DBP Kadın PM'den barış sürecinde kadın vurgusu
- 20:36 22 Temmuz 2026
- Güncel
AMED - DBP Kadın Parti Meclisi, 18 Temmuz'da Wan'da Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ve güncel siyasal gelişmeleri değerlendirmek üzere yaptığı toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.Bildirgede kadınların kalıcı barış ve demokratik toplumun inşasında öncü rol üstlenmesi gerektiği vurgulanırken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması çağrısı yapıldı.
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Parti Meclisi (PM) Wan'da 18 Temmuz'da Barış ve Demokratik Toplum Süreci, güncel siyasal gelişmeler ve örgütsel durumu değerlendirmek üzere yaptığı toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.
Toplantı sonrası açıklanan bildirge şu şekilde:
"18 Temmuz 2026 tarihinde Meclisimiz, Barış ve Demokratik Toplum İnşası süreci, güncel siyasal gelişmeler ve örgütsel durumumuzu değerlendirmek üzere Wan’da toplanmıştır. Kapitalist modernite, yaklaşık yüz yıldır savaş siyasetini farklı biçimlerde sürdürmektedir. Bugün de bu savaş, coğrafyamızda kimi zaman vekâlet güçleri, kimi zaman çete yapıları, kimi zaman ise doğrudan hegemon güçler eliyle devam ettirilmektedir. Bu süreçte, bölgedeki ulus devletlerin çıkarlarına hizmet eden reformist yaklaşımlar üzerinden, Üçüncü Dünya Savaşı ekseninde yeni bir yapılanma inşa edilmeye çalışılmaktadır. Ulus devlet anlayışının bir yüzünü ulusalcılık oluştururken, diğer yüzü halkların ortak mücadelesiyle değiştirilebilir. Halkların, inançların ve kimliklerin tanınma mücadelesine karşı kapitalist modernite güçlerinin sistematik müdahaleleri söz konusudur. Bu müdahalenin en görünür sonuçlarından biri ise kadın düşmanlığının derinleştirilmesidir. Bu nedenle Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü paradigma hayati bir öneme sahiptir. Kapitalist sistem, savaşı üreten ve ondan beslenen bir sistemdir. Çelişkileri derinleştirerek sömürgeci anlayışı yeniden üretir ve bu çelişkiler üzerinden kendisini büyütür. İsrail-Filistin meselesi bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum hamlesi ise Ortadoğu’daki krizleri doğru okuyan, 1990’lı yıllardan bugüne Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin bir paradigma sunmaktadır. Barış ve Demokratik Toplum paradigması; halkların kendi kendini yönetmesini, örgütlenmesini ve doğrudan katılımını esas alan, merkeziyetçi ulus devlet modeline alternatif toplumsal yaşam anlayışını ifade etmektedir.
'Kadınlar barışın öznesi olmalı'
Bu bağlamda toplumun yarısını oluşturan, aynı zamanda tarihsel olarak toplumsallığın kurucu öznesi olan biz kadınların demokratik siyaset alanında nasıl bir mücadele hattı oluşturacağı belirleyici önemdedir. Binlerce yıldır bu sistemleri tanıyor, çözümlüyor ve onlara karşı mücadele ediyoruz. Küresel kapitalist sistemin birer parçası hâline gelen bölge devletlerinin Kürdistan, Ortadoğu ve Türkiye'de izlediği politikalar ile yaşanan çok boyutlu krizlerin en ağır sonuçlarını kadınlar yaşamaktadır. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısıyla birlikte yaptığı değerlendirmelerde de vurguladığı üzere; kadınların onurlu ve kalıcı barışın sağlanması, barışın toplumsallaşması ve demokratik toplumun inşasında özne ve öncü olarak yer almaları tarihsel bir sorumluluktur. Tüm kadınlar bu bilinç ve sorumlulukla mücadeleyi büyütecektir. Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, özgür çalışma koşullarının oluşturulması ve baş müzakereci olarak kadınlarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirebilmesi, barışın kalıcılaşmasına önemli katkılar sunacak tarihsel bir gerekliliktir. Barışın kalıcılaşması ve demokratik toplumun inşası herkes için olduğu kadar kadınlar açısından da yaşamsal önemdedir. Bu sürecin en önemli adımlarından biri olan kök yasanın bir an önce çıkarılarak yürürlüğe konulması, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde önemli bir eşiğin aşılmasını sağlayacaktır.
Kadın katliamlarına dikkat çekildi
Kapitalist modernitenin tarihsel eril zihniyet temelinde yarattığı kadın ve doğa kırımının ulaştığı düzey ortadadır. Kadın kırımı, kültür kırımı ve çocuk kırımı, bu sistemin yarattığı tahribatın en ağır sonuçlarıdır. Son altı ayda kamuoyuna yansıyan verilere göre, TKDF'nin açıkladığı rakamlar en az 201 kadının erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdiğini göstermektedir. Bu tablo, kadına yönelik saldırıların coğrafya tanımaksızın her yerde sistematik biçimde sürdüğünü ortaya koymaktadır. Kadınların sistematik biçimde katledilmesine yol açan bu kastik yapılarla mücadele yaşamsal bir zorunluluktur. Binlerce yılda inşa edilen erkek egemen zihniyetle mücadelede çeşitli eğitim çalışmaları da büyük önem taşımaktadır.
Mücadele kararlılığı mesajı'
Sonuç olarak; Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlük, barış ve demokratik toplum perspektifine sahip çıkmayı, fiziki özgürlüğü sağlanıncaya kadar mücadeleyi büyütmeyi, kadın kazanımlarını büyütmeyi ve halklarımızın ortak geleceğini kadın öncülüğünde inşa etmeyi temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Demokratik toplumun kurucu öznesi olan kadınlar, bu sürecin hem taşıyıcısı hem de en güçlü güvencesidir. Mücadelemiz; özgür kadın, özgür toplum ve eşit yaşam hedefi doğrultusunda kararlılıkla sürecektir.







