'Kazanımlar kağıt üzerinde kalmamalı'
- 09:01 20 Ağustos 2026
- Güncel
Rojda Aydın
AMED - Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kalıcı bir barışa dönüşmesi için hukuki güvencelerin şart olduğunu belirten Dicle Kültür Sanat Derneği üyesi Belkız Süleymanoğlu, Çerçeve Yasa’nın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ile Kürt dili ve kültürünün statüsünü güvence altına alması gerektiğini vurguladı.
Kürt sorununun demokratik ve kalıcı çözümüne yönelik yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Çerçeve Yasa” tartışmaları devam ederken, yasanın kapsamına ilişkin beklentiler de gündemdeki yerini koruyor. Kürt halkının temel taleplerinin yasal güvenceye kavuşturulması beklenirken, tartışılan çerçevede Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne ve Kürt halkının dili ile kültürünün statüsüne ilişkin somut düzenlemelerin yer almaması eleştiriliyor. Sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için yalnızca çatışmasızlığın değil, Kürt halkının kimliğini, dilini, kültürünü ve siyasal iradesini güvence altına alan hukuki düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Konuya dair Dicle Kültür Sanat Derneği üyesi Belkız Süleymanoğlu konuştu.
‘Son derece önemli bir süreçtir’
Bu sürecin yaklaşık iki yıl önce başladığını ve önemli bir aşamada olduğunu hatırlatan Belkız Süleymanoğlu, “Bu süreç özellikle Kürt halkı için çok önemli. Çünkü bu, Cumhuriyet’in yüzüncü yılının başlangıcıdır ve bu yüzyılda Kürt halkı gerçekten çok ağır tecrübeler ve yaşanmışlıklar atlattı. Artık kimliğin kabul edildiği çok önemli bir aşamaya geldik ve bundan sonra daha farklı bir aşamaya geçiyoruz. Resmi anlamda bir kabul aşamasına giriyoruz. Bu açıdan önem taşıyan bir diğer husus da şudur: Bu sürecin amacına ulaşması ve kalıcı bir barışın sağlanması için, Türkiye'de yaşayan tüm halklar millet olarak birbirinden farklıdır. Türkiye çok renkli bir ülkedir; birçok millet birlikte yaşamaktadır. Her ne kadar tek bir kimlik altında toplansalar da birçok farklı kültür ve farklı kimlik vardır. Bu farklı kimliklerin eşitlik içinde birlikte yaşayabilmesi, kültür ve sanatlarını, dillerini ve kimliklerini özgürce yaşayabilmesi için bu sürecin hedefine ulaşması gerekir. Bu nedenle özellikle Kürt halkı ve Türkiye’de yaşayan tüm halklar için son derece önemli bir süreçtir. Ayrıca ‘entegrasyon’ kavramı hayatımıza yeni girdi. Ancak bu sürecin artık gerçekten hayata geçmesi gerekiyor. Karşılıklı kabul, birbirini tanıma ve ardından da birbirini tamamlama süreci mutlaka gerçekleşmelidir” dedi.
‘Sadece kâğıt üzerinde kalmamalı; pratikte yaşam bulmalı’
Kürt halkının yıllardır ağır bedeller ödediğini ancak mücadelesini sürdürdüğünü söyleyen Belkız Süleymanoğlu, kültür ve dil alanının da bu süreçten payını aldığını söyledi. Belkız Süleymanoğlu şöyle devam etti: “Kültür ve dil alanı da bundan nasibini aldı. En ağır baskı ve zorluklar kültür ve sanat emekçileri üzerinde yaşandı. Bu süreçte birçok arkadaşımız şehit düştü, birçok arkadaşımız da ülke dışına göç etmek zorunda kaldı. Çok ağır bedeller ödendi. Bu kadar ağır bedellerin ardından artık bir kazanımın da olması gerekiyor. Ancak bu kazanım yalnızca kâğıt üzerinde kalmamalı; pratikte yaşam bulmalı. Bu yük yalnızca Kürt sanatçıların ve kültür-sanat emekçilerinin omuzlarında değil. Tüm kültür ve sanat emekçilerinin, aydınların, dilbilimcilerin ve toplumun farklı kesimlerinin bu süreçte sorumluluk alması gerekiyor. Hepsinin bu sürece dahil olması gerekiyor. Her şeyden önce birbirimizi kabul etmeli ve birbirimizi tanımalıyız. Bunu yalnızca kendi içimizde değil, dışarıda da yapmalıyız.
