Meral Danış Beştaş: Halkları ezen yangın, Sayın Öcalan’ın çağrısı ile söndü
- 21:11 7 Ağustos 2026
- Siyaset
ANKARA - Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülen ‘Çerçeve Yasa’ya ilişkin konuşan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, “Artık yeni yaşamın kurulması ve demokratik cumhuriyetin parlamentosunun halklara hizmet için canla başla çalışacağı günler için çabalamanın vakti gelmiştir” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hukuki zemininin oluşturulması kapsamında hazırlanan ve 5 Ağustos’ta 367 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifi Meclis Adalet Komisyonu’nda görüşülüyor. Siyasi partilerin komisyon üyeleri yasaya ilişkin değerlendirmeleri sürüyor. Komisyon toplantısı verilen aranın ardından Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş’ın konuşmasıyla devam ediyor.
‘İlk kez başka bir araç deneniyor, hukuk’
12 maddelik kök yasanın kabulünün ardından Türkiye bölgesinde Ortadoğu halklarının kalıcı bir barışa olanak yaratmanın eşiğinde olduğuna dikkat çeken Meral Danış Beştaş, Kürtlerin daima istisna hukuk altında yaşadığını, bugün bu alanın son bulması için bir kapının aralandığını ifade etti. Bu anlamda "yüzyıllık ilk" iddiasının retorik değil, tasnif edilebilir bir olgu olduğunu söyleyen Meral Danış beştaş, “Yüz yıldır bu meselede devletin elindeki araçlar ‘inkâr, cezaevi ve şiddet’ idi. İlk kez başka bir araç deneniyor, hukuk. 1925'ten bu yana devletin bu meseledeki yasama repertuvarı tedip, tenkil, iskân ve olağanüstü hâlden ibaretti. Bu metin, Cumhuriyet tarihinde ilk kez çatışmanın bitişini müzakere edilmiş bir çerçeveyle, kolektif ve onur kırıcı olmayan bir hukukla düzenliyor. Bir devletin bir meseleyi nasıl yönettiğini anlamak için o meseleye hangi dille hitap ettiğine bakmak gerekir. Türkiye, Kürt meselesine yüz yıl boyunca üç dille konuştu: idarenin gizli diliyle, istisnanın olağanüstü diliyle ve ceza hukukunun bastırıcı diliyle. Bu üç dilin ortak özelliği, muhatabını özne olarak tanımamasıydı, mesele yönetilecek bir tehdit, ıslah edilecek bir bölge, tasfiye edilecek bir yapıydı. İşte bugün tam da böyle yeni bir tarihsel dönemeçteyiz” dedi.
‘Çerçeve yasanın asıl politik anlamı, içeriğinden önce dilindedir’
Kök yasa ile birlikte, Meclis’te çıkarılan yasal metinlerde kurulan cümlelerde Kürtlerin sadece yüklem değil, özne olmasının önünün açılacağına inandıklarını kaydeden Meral Danış Beştaş, çerçeve yasanın asıl politik anlamının, içeriğinden önce dilinde olduğunu söyledi. Meral Danış Beştaş, “Devlet ilk kez bu meseleye olağan yasamanın, yani müzakere edilebilir, gerekçelendirilmiş, itiraz edilebilir ve kamusal hukukun diliyle konuşmasıdır. Bir diğer önemli husus ise imzaladığımız bu belgenin kendisidir. İlk imza sayfasında DEM Parti Eş Başkanları, Devlet Bahçeli ve Numan Kurtulmuş'un, Abdullah Güler’in yan yana imza atması bir ilktir. Cumhuriyetin kuruluş yılları, Kuvayı Milliye ruhuyla biçimlenmiştir. Halklar o günleri omuz omuza birlikte yaşamın gerçekleşeceği güne erme arzusu ile yaşamışlardı. 1919-1922 yılları arasında Kürt halkı, Türk halkı ve diğer tüm kadim halklar, omuz omuza bir varoluş mücadelesi vermiş, kapsayıcı bir ruhla hareket etmişlerdi. 1921 Anayasası, egemenliği millete verirken halkın kendi kaderini doğrudan yönetmesi ilkesini benimsiyor; vilayet ve nahiyelere geniş yerel yetkiler tanıyordu. Bu çoğulcu kuruluş imkânı, 1924 sonrasında merkezîleşme ve tek kimlikli yurttaşlık anlayışının güçlenmesiyle daraldı. Sonraki dönem, ortaklığın hukukundan çok isyan, bastırma, inkâr ve güvenlik siyaseti üzerinden şekillendi. Böylece Türk-Kürt ilişkisi, birlikte devlet kuran iki toplumsal gerçekliğin ilişkisinden çıkarılıp devlet ile ‘sorun’ arasındaki ilişkiye indirgendi” şeklinde konuştu.
