Sömürüye karşı yükselen direniş (5)
- 09:01 29 Nisan 2026
- Dosya
Kooperatiflerle kolektif yaşamı örüyorlar
WAN - Kadınlar, kooperatifler ve dayanışma ağlarıyla hem ekonomik bağımsızlıklarını büyütüyor hem de sömürüye karşı kolektif bir yaşamı örüyor.
Kadınlar, Türkiye ve Kürdistan’da derinleşen ekonomik kriz, artan işsizlik, güvencesiz çalışma koşulları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine rağmen yaşamı yeniden kurmaya devam ediyor. Ev içindeki görünmeyen emeğin yanı sıra tarlada, atölyede, sokakta ve işyerlerinde üretimin asli yükünü sırtlayan kadınlar, tüm baskı politikalarına karşın kendi istihdam alanlarını yaratıyor. Dayanışma ağları, kooperatifler ve ortak üretim modelleriyle hem ekonomik bağımsızlıklarını büyüten hem de yaşamlarını kolektif bir biçimde yeniden inşa eden kadınlar, yoksulluğa ve sömürüye karşı direnişi örgütleyen temel güçlerden biri haline geliyor.
Dosyamızın bu bölümünde, kadınların kooperatifler aracılığıyla kurduğu dayanışma ve ortak üretim pratikleri üzerinden, emeğin nasıl özgürleşme alanına dönüştüğünü ele alıyoruz.
Kooperatiflerin kadınlar açısından önemi
Evin Kadın Kooperatifi gibi üretim temelli yapılar, birçok alanda kadınlara ekonomik istihdam sağlayarak komünal yaşam alanlarına katılımın önünü açıyor. Kadınların farklı iş kollarında yer almasını, kendi emeğiyle gelir elde etmesini ve ekonomik bağımsızlığını güçlendirmesini sağlayan kooperatifler, erkek egemen sisteme karşı alternatif bir yaşam modeli de sunuyor. Dayanışma, ortak üretim ve paylaşım esasına dayanan bu yapılar, kadınların hem toplumsal yaşamda söz sahibi olmasını hem de kendi ayakları üzerinde durmasını sağlıyor. Kadın emeğini görünür kılan kooperatifler, özgür ve eşit yaşamın inşasında önemli bir rol üstleniyor.
Kooperatifçiliğin komünal bir yaşam alanı olduğunu dile getiren kooperatif yöneticisi Yıldız Çetin, kadınların burada güçlerini açığa çıkarabildiğini ve ekonomik özgürlüklerini sağlayabildiğini ifade ediyor. İçinde bulundukları ekonomik kriz nedeniyle kadınların yaşam alanlarının daraldığını belirten Yıldız Çetin, “Bizler burada kadınların güçlerini açığa çıkararak istihdam alanları yaratıyoruz. Burası, her kadının gücünü birleştirdiği bir alan. Kadınlar istedikleri şeyleri yapabilir. Kadınlar hep erkek egemen sistemin baskısı altında kaldı. Bunların hepsine son verebiliriz. Kadınlar gelsin, burada birbirimize güç katalım. Kooperatif bana çok şey kattı. Kadın mücadelesi bana çok şey kattı. Kadın bilinci yaşamımda hayat buldu” ifadelerini kullanıyor.
‘Buradaki ruh komünal yaşamı ortaya koyuyor’
Kooperatifte üretim yapan kadınların emeklerinin karşılığını aldıklarında büyük mutluluk yaşadıklarını söyleyen Yıldız Çetin, birlikte üretmenin gücüne dikkat çekiyor. Yıldız Çetin, “Arkadaşlar kazançlarını aldıkları zaman çok mutlu oluyorlar. ‘Çocuğumla çarşıya çıkıp bir şeyler yapacağım’ ya da ‘Rahatlıkla alışveriş yapacağım’ diyorlar. Bir iş olduğunda kadın arkadaşlarımız hemen o işe yöneliyor. Burası kadınlara psikolojik olarak da iyi geliyor. Buradaki ruh komünal yaşamı ortaya koyuyor. Kadınlarla birbirimizi destekliyor, güçlerimizi birleştiriyoruz. Kadınlar burada kendilerini görüyor” sözlerine yer veriyor.
