'Tacizlere geçit vermeyeceğiz'

  • 20:01 14 Mayıs 2026
  • Güncel
AMED – Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan bir yöneticinin, kadın çalışana dönük taciz iddialarına dair açıklama yapan Eğitim Sen, taciz, baskı ve mobbing iddiaları etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Tacize geçit vermeyeceğiz” dedi.  
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğtim-Sen) Amed Şubeleri, Yenişehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yönetici pozisyonunda olan erkek çalışanın kadın emekçiye dönük taciz iddialarına dair açıklama gerçekleştirdi. Müdürlük önünde gerçekleştirilen açıklamaya çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada, “İş yerlerinde baskı, mobbing ve tacizlere geçit vermeyeceğiz” pankartı açıldı. 
 
Burada açıklama yapan Eğitim-Sen 1 No’lu Şube Eşbaşkanı Saliha Zorlu, kadın emekçilerin çalışma hakkına, beden bütünlüğüne, onuruna ve kişilik haklarına yönelen her saldırının, aynı zamanda toplumun tüm demokratik değerlerine yönelmiş bir saldırı olduğunu belirtti. Taciz ve mobbingin ‘’kurum içi mesele’’, ‘’iletişim sorunu’’ ya da idari anlaşmazlık olmadığını vurgulayan Saliha Zorlu, bunların açık bir insan hakları ihlali ve suç olduğunu kaydetti. Yaşananlar münferit olmadığını dile getiren Saliha Zorlu, “Kadınların çalışma yaşamında karşı karşıya bırakıldığı erkek egemen tahakkümün, gücü makamdan ve iş pozisyonundan alan baskı kültürünün ve cezasızlık politikalarının sonucudur. Kamu kurumları kadınların korkutulduğu, susturulduğu ve yalnızlaştırıldığı alanlar değil, eşitliğin ve hukukun egemen olduğu alanlar olmak zorundadır” dedi.
 
'Hala aynı iş yerinde çalışıyor'
 
Saliha Zorlu, “Bahsi geçen iş yerinde,  bir kurum amirinin kadın çalışanın kişisel djiiital verilerine hukuk dışında ulaştığı, yaydığı, hem kişisel pozisyonunu hem de bazı kurumların etki alanını kendisi için güç oluşturmak için kullandığı, bu güce dayanarak kadın arkadaşa yönelik taciz ve baskı oluşturduğu bizlere de bildirilmiştir. Soruşturma talepleri ve hukuki süreç başlatılmış olmasına rağmen fail olduğu iddia edilen kişinin hala aynı iş yerinde çalışıyor olması açık olarak cezasızlık rejiminin burada da açığa çıktığını göstermektedir. Tüm bu süreçte üzülerek gördük ki yine bir kadın amir de fail olduğu iddia edilen kişi ile bazı eylemlerde ortaklaşmıştır. Yetkinin oluşturduğu, emeğe ve emekçiye yabancılaşmanın bir sonucu olarak değerlendirdiğimiz bu tutum, kadın kültüründen uzaklaşmanın da örneği olmuştur. Sürecin işleme biçimi ve mağdur edilen kadın arkadaşın da sanki fiilin bir parçasıymış gibi haksız olarak soruşturmada fail pozisyonunda gösterilmesi çokça şahit olduğumuz tacizden kadını sorumlu tutma pratiğinin bir devamıdır” şeklinde konuştu. 
 
“Altını çizerek söylüyoruz; hiçbir kadın emekçi erkek amirin baskısına boyun eğmek zorunda değildir” sözlerine yer verdi.
 
Talepler sıralandı 
 
Saliha Zorlu, şu talepleri dile getirdi: 
 
“*Taciz, baskı ve mobbing iddiaları etkin ve hızlı bir şekilde yürütülmelidir.
 
*Fail olduğu belirtilen kişi hakkında gerekli idari ve hukuki süreç gecikmeden işletilmeli, gerekli tedbirler alınmalıdır.
 
*Soruşturma süreçlerinde mağdur edilenin kimliğini hedef haline getiren, böylelikle soruşturma odağını muğlaklaştırmaya çalışan tutumlardan vazgeçilmelidir.
 
*Kamu kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları uygulanmalı, taciz ve şiddete karşı bağımsız başvuru mekanizmaları oluşturulmalıdır.
 
*İLO 190 imzalanmalı ve uygulanmalıdır.
 
*Kadın emekçilerin sessiz kalmaya zorlandığı her durumda failler cesaret bulmaktadır. Sessizlik erkek şiddetini büyütmektedir. Bu nedenle kadınların beyanları soruşturmaya esastır ve iddialar etkin, bağımsız ve şeffaf yürütülmelidir.”