‘Anti-hukuk mekanizmaları kaldırılmadıkça toplumsal barış kalıcı kılınamaz’
Tekçi anlayışın, Türkçe merkezli bir dil rejimi ve merkezileşmiş bürokrasinin; Kürt varlığını, dilini ve kültürünü, ‘tehdit’ ve ‘güvenlik sorunu’ olarak kodladığını vurgulayan Meral Danış Beştaş, Kürt olmanın ve Kürt doğmanın “illegal” sayıldığını dile getirdi. Yasaların da varlığı inkara hizmet etmiş olduğunu kaydeden Meral Danış Beştaş, “Kürt hariç” yasalarının bu tanımla ortaya çıktığını belirtti. Meral Danış Beştaş, “Bu anlayışla; olağanüstü yargılama ve cezalandırma rejimleri kalıcılaştı. Bu yasalardan sadece birkaç örnek vereceğim; ‘Hıyaneti Vataniye Kanunu, İstiklal Mahkemeleri, Umumi Müfettişlikler, Özel Yargı Düzenlemeleri, 12 Eylül sonrası DGM’ler ve özel yetkili mahkemeler. Takrir-i Sükun, Şark Islahat Planı. Kürt toplumunun varlığını inkara dönük bu yasal düzenlemeler ve nefret toplumunun inşası bizleri 90’lı yıllardaki faili meçhuller ve köy boşaltmalarla geçen karanlık dönemlere götürdü. Yüz yılın ardında Cumhuriyet ile aralanan demokrasi, adalet ve hukuk kapısından hep birlikte geçemedik. Dışarıda kimler kaldı? Kürtler kaldı, ötekileştirilen halklar ve inançlar kaldı. Her dönemeçte bu kapıyı ezilen halklar, inançlar sosyalistler, devrimciler, kadınlar, işçiler mücadeleleri ile aşındırdılar. Hepimiz tecrübe ettik ki; güvenlikçi ve tekçi zihniyet terk edilmedikçe, Terörle Mücadele Kanunu ve özel ceza rejimleri gibi anti-hukuk mekanizmaları kaldırılmadıkça toplumsal barışı kalıcı kılmak mümkün değildir” diye ifade etti.
‘Halkları ezen koca bir yangın, Sayın Öcalan’ın çağrısı ile söndü’
Görüşülen 12 maddelik kök yasanın, tek başına tüm bu yüz yıllık tarihsel ve hukuki yükü kaldırmaya yetmeyeceğine dikkat çeken Meral Danış Beştaş, kök yasanın, kök salması, yeni yasal düzenlemelerle desteklenmesi sayesinde gerçek bir kardeşlik ve adalet hukukunu örmenin mümkün olacağını kaydetti. Meral Danış Beştaş, “1920 ruhunun tamamına ermesi için görüştüğümüz yasa ile başlangıç yapılması son derece önemlidir. İşte şimdi sıra bizlerin; yani dışarıda bırakılan tüm kesimlerin bu hukuk kapısından içeri girmesinin sırasıdır. Parlamentoda çoğunluğun değil, çoğulculuğun egemenliğini sağlamak zorundayız. Halkları ezen koca bir yangın Sayın Öcalan’ın çağrısı ile sönmüş; artık yeni yaşamın kurulması ve demokratik cumhuriyetin parlamentosunun halklara hizmet için canla başla çalışacağı günler için çabalamanın vakti gelmiştir. Öyle bir eşikteyiz ki; Negatif barıştan pozitif barışa geçme imkânı doğmuş durumda. Kürtler buna hazır ama negatif barışın hukuksuz kaldığı her örnekte çözülme geri gelmiş, hukukla mühürlendiği örneklerde ise kırılgan başlangıçlar kalıcı düzenlere evrilmiştir. ‘Yüzyıllık ilk’ olan şey bir maddenin içeriği değil, bir eşiğin geçilmesidir: mesele istisnadan yasamaya, düşmanlıktan muhataplığa, lütuftan norma taşınmıştır. Bu eşiğin gerisine düşmek artık herkes için maliyetlidir” diye belirtti.
Atılması gereken adımlar
Meral Danış beştaş, acilen atılması gereken somut adımların olduğunu söyleyerek, bu adımları şu şekilde sıraladı:
“*Demokratikleşme için öncelikle güvenlikçi hukuk anlayışından vazgeçilmeli, yüzümüzü hakikate dönmeli ve geçmişle yüzleşmenin yolu açılmalıdır.
*Bu kapsamda TMK kaldırılarak ceza mevzuatı uluslararası insan hakları standartlarına uygun biçimde yeniden düzenlenmeli;
*İnfazda eşitlik ve adalet sağlanmalı, tecrit ve keyfi tahliye engelleri son bulmalıdır.
*Kayyım uygulaması kaldırılarak seçmen iradesi güvence altına alınmalı;
*Ana dilinde eğitim ve çok dilli kamu hizmeti hayata geçirilmeli, anadil yasakları tamamen kaldırılmalı
*İnanç özgürlüğünü güçlendiren ve ayrımcılığı ortadan kaldıran yasal reformlar gerçekleştirilmelidir.
*Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller ortadan kaldırılmalıdır.”
‘Demokratik cumhuriyet, halkların iradesine hizmet ederse meşruiyetini korur’
Demokratik cumhuriyetin parlamentosunun, ancak halkların gerçek iradesine hizmet ettiği müddetçe meşruiyetini koruyabileceğini vurgulayan Meral Danış Beştaş, “Elimizi güçlendirmenin yolu ise ülkenin tüm demokratik kesimlerinin bir arada durmasından, demokratik cumhuriyetin temel taşlarının birlikte örülerek demokratik toplumun inşasından geçer. Yüz yıllık bir ezberden kurtulmuş olmanın yaratacağı muazzam etkiyi düşünün. Artık bu cumhuriyetin kapısı herkese açık; her düşünceye, her inanca, bu toprakların kuruluş mayasını birlikte karanlara. Dayanışma ve toplumsal bütünleşmeyi güçlendireceğine inandığımız bu yasanın eksikliklerine rağmen tüm coğrafyaya kalıcı barış, adalet ve demokrasiyi getireceğine olan duygu ve inancımla hepinizi selamlıyorum” sözlerine yer verdi.







