirme ve bununla beraber toplumsal bir değişimin, mücadele yöntemlerinin değişmesini ve aynı zamanda devletin de değişmesinin kapısını aralamaya çalıştı. Yani devletin de değişmesinden bahsediyoruz burada. Sadece bizlerin, sadece mücadele araçlarının değişmesinden değil, devletin de demokratik değişimden, demokratik dönüşüme kapı aralamasından bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Mücadele vurgusu
 
“Kürtler ne kazandı?” sorusunun henüz erken olduğunu söyleyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, kazanımların bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadeleyle elde edileceğinin altını çizdi. Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Ne kazanacaksak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da mücadeleyle kazanacağız. Bugün elimizde ne varsa, bugün neye sahipsek, bugün ‘bizim’ dediğimiz, bize ait olan, bizi ifade eden ne varsa biliyoruz ki canla, kanla, bedelle, emekle kazanıldı. Şu belediye, şu belediyenin konferans salonu, bunun bile bedeli var. Birkaç gün öncesine kadar burası kayyumla yönetiliyordu, üç dönem üst üste. Cizre’deyiz. Cizre bodrumlarını biliyoruz. Ne bedeller ödendiğini biliyoruz. Onun için bundan sonra ‘Kürtler ne kazandı?’ sorusunu ‘Kürtler ne kadar mücadele edecekse onu kazanacak’ sorusuyla değiştirmek gerekiyor” diyerek mücadele vurgusu yaptı.
 
'Türkiye’nin demokratik dönüşümü açısından önemli bir fırsat'
 
Türkiye’de demokratikleşmenin önündeki en önemli engellerden birinin çatışma ortamı olduğunu kaydeden Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürt sorununun çatışma ve şiddet zemininden çıkarılmasının Türkiye’nin demokratik dönüşümü açısından önemli bir fırsat yaratacağını belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkenin demokratikleşme şansı var. O da Kürt sorununun çatışma zemininden çıkması. Kürt sorununun çatışma ve şiddet zemininden çıkması, Türkiye’nin kendi demokratik dönüşümünün kapısını aralayabilecek, o büyük dönüşüme adım atabilecek, onu güçlendirebilecek biricik noktada duruyor. Savaşın, şiddetin, çatışmanın, ölümlerin olduğu bir yerde Türkiye’nin demokratikleşeceğini beklemek bir ham hayal.” 
 
'ilk kez bu denli güçlü bir yasal zemin'
 
Sürecin yasal bir çerçeveye kavuşmasının önemine dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, ilk kez bu denli güçlü bir yasal zeminden söz edildiğini belirterek, “İlk defa bu kadar güçlü, bir yasanın çıktığı, artık bir yasal çerçeveye kavuştuğumuz bir sürecin içerisindeyiz. Bu, Kürtlerin tarihindeki bütün çatışma çözümü deneyimlerine, barış deneyimleri açısından bir ilk. İlk defa evet, artık bu süreç açısından ortaklaşılmış, 467 kabul oyuyla Meclis’ten geçmiş, iktidarıyla muhalefetiyle, ana muhalefetiyle eksik de olsa desteklediği bir yasadan bahsediyoruz. Bu kadar kritik, bu kadar önemli bir dönemden bahsediyoruz. Bu dönemdeki bütün bu saldırıları iyi okumak gerekiyor” diye konuştu.
 
Panel, soru-cevap bölümünün ardından plaketlerin verilmesiyle sona erdi.