İran’da baskı ve idamlar sürüyor

  • 15:43 21 Nisan 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Ateşkes ilanına rağmen İran’da gözaltı dalgası genişlerken, idam cezalarındaki artış ve iletişim kısıtlamaları sürüyor. 
 
Son çatışmalarda ateşkes ilan edilmiş olmasına rağmen, yayımlanan raporlar İran’da hükümetin halka yönelik baskılarının sürdüğünü ortaya koyuyor. Vatandaşların gözaltına alınması ve idam cezalarının artması, iletişim kısıtlamalarının da eşlik ettiği bir süreçte, temel hak ihlallerine ilişkin endişeleri büyütüyor.
 
Son haftalarda İran’ın farklı bölgelerinde çok sayıda gözaltı vakası rapor edildi. Bu gözaltıların çoğu, “düşmanla iş birliği”, “rejim aleyhine propaganda” ve “ulusal güvenliğe karşı faaliyet” gibi genel suçlamalarla gerçekleştirildi ve birçok durumda somut delil sunulmadı.
 
12 gözaltı 22 tutuklama
 
Gözaltı dalgasına ilişkin haberlerin devamında bugün gözaltına alınan 12 kişinin isimleri yayımlandı ve bu liste Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Özel Raportörü'ne ve uluslararası kurumlara iletildi. İnsan hakları örgütleri gözaltındaki kişilerin durumundan endişe duyarken, bugün 22 kişi “düşmanla iş birliği” iddiasıyla hapis cezasına çarptırıldı.
 
Ayrıca geçtiğimiz günlerde Rabat Kerim’de bir kişi “casusluk” iddiasıyla gözaltına alındı; kimliği ve detaylara dair bilgi paylaşılmadı. Zencan’da da “İsrail’le iş birliği ve bilgi aktarma” iddiasıyla gözaltına alınan bir kişinin, hangi koşullarda kaydedildiği bilinmeyen “itiraf” videosu yayımlandı.
 
Bin 800 kişi hakkında işlem yapıldı
 
Toplu gözaltıların sürdüğü bu süreçte, ülke emniyet teşkilatı yetkilisi “karşıt unsurlar, casusluk ve sabotaj faaliyetleriyle mücadele” kapsamında en az bin 800 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Ayrıca 900’den fazla kişinin de tespit edildiği ya da haklarında işlem yapıldığı belirtildi; ancak kimlik ve hukuki durumlarına ilişkin ayrıntı verilmedi.
 
Kadınlardan haber alınamıyor
 
İsfahan’da yaşayan Zeynep Şefiizade, 12 Nisan akşamı evine yapılan baskınla gözaltına alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Gözaltının mahkeme kararı olmadan gerçekleştiği, günler geçmesine rağmen nerede tutulduğu ya da sağlık durumuna ilişkin bilgi verilmediği aktarıldı. Ailesi, tüm başvurularına rağmen yetkililerden yanıt alamadıklarını belirtti.
 
Seqız kentinden Seher Mehdi de evinde gözaltına alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Bu gözaltının da yargı kararı olmadan gerçekleştiği ve halen hakkında bilgi bulunmadığı bildirildi. Tahran’da da bir kadın, “ülkeye ve güvenlik güçlerine hakaret içerikli paylaşımlar yapmak” iddiasıyla gözaltına alındı. Aynı zamanda, koşulları belirsiz bir “itiraf” videosu yayımlandı. Resmi kaynaklar ayrıca altı eyalette 35 kişinin “güvenlik tehditleriyle mücadele” kapsamında gözaltına alındığını açıkladı. Ancak kimliklerine dair bilgi verilmedi.
 
Cezaevinde kısıtlama
 
Eş zamanlı olarak Qızılhisar Cezaevi’nde tutuklulara yönelik hastane sevki, görüş, telefon ve internet erişimi gibi hakların kısıtlandığı bildirildi. İnsan hakları örgütleri bunu “psikolojik işkence” olarak değerlendirdi.
 