‘7 yıldır hamur işi yaparak geçimimi sağlıyorum’
Ekonomik olarak yıllardır yaşadığı zorluğu dile getiren kooperatif emekçisi Mevlüde Özgün ise emeğiyle ayakta durduğunu söylüyor. Yedi yıldır hamur işi yaptığını belirten Mevlüde Özgün, evde mantı, köfte, ceviz ve fıstık ürünleri hazırladıklarını ifade ediyor. Evin Kadın Kooperatifi ile daha sonra tanıştığını belirten Mevlüde Özgün,
bunun kendisine çok şey kattığına işaret ediyor. Mevlüde Özgün şöyle devam ediyor: “Eşim cezaevine girip çıkana kadar eve ve çocuklara ben baktım. Ne olursa olsun kendi emeğimle evimi geçindiriyorum. Çok fazla zorluk yaşadım. Kadınlar için çalışma alanları oldukça kısıtlı. Kadınlar her koşulda kendi ayakları üzerinde durmalı ve kendileri için çalışmalıdır.”
‘Bu ülkede yaşamak çok zor’
Erişte, mantı, içli köfte, yufka gibi birçok ürün ürettiğini ifade eden Mevlüde Özgün, sipariş usulü çalıştıklarını belirtiyor. Ekonomik özgürlüğünü emeğiyle kazandığını söyleyen Mevlüde Özgün, artan yaşam maliyetlerine şu sözlerle dikkat çekiyor: “İdareli bir şekilde geçimimizi sağlıyoruz. Un, et, yağ ve sebze çok pahalı. Kiralar çok yükseldi. Şu an çalıştığım iş yerinin kirası 20 bin TL. Bunu ödeyebilecek durumda değilim ama mecburum. Yine de idare ederek yaşamaya çalışıyoruz. Ekonomik olarak gerçekten çok zor. Bu ülkede yaşamak çok zor.”
Kadın dayanışmasıyla emeklerini büyütüyorlar
Evde de tüm yükün omuzlarında olduğunu belirten Mevlüde Özgün, aynı zamanda çocuklarıyla ilgilendiğini kaydediyor. İş yerinde kadınlarla birlikte çalıştıklarını ve birbirlerine destek olduklarını ifade eden Mevlüde Özgün, “Burada iki kadın arkadaşla çalışıyorum. Bazen onların işi çıkıyor, bazen benim. Birbirimize destek olmaya çalışıyoruz. Yardıma ihtiyacım olduğunda arkadaşlarım hemen geliyor. Çalışmak isteyen tüm kadınlara kapımız açık. Evde oturmak yerine çalışarak ekonomik özgürlüğünü kazanmak biz kadınlar için daha avantajlı” diye ekliyor.
‘Kadınlar kendilerini burada geliştirebilir’
Kadınların yalnızca ev içinde istihdam sağlayamayacağını vurgulayan Mevlüde Özgün, çalışmanın kadınlara özgürlük sağladığını dile getiriyor. Mevlüde Özgün şunları belirtiyor: “Çok fazla mağdur kadın var. Şiddet görmüş ve hiçbir şeyi olmayan kadınlar var. Onlar da buraya gelip çalışabilir. Burada kendi paralarını kazanıyorlar. Çalışmak psikolojik olarak da iyi geliyor. Kadınlar bir araya gelip sohbet ediyor, dayanışıyor. Buradan kazandıklarıyla evlerini geçindirebilirler. Bu işi kadınlarla birlikte büyütmek istiyorum. Bu alanda çok emek verdim. Kadınlar kendilerini burada geliştirebilir. Kadınlar ekonomik özgürlüklerini sağlamalı. Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadın, şiddet görse bile çoğu zaman sesini çıkaramıyor.”








