Devlet, ahlak rejimi ve kadın isyanı

  • 09:05 4 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Rojava’dan İran ve Rojhilat’a uzanan hatta kadın saçı, devlet ve çete şiddetinin hedefi olurken; kadınlar saçlarıyla bu şiddete karşı itirazını sürdürüyor. 
 
Rojava’da HTŞ’li bir çetenin, YPJ’li bir kadının saç örgüsünü keserek görüntülerini paylaşması, kadın bedenine yönelik şiddetin bir kez daha politik bir mesaj olarak kullanıldığını ortaya koydu. Saldırının ardından kadınların saçlarını örerek, açarak ve kamusal alanda görünür kılarak başlattığı eylemler, saçın Ortadoğu’da yalnızca bedensel değil, tarihsel ve politik bir anlam taşıdığını yeniden gündeme getirdi.
 
Bu hat, İran ve Rojhilat’ta kadın saçının 1979 İran İslam Devrimi’nden bu yana devletin kurduğu ahlak rejiminin doğrudan denetim alanlarından biri hâline getirilmesiyle kesişiyor. Zorunlu başörtüsü uygulamalarıyla birlikte kadın bedeni kamusal alanda sürekli gözetim, baskı ve cezalandırma politikalarına maruz bırakıldı. Kadınlar ise saçlarını açarak ve keserek bu denetime karşı açık bir itiraz geliştirdi. Saç, bugün İran ve Rojhilat’ta rejime uyum ile isyan arasındaki hattın en görünür alanlarından biri hâline geldi.
 
Devrim sonrası kadın bedeninin hedef alınması
 
1979 Devrimi’nin ardından İran’da kadınlar için kamusal alanda başörtüsü zorunlu hâle getirildi. Bu uygulamayla birlikte kadın saçı, devletin doğrudan müdahale ettiği ve denetlediği bir alan olarak düzenlendi. Saçın görünmesi “ahlaka aykırılık” olarak tanımlanırken, başörtüsüne uymayan kadınlar hakkında gözaltı, para cezası ve yargı süreçleri işletildi.
 
Bu denetimin uygulanmasında “ahlak polisi” olarak bilinen birimler aktif rol aldı. Ahlak polisleri, kadınların kıyafet ve saç görünürlüğünü gerekçe göstererek durdurma, fişleme, gözaltına alma ve cezalandırma yetkisiyle hareket etti. Böylece saç, yalnızca örtülmesi istenen bir unsur değil; devletin kadın bedeni üzerindeki sürekli gözetiminin aracı hâline getirildi.
 
Yasın ötesinde politik bir itiraz
 
İran ve Rojhilat’ta kadınların saç kesmesi, tarihsel olarak yas pratikleriyle ilişkilendiriliyor. Yakınını kaybeden kadınların saçlarını kesmesi, acının beden üzerinden dışa vurulduğu bir ifade biçimi olarak biliniyor. Ancak devlet şiddetinin yoğunlaştığı dönemlerde bu eylem, yasın ötesine geçerek politik bir itiraz hâline geldi.
 
Kadınlar saçlarını keserek, devletin kadın bedenine yönelik baskı ve şiddet politikalarına duydukları öfkeyi de görünür hale getirdi. Saç, bu yönüyle adaletsizliğe karşı geliştirilen bedensel bir direniş dili olarak öne çıktı.
 
Jina Emînî’nin katledilmesi ve kadın isyanı
 
2022 yılında Kürt kadın Jina Emînî’nin “saçı göründüğü” iddiasıyla ahlak polisi tarafından işkence edilerek katledilmesi, İran genelinde kitlesel eylemlerin başlamasına neden oldu. Kadınlar başta olmak üzere yediden yetmişe halk sokaklara çıktı.
 
Bu süreçte kadınlar başörtülerini çıkararak, yakarak ve saçlarını keserek protestolara katıldı. Saç üzerinden geliştirilen bu eylemler, kadın bedenini denetim altına alan ahlak rejiminin açık biçimde reddedildiğini gösterdi. Kadın bedeni, devletin kontrol ettiği bir alan olmaktan çıkarak itirazın kurulduğu politik bir zemine dönüştü.
 
‘Jin Jiyan Azadî’ ile ortak mücadele hattı
 
Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından eylemlerle birlikte “Jin Jiyan Azadî” sloganı İran ve Rojhilat’ta hızla yayıldı. Kürt kadın hareketinin mücadelesinden doğan bu slogan, kadınların yaşam, özgürlük ve eşitlik taleplerini ortak bir hatta buluşturdu.
 
Kadınların saçlarını açarak ya da keserek bu sloganla sokağa çıkması, beden üzerinden kurulan devlet denetiminin kabul edilmediğini ortaya koydu. “Jin Jiyan Azadî”, bir slogan olmaktan öte, kadınların kendi yaşamları ve bedenleri üzerinde söz sahibi olma iradesinin ifadesi hâline geldi.
 
Rojhilat’ta Kürt kadınlar ve saçın direniş dili
 
Rojhilat’ta Kürt kadınlar, hem İran devletinin baskı politikaları hem de ahlak rejimi nedeniyle çok yönlü bir denetim altında tutuldu. Kürt kentlerinde yoğunlaşan gözaltılar, şiddet ve infazlar, kadın bedeni üzerindeki baskıyı daha da derinleştirdi.
 
Eylemlerde Kürt kadınların ön saflarda yer alması, saç kesme ve açma eylemlerinin Rojhilat’taki tarihsel yas ve direniş deneyimleriyle birleştiğini gösterdi. Kürt kadınlar için saç, yalnızca rejime değil; inkâr, asimilasyon ve cinsiyetçi politikalara karşı da bir itiraz alanı oldu.
 
Saç üzerinden cezalandırma politikaları
 
İran rejimi, kadınların saç üzerinden geliştirdiği bu itiraza yine saç üzerinden karşılık verdi. Gözaltılarda zorla örtme, başörtüsüz fotoğrafların teşhir edilmesi, uzun süreli tutuklamalar ve hapis cezaları kadın bedenine yönelik sistematik şiddetin araçları olarak kullanıldı.
 
Uluslararası insan hakları kuruluşları, protestolar sırasında özellikle Kürt kentlerinde ağır şiddet, keyfi infazlar ve yaygın gözaltıların yaşandığına dikkat çekiyor.
 
Saç: İtaatin değil isyanın dili
 
Bugün İran ve Rojhilat’ta saç, itaatin değil açık itirazın dili olarak okunuyor. Kadınların saçlarını açması, kesmesi ve kamusal alanda görünür kılması, bireysel bir tercih olmaktan çıkarak kolektif ve politik bir eyleme dönüştü.
 
Saç etrafında yürütülen bu mücadele, yalnızca kadın haklarıyla sınırlı kalmıyor; kimliğe, yaşama ve halkların varoluşuna yönelen baskılara karşı sürdürülen özgürlük mücadelesinin merkezinde yer alıyor.