Birbirini tanımak, beraberinde birlikteliği de getirir. Bu birliktelik oluştuğunda birlikte aktif çalışmalar da yürütülebilir. Birbirinin kültürünü ve kimliğini kabul etmek, bu doğrultuda çalışmalar yürütmek ve bunları geliştirmek son derece önemli. Çünkü bir halkı ayakta tutan en önemli unsurlardan biri kültürü ve sanatıdır. Bir halk, kendi kültürü, sanatı ve diliyle özgürce yaşamını sürdürebildiğinde özgür ve eşit bir yaşam mümkün olur. Tüm kültür ve sanat emekçilerinin omuzlarında büyük bir sorumluluk var. Bu sorumluluk aynı zamanda Türk halklarının ve farklı kimliklere sahip insanların da omuzlarındadır. Onların da bu süreçte yerlerini almaları, rol ve misyonlarını yerine getirmeleri gerekiyor. Biz her zaman söylüyoruz: Bu süreci güçlendirmek yalnızca Kürt halkının sorumluluğunda değil. Türkiye’de yaşayan sanatçıların da güçlü bir şekilde seslerini yükseltmeleri ve bu sürece destek vermeleri gerekiyor. Şarkılarıyla, açıklamalarıyla ve oyunlarıyla bu sürecin içerisinde yer almalılar” diye konuştu.
‘Entegrasyon sıradan bir şey değildir’
Entegrasyona da dikkat çeken Belkız Süleymanoğlu, “Entegrasyon sıradan ve kolay bir şey değildir. Biz entegrasyon dediğimizde birçok kişi kimliğimizden, kültürümüzden, sanatımızdan ve dilimizden vazgeçeceğimizi düşünüyor. Mücadeleyi bırakacağımızı sanıyorlar. Ama öyle değil. Entegrasyon bu demek değildir. Entegrasyon; birbirini tanımak, karşılıklı kabul etmek ve birlikte yaşamaktır. Kürt, Türk ve diğer farklı milletler olarak birbirimizi tanır, kabul eder ve birlikte yürürsek süreç zaten amacına ulaşacaktır” diye ifade etti.
‘Maddeler zayıf ve eksik’
Çerçeve Yasa’ya işaret ederek bunun bir başlangıç adımı olduğunu vurgulayan Belkız Süleymanoğlu, “Bazı şeyler kolayca ilerlemiyor. Zamanla Kürt kültürü ve dili konusunda da yasal olarak bazı adımların atılacağına inanıyoruz. Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü, Kürt dilinin statüsü, Kürt kültürü ve sanatı her ne kadar şu an çerçeve yasada yer almasa da gelecekte yer alacağını umut ediyoruz. Çünkü Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğü olmadan bu süreç yürütülemez. Nitekim bu süreç onun çabalarıyla başladı ve bugüne kadar geldi. Çerçeve yasada yer alan düzenlemeler oldukça zayıftır. Fiziki özgürlük için, kültür, sanat ve dil için derhal somut adımların atılmasını umuyoruz. Önümüzdeki süreçte bunun resmi ve yasal olarak bu süreçte yerini alması gerekir” şeklinde konuştu.
‘Dil ve kültür statüye kavuşmalı’
Son olarak Türkiye'de yaşayan tüm halklara, aydınlara, sanatçılara ve akademisyenlere çağrıda bulunan Belkız Süleymanoğlu, şunları söyledi: “Bu süreçteki sorumluluğumuzu birlikte yerine getirelim. Bu adım çok önemli bir adımdır. Pratik olarak çalışmaların içinde yer alalım. Kürt dilinin, kültürü ve sanatının statüsünü istiyoruz. Yurt dışındaki arkadaşlarımızın ülkelerine dönebilmesi için iyi yasaların çıkarılması gerekiyor. Bu süreçte hep birlikte kendi toprağımızda yerimizi alalım.”