Meşhed’de avukat Şehre Haddadiyan hakkında “İsrail’le iş birliği” suçlaması yöneltildi. Daha önce gözaltına alınıp kefaletle serbest bırakıldığı ve suçlamaların bir kısmının dijital medya faaliyetleriyle bağlantılı olduğu ifade edildi. Huzistanlı akademisyen Sara Şehbazi’nin de gözaltına alındıktan sonra farklı cezaevlerine sevk edildiği, ancak dosyasına ilişkin net bilgi bulunmadığı aktarıldı.
 
Öğrenci ve avukatlar gözaltına alındı
 
Ayrıca Culfa’da dört kişi (iki yabancı uyruklu dahil) “İsrail ve ABD istihbaratıyla bağlantı” suçlamasıyla gözaltına alındı. Kaşan’da ise yurt dışında yaşayan üç kişinin mal varlığına el konuldu. Devlet medyası, Gilan’da dört kişinin “Mossad’la bağlantı” iddiasıyla gözaltına alındığını duyurdu. Bu iddiaların bağımsız şekilde doğrulanamadığı belirtildi. Tahran ve Meşhed’de 18 üniversite öğrencisinin bir araya geldikleri sırada gözaltına alındığı, bazılarının darp edildiği ve telefonlarına el konulduğu bildirildi. Çoğu serbest bırakılırken bazıları hakkında “ulusal güvenliğe karşı faaliyet” ve “propaganda” suçlamaları yöneltildi.
 
Bir kişi idam edildi
 
Bugün Amir Ali Mircafari’nin idam edildiği haberiyle güne başlandı. Resmi açıklamalara göre Amir Ali Mircafari, “bir camiyi yakmak” ve “Mossad bağlantılı bir ağla iş birliği yapmak” suçlamalarıyla idam edildi.  “Salı günü idama hayır” kampanyasının cezaevlerinde sürdüğü, ancak internet kısıtlamaları nedeniyle duyuruların aksadığı belirtildi.
 
İdam cezası verildi
 
Mahabad’da görülen davada, protestolara katılan Rauf Şeyh Ahmedî, Muhammed Feraci ve Muhsin İslamhane idam cezasına çarptırıldı. “Silahlı isyan” ve “yeryüzünde fesat” suçlamalarıyla verilen bu kararların işkence altında alınan ifadelerle bağlantılı olduğu iddia edildi. Muhsin İslamhane’nin 16 yaşında olduğu belirtildi.
 
2025’de bin 639 kişi idam edildi
 
Uluslararası iki insan hakları kuruluşunun raporuna göre, 2025 yılında İran’da en az 1639 kişi idam edildi; bu son yılların en yüksek rakamı olarak kaydedildi. En az 48 kadının idam edilmesi de dikkat çekti.
 
Ayrıca Muhammed Masum Şahi ve Hamed Velidi adlı iki kişinin “Mossad’la iş birliği” suçlamasıyla idam edildiği bildirildi. Ancak bu kişilerin gözaltı tarihleri ile suçlamalar arasındaki zaman uyumsuzluğu tartışma yarattı. Raporlar, idam edilenler arasında özellikle Kürtler ve Beluçların orantısız biçimde yer aldığını vurguladı.
 
Saha müdahalelerinde ölümler
 
İdamların yanı sıra güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu ölümler de rapor edildi. İsfahan’da bir kontrol noktasında Murtaza Mededi’nin öldürüldüğü, Ramsar’da bir vatandaşın müdahale sonrası hayatını kaybettiği ve Sine’den Zanyar Moradi’nin İlam’da güvenlik güçlerinin ateşi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.
 
Tüm bu gelişmeler, askeri çatışmaların azalmasına rağmen ülkede güvenlikçi politikaların sürdüğünü; gözaltılar, idamlar ve hak kısıtlamalarının sistematik biçimde devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, özellikle şeffaf olmayan suçlamalar ve bilgi eksikliği nedeniyle ciddi uluslararası endişelere yol açıyor.