Elif Ekin Saltık: Kadın haberciliği eril medyaya karşı bir direniş hattı

  • 09:04 20 Nisan 2026
  • Güncel

  

Rabia Önver 
 
AMED - Gazeteci Elif Ekin Saltık, kadın haberciliğinin 19. yüzyıldan bu yana eril medyaya karşı gelişen bir direniş hattı olduğunu belirterek, kadın gazetecilerin devlet baskısı, patriyarkal yapı ve hak eşitsizliklerine rağmen dayanışmayla hakikatin izini sürmeye devam ettiğini vurguladı.
 
Kadınlar yalnızca haber üretmiyor; aynı zamanda hakikatin sesi oluyor, susturulmak istenen toplumsal gerçekliği açığa çıkaran bir mücadele hattı örüyor. Gazeteciler, devletin baskı politikalarına karşı hakikati savunma ısrarını büyütüyor. Gözaltılar, tutuklamalar, sansür ve hedef göstermelere rağmen geri adım atmayan gazeteciler, erkek aklının dizayn ettiği medyaya karşı kendi sözünü, dilini ve yöntemini yaratıyor.
 
Gazeteci Elif Ekin Saltık, kadın haberciliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Kadın haberciliği yeni bir alan ve dal değil’
 
Kadın haberciliğinin Türkiye basın tarihinde yeni bir alan olmadığını ifade eden Elif Ekin Saltık, 19. yüzyıldan itibaren kadınların, ana akım medyanın eril diline karşı kendi mecralarını oluşturduğunu dile getirdi. Elif Ekin Saltık, “19. yüzyılda çıkarılan dergi ve yayınlarla kadınlar bunun ilk adımlarını attı. Kadın yayıncılığı ve kadın haberciliği, kadınların toplum içindeki ataerkil mekanizmalara karşı söz kurduğu, sistemin ve politik yapının eksiklerini görünür kılmaya çalıştığı bir mecra oluşturma çabasıyla ortaya çıktı. 1990’lı ve 2000’li yıllara geldiğimizde ise dünyanın yalnızca kadınlardan oluşan ilk haber ajansı olan JINHA, Türkiye’de kuruldu” diye belirtti.
 
‘Kadınlar kimlik mücadelesi veriyor’
 
JINHA’nın kuruluşuyla birlikte eril tahakküme ve ataerkil dile karşı yeni bir perspektifin ortaya çıktığını söyleyen Elif Ekin Saltık, JINHA’dan JİNNEWS’e bu perspektifin korunduğunu ve sürdürüldüğünü ifade etti. Elif Ekin Saltık, “Bir taraftan da kadın emeği ve sınıf perspektifi temelinde yayıncılık alanları 2000’lerden sonra oluşmaya başladı. Ekmek ve Gül, Kadın İşçi, Çatlak Zemin bunlardan yalnızca birkaçı. Bunun dışında da daha birçok mecra var. Bu mecralar yalnızca sınıf perspektifinden bakmıyor; aynı zamanda kadınların kimlik ve hak mücadelesi açısından da kadın yayıncılığını ortaya koymaya çalışıyor. Kadınların özne olduğu, haklarını öğrendiği, yazdığı ve kendisini haberin içinde var ettiği bir alan yaratılmış oluyor. Bu da bugün basın tarihi açısından önemli adımlardan biri” dedi.
 
‘Kadınlar alanda birçok sorunla karşı karşıya kalıyor’
 
Ana akım medyanın hem dili hem de sunuş biçimi açısından sorunlu olduğunu söyleyen Elif Ekin Saltık, kadın yayıncılığı ve kadın haberciliğinin bu anlamda farklı bir işlev gördüğünü ifade etti. Elif Ekin Saltık, “Haberlere baktığımızda, ana akım medyada kadınların ya mağdurlaştırıldığını ya da yaşadıkları olayların dramatize edildiğini görüyoruz. Bugün kadın gazeteciler sokakta, iş yerlerinde ve çalıştıkları alanlarda pek çok sorunla karşı karşıya kalıyor. Hem devletin baskısıyla, hem faillerin tehditleriyle, hem de içinde bulundukları kurumlardaki ücret ve hak eşitsizlikleriyle mücadele ediyorlar. Ancak kadın gazeteciler, yaşadıkları baskı, mobbing, devlet şiddeti ve fail şiddetine karşı kurdukları dayanışmayla direniyor. Kadın gazetecilerin kurduğu kurumlar da bu açıdan çok önemli mecralar oluşturuyor. Aynı zamanda dayanışma alanları yaratıyor” şeklinde konuştu.
 
‘Güçlenerek birlikte hareket etmek gerekiyor’
 
Kadın haberciliğinin toplumsal mücadele açısından önemli bir alan olduğunu ifade eden Elif Ekin Saltık, “Herkesin, her kadının bir muhabir olduğu; bulunduğu alanda, iş yerinde, kampüste, sokakta ve evinin içinde birer muhabir olarak yer aldığı bir yayıncılık hattı çok önemli. Kadınların mektuplarıyla, yazılarıyla, haberleriyle, öyküleriyle ve şiirleriyle bu alanı genişletmesi ve güçlendirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kadınları da bu anlamda bu alanda yer almaya davet ediyoruz. Güçlenerek birlikte hareket etmek gerektiğini düşünüyoruz ve buradan kadınlara bir çağrı yapıyoruz” dedi.